Son 2 senede hayatım değişti
Merhabalar son 2 senedir yaşadığım hayatın benimle alakasını anlamaya çalışıyorum. Kendimi çok fazla tanıyan biri olamadım çünkü belli bir ortamım olmadı. Liseden beri hep geçiçi arkadaşlıklar içerisinde bulundum. Bana sorsanız hepsi de kalıcı arkadaşlıklarda bana göre. Arkadaşlarımı seçemedim. Hepsinin hayatına öyle güzel dokundum ki bazılarını çok kriktik olayların içinden aldım evlilik vs her şeylerinde yanında oldun. İlişkilerimde de öyle liseden üniversite bitimine kadar olan süreçte 10 sene bir ilişkim olmuştu. Çok sessiz asosyal özgüvensiz biriydi. Resmen 10. Senenin sonunda o bana benzedi ben de ona. Sonra kendine çevre yaptı beni aldattı gitti. Bense tüm hayatımı günün sonunda ona göre yaşamıştım. Neden kendime hiç değer vermemişim neden her şey böyle başladı böyle devam eder mantığıyla gitti bilmiyorum. İnsanlar ilişki bitiyor ders çıkarıyor diğer ilişkiye arkadaşlıklara işlere geçiyor. Benim bunları atlatmam için evde kalıp uzun depresyonlara girip o duyguyu veya durumu tüketip çıkınca kendime geliyorum. Arkadaşlıklarımda bana yapılan yanlış davranışlara tahammül ediyorum. Ama onlar terapi alıp zaten doğru olanları öğrenince durumu bana kullanmaya başlıyorlar. Öz saygıları artıyor evet ama o zamana kadar vefa borçları bitiyor sanki. Hemen etiketleyip ben iyiyim doğruyum değerliyim diyip devam ediyorlar. Ama konu benim sınırlarım olunca keyiflerince davranıyorlar. Doğru ne kime göre nasıl davranacağım dengem o kadar şaştı ki. Son 2 senede bir ilişki yaşadım ama bu benim hayatımı öyle bir değiştirdi ki resmen hayatı öğretti bana. Önceden sevginin iyileştirici gücüne inanırdım. Aldatıldıktan sonra 4 sene geçmişti. Biriyle tanıştım. kıyafetlerimden ödün verdim mutlu güzel bir ilişkim olacaksa fedakarlık etmeye hazırdım. Ama o kişide eski ilişkisini unutamamış biriydi zamanla saklanan notlar rahatsız olmama rağmen duruyordu. Bana yalan söylüyordu bir şeyler gizleyip saklıyordu. İkimizde hayatımızın savrulduğu dönemde bulmuştuk birbirimizi ben hayatı hiç tanımayan biriydim. O ise eskiden çok sevmiş yorgun biriydi. Birlikte olamadık. Beklentiler uyuşmadı. Aradan 2 sene geçti bu süreçte bir yakın arkadaşım dediğim insanla tamamen bu terapi olayında örnek verdiğim olayı yaşadık ve tamamen bitirdik. Bir diğerinin her şeyinde en ön sırada ben varken o benim hayatıma hiç dokunmamış gibiydi. Hep bir arkadan konuşmalar hep bir suçlamalar. . Ne ben artık oradaki fedakar insanım ne anlayışlı ne de içinde sevgi tohumu kalan biriyim. Hayattan öyle uzaklaştım ki. İçimde hep bir yanım kendine güzel bir çevre kurmak istiyor. Ama kendime bakıyorum hiç geliştiremedim kendimi. Eski sevgilimin bu özelliklerinden dolayı ona çok özenirdim. Çok güzel okullarda okumuş çok güzel düzgün çevresi hep kendini geliştiren insanlar var etrafında hobileri çok güzel disiplinli bir yaşamı vardı. O hayatın içinde olmak isterdim. Aslında beni çeken de buydu başta. Kendi çevrem çok saçmaydı. hep evlilik çeyiz kafasında tiplerdi beni hep aşağı çeken insanlardı. Onu görünce gözümde çok idealleştirdim. Ama beklenti ve düşünce tarzlarımız uyuşmadı. Birlikte birbirimize bir şeyler katarız diye düşünürken bana öyle şeyler yaşattı ki. Hep gözden çıkarılan insan ben oldum. Benim hiç çevrem kalmadı. İşim yok yaşım gereği artık daha olgunum eskisi gibi her şeyin sevgiyle aşılacağı değil artık seni gerçekten kim düşünüyor sana gerçekten ne iyi geliyor bunları önemsiyorum. Hayata dar bir pencereden bakmayayım diyorum ama bu sefer de evde boş oturan ne istediğini bilmeyen birine dönüştüm. Şimdi o kişi pişman seviyor ama dönmüyor çünkü ben kıyafetlerime geri döndüm. Şöyle bir kafamda düşünüyorum evet çok güzel hayat tam istediğim gibi konuşma sohbet muhabbet çevre olarak ama ben oraya dönersem kıyafetlerimden ödün verirsem o hayal ettiğim hayatın tadını kendimmiş gibi çıkaramayacağım. Bir yere giderken o hayatın içindeyken aşk uğruna fedakarlık yapmış ama eğreti duran biri olacağım. Belki de bu o insana o insanın özelliklerine çekilmemden dolayı ama onunla çok güzel vakitte geçirdik. Benim hobilerim arkadaşlarım işim yok son 2 senede olanı da kaybettim. O insan benim fedakar olmamdan etkilendi gerçekten sevdiğim için çoğu zorlukta kaldığımı gördü o da bana bağlandı sevdi ama şu an dengeler öyle bir değişti ki bir arada olmak mı olmamak mı daha iyi bilmiyorum. Kendime edinmek istediğim hayat benden çok uzakta evet belki 1 senede bambaşka bir hayat başlar benim için ama yaşım 30 ve imkansız geliyor. Hayata çok uzaklaştım. Sizce ben kendimi tanırken bir yolu izlerken bu ilişkiye evet ya da hayır derken ne yapmalıyım.
