Romantik İlişkiler

Sevgi açlığı ve tercih edilememek nasıl geçer?

Gizli Kullanıcı31 Mayıs 2026 14:20

Neden böyle hissediyorum? Sebebini kısmen biliyorum. 20 yaşıma kadar sevgilim olsun gibi bir isteğim hiç yoktu. Hayat planlarımda da yer almıyordu. Yaşadığım darp travmasından sonra bu konu hayatımda çok önemli hale geldi diye düşünüyorum.

Daha sonra bir psikiyatriste gittim ve ilk günden ona karşı yoğun duygular geliştirdim. Yaklaşık 1 yıl danışanı oldum, sonra etik nedenlerle terapiyi sonlandırdı. Sonrasında yaklaşık 2 yıl boyunca ona karşı takıntılı denebilecek düzeyde yoğun duygular yaşadım. Zamanla başka terapi desteği alınca bu duyguları daha iyi yönetebilmeye başladım.

Şu an kendimde belirgin bir sevgi ve yakınlık ihtiyacı hissediyorum. Bazen biri bana biraz ilgi gösterdiğinde veya flörtöz davrandığında çok hızlı bağlanabiliyorum. Kısa sürede o kişiyi çok seviyor ve zihnimde önemli bir yere koyuyorum. Ancak bunu karşı tarafa aşırı şekilde yansıtmamaya, onun alanına saygı göstermeye çalışıyorum.

Buna rağmen ilişkiler veya flörtler genellikle çok kısa sürüyor. Çoğu zaman 1-2 hafta içinde karşı taraf uzaklaşıyor veya iletişimi bitiriyor. Bu durum bende reddedilme, yalnızlık ve aşiri değersizlik hislerini tetikliyor. Çok harap oluyorum.sanki Felaketler olmuş gibi oluyor.Sanki sürekli sevgiye, yakınlığa ve bir ilişkiye çok ihtiyaç duyuyorum ama bunu sürdüremiyorum. Bunun neden olduğunu ve bu yoğun bağlanma ihtiyacının altında ne olduğunu anlamak istiyorum.butun çiftleri kıskanıyorum.kufur ediyorum.sevgilisiyle aynı masada oturan çiftler görünce sinirim bozuluyor.

Bu soru 13 Temmuz 2026 11:29 tarihinde Psikolog Ecem Bakıner tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba sevgili danışan,


Yazdıklarınızdan ne kadar zihninizin karışık olduğunu ve aradığınız bazı sorulara cevap bulmakta ne kadar zorlandığınızı tahmin edebiliyorum. Yazdıklarınızı birlikte ele alalım isterim.


Aslında 20 yaşınıza kadar hayatınızda bir sevgilinin varlığına ihtiyaç duymamışsınız ya da belki de bu ihtiyacınızı daha geç fark etmişsiniz. Daha sonra yaşadığınız darp travmasıyla birlikte bu konu hayatınızda çok daha önemli bir yer kaplamaya başlamış. Burada sanki bir duygusal ihtiyacınız daha görünür hâle gelmiş gibi duruyor. Darp edilmek; içinizdeki "korunmaya, güvenmeye ve sevilmeye ihtiyacım var" tarafını daha görünür kılmış olabilir. Bunlar hepimizin sahip olduğu çok temel insani ihtiyaçlardır. Sevgi görmek, güvenmek ve birine bağlanabilmek, ruhsal iyi oluşun önemli parçalarındandır. Belki de yaşadığınız travma, zaten içinizde var olan bu ihtiyaçları daha belirgin hâle getirdi.


Peki sizce yaşadığınız o olay sizde tam olarak neyi sarstı? Güven duygunuzu mu, kendinize bakışınızı mı, yoksa dünyayı güvenli bir yer olarak algılama biçiminizi mi? Bazen bu soruların cevapları, bugün yaşadığımız duyguların kökenine ulaşmamıza yardımcı olabilir.


Psikiyatristinize karşı yaşadığınız yoğun duygular da bu çerçeveden bakınca oldukça anlaşılır görünüyor. Karşınızda sizi dinleyen, ciddiye alan, anlamaya çalışan ve yargılamayan biri var. Travma sonrasında böyle güvenli bir ilişkiyle karşılaşmak, psikiyatristinize yoğun bir bağ hissetmenize neden olmuş olabilir. Zihin bunu her zaman yalnızca "profesyonel bir ilişki" olarak algılamayabilir; bazen "Nihayet biri beni gerçekten görüyor ve anlıyor." şeklinde deneyimleyebilir. Bu nedenle yaşadığınız yoğun bağlanma duyguları, terapötik ilişkilerde zaman zaman görülebilen ve üzerinde çalışılabilen bir deneyimdir.


