Psikoloji

Sevilme konusunu nasıl çözerim

Gizli Kullanıcı22 Nisan 2026 17:59

Ben hep başkaları tarafından çok sevilmek istedim; herkes beni sevsin. Ailemden yeterince ilgi ve sevgi alamadım, belki de bundandır. Ama ne yazık ki bu kadar istediğim şeyi bir türlü elde edemedim. Sevdim, sevilmedim; beni seveni sevemedim; hep bir yerde sıkıntı oldu. Sevilmeye, aşka olan inancım yok oldu çünkü hiç sevilmedim. Çevremdeki kızların ilişkileri var ve benim olmayınca ben de eksik diyorum. Asıl sıkıntı, bu zamana kadar hiç sevgilim olmadı. 20 yaşındayım, illa olması gerekmiyor yani. Ama insan başkasında olup kendinde olmayınca acaba ben sevilmeyecek biri miyim, diyor. Kendimi yeterince beğenip sevmiyorum; dış görünüş olarak bundan da kaynaklı olabilir. Ama o sevilme duygusunu çok tatmak istedim; sırtımı yaslayabileceğim biri olsun. Ben kendi evimde bile kendime yük hissettim; belki de bu yüzden insanların kalbine girebilmeyi çok istiyorum. Olduğum hâlimle sevilmek, ama nasip olmadı; bazen hiç olmayacak gibi geliyor. Dışarıdan bakılınca bunlar çok saçma sorunlar gibi gelebilir, ama bence sevilmek insanın en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biridir. Hayatta sevilmeye olan inancımı kaybettim; hayalini kurduğum hiçbir şeyi yaşayamadım; sanki hiç yaşayamayacak gibi hissediyorum. Ne yapabilirim?

Bu soru 2 Mayıs 2026 10:47 tarihinde Psikolog Songül Çiğel tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba sevgili danışan, 

Yazdıkların aslında hiç de küçümsenecek ya da “abartı” sayılacak şeyler değil. İnsan sevilmek ister; bu, en temel ihtiyaçlarımızdan biridir. Senin anlattıklarında da çok net bir şey var: Sevilmek senin için sadece güzel bir duygu değil, aynı zamanda “değerli miyim?” sorusunun cevabı gibi. Ailenden yeterince ilgi ve sevgi alamadığını söylemen de bunu açıklıyor. Çünkü insan çocukken yeterince görülmediğinde, büyüdüğünde bu eksikliği dışarıda tamamlamaya çalışır. O yüzden senin “herkes beni sevsin” isteğin aslında derinde “birisi beni gerçekten görsün ve olduğum hâlimle kabul etsin” ihtiyacına dayanıyor.


Ama zamanla bu ihtiyaç başka bir şeye dönüşmüş gibi görünüyor bana. Sevilmek senin için doğal bir şey olmaktan çıkıp, sanki kazanılması gereken bir şeye dönüşmüş. Bu da beraberinde şu düşünceyi getiriyor: “Eğer sevilmiyorsam, demek ki ben yeterli değilim.” Oysa bu bir gerçek değil, sadece zihninin kurduğu bir bağlantı. İnsan bazen yaşadıklarından yola çıkarak kendisi hakkında çok kesin yargılar geliştirir ama bu yargılar çoğu zaman eksik ve tek taraflıdır. Sen de “hiç sevilmedim” diyorsun ama belki de mesele hiç sevilmemek değil, istediğin şekilde sevilmemek ya da seni seven kişilerin sana tanıdık gelmemesi. Zaten sen de söylemişsin, “beni seveni sevemedim” diye. Bu genelde insanın alışık olduğu duygu biçimiyle ilgilidir. Eğer içten içe kendini değersiz hissediyorsan, sana değer veren biri tuhaf ya da çekici gelmeyebilir; ama seni zorlayan, seni eksik hissettiren biri daha tanıdık gelebilir.


Çevrendeki insanların ilişkileri olması ve senin olmaması da anladığım kadarıyla bu duyguyu daha da tetikliyor. İnsan kendini ister istemez kendisini kıyaslıyor ve “herkesin var, benim neden yok?” diye düşünüyor. Ama burada gözden kaçırdığın bir şey var: Bir ilişki içinde olmak, gerçekten sevilmek anlamına gelmez. Dışarıdan gördüğün şey sadece bir ilişki; o ilişkinin içinde ne kadar değer, ne kadar güven, ne kadar gerçek sevgi var, bunu bilemezsin. Yani aslında kendini, gerçekte ne olduğunu bilmediğin bir şeyle kıyaslıyorsun.


Yazdıklarının en derin kısmı ise “kendi evimde bile kendimi yük gibi hissettim” cümlesi. Bu duygu, insanın kendisiyle ilgili en temel inançlarını şekillendirir. Eğer bir insan kendini yük gibi hissederek büyürse, zamanla “ben istenmeyen biriyim” ya da “ben fazla gelirim” gibi düşünceler geliştirir. Sonra da ne kadar sevilmek istese de, biri yaklaşınca içten içe “beni tanırsa zaten gider” korkusu devreye girer. Bu yüzden bazen sorun sadece kimsenin gelmemesi değildir; geleni içeri alabilmek de zorlaşır.


“Sevilmeye olan inancımı kaybettim” demen de aslında bir vazgeçişten çok bir korunma gibi. Çünkü insan umut etmeyi bıraktığında, hayal kırıklığı yaşamaktan da kendini koruduğunu düşünür. Ama bunun bir bedeli olur: Hiç risk almamak, hiç açılmamak ve dolayısıyla gerçekten hiçbir şey yaşaymamak. Yani bir yandan üzülmemek için kendini korurken, diğer yandan yaşamak istediğin şeylerden de uzak kalırsın.


Burada yapabileceğin şey, kendine “neden sevilmiyorum?” diye sormaktan ziyade, bakış açını yavaş yavaş değiştirmeye başlamak. Sevilmeyi sadece romantik bir ilişkiye bağlamak yerine, hayatında farklı bağlar kurmaya alan açmak önemli. Çünkü bütün ihtiyacını tek bir kişiye yüklediğinde, o ilişki senin için bir ihtiyaçtan çok bir zorunluluğa dönüşür. Aynı zamanda kendinle kurduğun ilişkiye de bakman gerekiyor. Çünkü şu an kendine karşı oldukça eleştirel ve sertsin. İnsan kendine nasıl davranıyorsa, genelde o tarz ilişkileri hayatına çeker. Kendini sürekli yetersiz gören biri, farkında olmadan kendini öyle hissettiren ilişkilerin içinde bulabilir.


En önemlisi de şu: Sen “sevilmeyecek biri” değilsin. Ama şu an kendini öyle hissettiren bir hikâyenin içindesin. Ve bu hikâye değişebilir. Bu değişim birinin gelip seni seçmesiyle değil, senin kendine bakışını yavaş yavaş dönüştürmenle olur. Çünkü biri seni ne kadar severse sevsin, sen kendini değersiz hissediyorsan o sevgi sana yine eksik gelecek. Ama kendinle ilişkin değişmeye başladığında, hem kimi seçeceğin hem de nasıl sevileceğin de değişir.🌸

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Yorumlar

Gizli Kullanıcı

Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim gerçekten çok açıklayıcı olmuş teşekkür ederim ☺️

2 Mayıs 2026 19:58

Cevaplanmış benzer sorular