Bu soru 11 Ağustos 2025 14:02 tarihinde Uzman Psikolog Gönül Tanır Durmaz tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhabalar, 🌿
Okuduğumda içimde derin bir yankı oldu; yaşadıklarınız, verdiğiniz emekler, hissettiğiniz hayal kırıklıkları öyle tanıdık ki, bazen insan bir cümlede bile bunca yılın yükünü hissedebiliyor. Verdiğiniz emeğin, gösterdiğiniz fedakarlığın bu kadar görünmez kalması, sizi bu kadar yorması gerçekten çok ağır. Bunun sadece hayatınızda tek bir noktadan değilde özellikle önemsediğimiz farklı noktalardanda sizi üzmesi büyük bir hayal kırıklığına neden olabilir.
Birçok kişi, ilişkilerde 'fedakar' olmayı neredeyse otomatik bir alışkanlık gibi yaşar; sevilmek, kabul görmek veya ilişkinin yürüyor olmasını sağlamak için sürekli kendinden ödün verir. Ama dikkatimi çeken şu oldu: Siz, başkalarının hayatına dokunurken, sanki kendinizin nerede bittiğini, sınırlarınızın tam olarak nerede başladığını arka planda bırakmışsınız. Birileri rahat nefes alabilsin diye, siz kendinizden çok kişi yaratmış gibisiniz. Bu da ilişkilerde belki sağlıklar sınırlar koymadan ilerlemenize neden olmuş olabilir. Burada önemli olan sağlıklar sınırlar koyabilmek ve hayır derken bazen fedakarlıklar yapmadan da alma verme dengesini yerin doğduğu ilişkilerde yer almak sizin için sağlıklı olandır. burada şu soruyu da sormak istiyorum neden bu kadar fedakarlık yaptınız hayatınızdaki insanlar için ? ☺️
Özellikle lise ve sonrası ilişkilerde başkasına olan uyum çabanız o kadar belirgin ki, neredeyse sizin hayatınıza odaklanmak yerine onların merkezinde, onların ihtiyaçlarını, acılarını hafifletmek için yaşamaya başlamışsınız. Birlikte olduğunuz kişiyle aranızdaki değişimi anlatırken, “O bana benzedi, ben de ona,” diyorsunuz. Bu tür uzun ilişkilerde sınırların erimesi çok doğal geliyor insana ama galiba biraz da kendi renginiz kaybolmuş gibi hissetmişsiniz.
Kıyafetlerinizden ödün verdiğiniz, hayallerinizi, isteklerinizi arka plana attığınız olaylar birikmiş. O çok arzuladığınız “o çevre”, “o hayat”, başkalarının disiplinini veya zevklerini idealleştirmeniz; sanki kendi öz potansiyelinizi hep birileri üzerinden kurgulamaya çalışmışsınız gibi… Hani bir arkadaş ortamında herkes kendini bulmuş gözükür de, siz hâlâ “Ben buraya ait miyim?” diye düşünürsünüz ya, işte sanki o duygu var satır aralarında.
Beni düşündüren bir şey var… Kendinizi bırakıp, bir başkasının istediği gibi olmayı denediğinizde, ilişkinizi sürdürebilmenin yolu olarak hep fedakarlığı seçmişsiniz. Fakat bu, zamanla içsel bir tükenmişlik yaratıyor. Hangi arkadaşlıktan veya ilişkiden bahsederseniz edin, hep bir yerden sonra gözden çıkarılan, anlaşılmayan ve vefasızlıkla karşılaşan siz olmuşsunuz. Bunu görmek, kabul etmek inanın kolay değil. Hele de insan sevilmek ve kabul görmek istiyorsa… Fakat artık bu kalıbın sizi ne kadar yorduğunu, ne kadar yalnızlaştırdığını ve hatta kendinize yabancılaştırdığını siz de fark etmişsiniz.
Şimdi “Yeniden başlamak için çok mu geç?” sorusu zihninizi kemiriyor olabilir. Ya da “Kendim olduğumda barınacak bir yerim olur mu?” Endişeleri hepimiz zaman zaman yaşarız; özellikle de yeni çevreler kurmak, iş ya da hobi edinmek, otuzlu yaşlarda bir sıfırlama yapmak… Kolay gibi anlatılıyor ama özünde cesaret gerektiriyor. Siz o cesaretle bile defalarca kendinizi ortaya koymuşsunuz aslında. Şu an kendinize şu soruyu da sorun tüm tabulardan toplumsal normlardan arındırdığınızda gerçekten “ben kimim?”
Belki de şu anda kendinizi yine bir yol ayrımında buluyorsunuz: Fedakar, başkaları için kendi çizgilerini silebilen biri mi olmaya devam edeceksiniz, yoksa bu sefer “Biraz ne hissetmek istiyorum?” sorusunu kendinize mi soracaksınız?Sevginin veya bir ilişkinin, ancak sizin gerçekliğinize alan açtığında tadının çıktığını, hissettiklerinize, bedeninize, zevklerinize sahip çıktığınızda huzurlu olabildiğini deneyimlemeye başlayabilirsiniz.
Belki şunu deneyebilirsiniz: Her sabah birkaç dakika durup kendinize “Bugün hayatımda kendi adıma neye izin veriyorum?” diye sorun. Bir hobi, bir kitap, yeni bir insanla tanışmak… Minik de olsa bir adım. Eski yaralardan, ilişkilerdeki hayal kırıklıklarından bağımsız, sırf “ben kimim” diye bakmaya başlarsanız, kendi alanınızı genişletebilirsiniz.
İlişkiye 'evet' ya da 'hayır' demek önemli bir karar. Oraya döndüğünüzde kendinizi yitireceksiniz hissi, aslında kendi sınırlarınızı sahiplenmenin vakti geldiğini gösteriyor. Bunu değiştirmek, önce kendinizi tanımak ve sınırlarınızı belirlemekle mümkün. Tek başınıza da denemeler yapabilirsiniz. Ama içsel sıkışmışlık büyürse, bu sürece destek alarak devam etmek de bir seçenek. Geçmiş, seçimlerinizin yönünü belirlese de, bundan sonrası için yepyeni yollar ve deneyimler mümkün.
İçinizden geçenleri burada paylaştıkça, sorularınız, tereddütleriniz aklınıza geldikçe yazabilirsiniz. Bambaşka bir hayatın eşiğinde olabilirsiniz; bazen küçük bir farkındalık, her şeyi değiştirebilir. 🌿
Zorlandığınız noktalarla ilgili bir terapistden de destek alabilirsiniz. Hayatınızla ilgili bazı noktaları daha derinlemesine çalışabilir ve kendinizi daha iyi tanıyabilir yaptıklarınızı birlikte anlamlandırmaya çalışabilirsiniz.
Sorunuz sizin için bir cevap olabildiyse, puanlayabilir ve görüşünüzü bizimle paylaşabilirsiniz. Bizlere sorularını yöneltmek isteyen başka arkadaşlarınız varsa onların da yararlanmasını sağlayabilirsiniz.
Sağlıklı günler dilerim.
Sevgiyle kalın.
Uzman Psikolog Gönül Tanır Durmaz
Yorumlar
Gizli Kullanıcı
Gülümsemenizi pek anlamasam da fedakarlık öğrenilmiş bir şey sanırım annem de böyleydi. Hayatta hep çıkış yolu olarak kaygı bozukluğum da var bu yolu seçtim. Yalnız kalma korkum yüzünden sürekli kontrolü kaybedecekmişim bir yol gösterenim yanımda birisi olmazsa kendi başıma bir hiçim algısı oluştu bende. Zaten hikayenin sonunu da kendim hazırladım kontrolü kaybedip kendi kendime yalnız kaldım. Kendini gerçekleştiren kehanet gibi. Çok fazla konu var çok fazla tükendim bu sene içinden çıkamıyorum cevabınız için teşekkürler
11 Ağustos 2025 15:09