Şu an yaşadığınız tablo da bunun devamı gibi görünüyor. Biri size küçük bir ilgi gösterdiğinde, sanki içinizde uzun süredir susuz kalmış bir taraf "İşte aradığım şey bu." diyerek çok hızlı bağlanıyor. Bu durum, sevgiye duyduğunuz ihtiyacın "fazla" olmasından çok, bazı duygusal ihtiyaçlarınızın yeterince güvenli biçimde karşılanamamış ya da zaman içinde çeşitli yaşantılar nedeniyle sarsılmış olabileceğine işaret ediyor olabilir. Bu ihtiyaçların kökeni çocukluk yaşantılarında olabileceği gibi, ergenlik dönemindeki ilişkilerde, yaşadığınız travmalarda veya sonraki yaşam deneyimlerinizde de şekillenmiş olabilir. Size burada tanıdık gelen bir his var mı?


Çiftleri gördüğünüzde hissettiğiniz yoğun öfke de aslında üzerinde durulması gereken önemli bir duygu. Çoğu zaman öfke, tek başına ortaya çıkan bir duygu değildir; altında hasret, yalnızlık, özlem, dışlanmışlık ya da "Ben neden bunu yaşayamıyorum?" düşüncesinin oluşturduğu acı bulunabilir. Bu nedenle hissettiğiniz öfke, belki de en çok yakınlık kurabilmeye, sevilmeye ve ait hissetmeye duyduğunuz özlemin bir yansımasıdır.


Bir diğer dikkatimi çeken nokta ise, ilişkilerin sonlanmasını yalnızca bir flörtün bitmesi gibi değil, sanki çok daha büyük bir kayıp yaşıyormuşsunuz gibi deneyimlemeniz. "Felaket olmuş gibi hissediyorum." ifadeniz bunun ne kadar yoğun yaşandığını gösteriyor. Bu da bize, aslında ayrılığın yalnızca o kişiyi kaybetmekle ilgili olmadığını; belki de onunla birlikte hissettiğiniz umut, görülme, değerli olma ve yalnızlıktan çıkma duygusunun da kaybedilmiş gibi hissedildiğini düşündürüyor olabilir. Bu yüzden yaşadığınız acının şiddeti, ilişkinin süresiyle değil, o ilişkiye yüklediğiniz anlamla ilişkili olabilir.


Bu süreçte kendinize şu soruları yargılamadan sormayı deneyebilirsiniz: "Ben birine bu kadar hızlı bağlandığımda aslında tam olarak neyin ihtiyacını hissediyorum? Sevgi mi, güven mi, kabul görmek mi, değerli hissetmek mi, yoksa artık yalnız olmadığımı hissedebilmek mi?" Bu soruların tek bir doğru cevabı olmayabilir. Ancak bu ihtiyacın altında hangi duyguların bulunduğunu fark etmek, hem kendinizi daha iyi anlamanıza hem de gelecekte kuracağınız ilişkilerde daha güvenli bağlar geliştirebilmenize yardımcı olabilir.


Bunun yanında, yeni tanıştığınız kişilerle ilişkinin doğal ritmine biraz alan açmaya çalışmak da faydalı olabilir. Birini tanımaya çalışırken zaman zaman kendinize "Şu an bağ mı kuruyorum, yoksa içimdeki boşluğu hızla doldurmaya mı çalışıyorum?" diye sormanız, duygularınızı fark etmenizi kolaylaştırabilir. Bazen hissettiğimiz yoğunluk, karşımızdaki kişiden çok, geçmişten taşıdığımız ihtiyaçlarımızın sesi olabilir.


Eğer bu döngünün hayatınızda sık sık tekrar ettiğini, reddedildiğinizde yoğun bir değersizlik, umutsuzluk ya da terk edilme hissi yaşadığınızı fark ediyorsanız, bu örüntüyü bir psikolog eşliğinde çalışmanız oldukça kıymetli olacaktır. Özellikle bağlanma örüntüleriniz, travmanın etkileri ve duygusal ihtiyaçlarınız üzerine çalışmak; zamanla hem kendinizle ilişkinizi güçlendirebilir hem de kuracağınız romantik ilişkilerin daha güvenli ve doyurucu olmasına katkı sağlayabilir.


Kendinizi bu nedenle yargılamayın. Çünkü sevgiye ihtiyaç duymak bir zayıflık değildir. Belki de bugün sizi en çok yoran şey, sevilme ihtiyacınız değil; bu ihtiyacın uzun zamandır çok yoğun, çok yalnız ve tek başına taşınmak zorunda kalmış olmasıdır.


Tekrardan danışmak istediğiniz bir konu olursa her zaman sizin için burada olacağım

Sevgiyle Kalın

Psikolog Ecem Bakıner

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular