Psikoloji

Son zamanlardaki kaygım

Gizli Kullanıcı17 Nisan 2026 02:08

Merhaba, 18 yaşındayım ve son dönemde yoğun kaygı ve zihinsel takılmalar yaşıyorum. Bu durum düşüncelerimi, kendimi algılama biçimimi ve günlük huzurumu belirgin şekilde etkiliyor. Genel olarak cinsellik ve fiziksel yakınlık konularına karşı mesafeliyim ve çoğu zaman rahatsızlık hissediyorum. Son günlerde istemediğim halde kısa süreli bir mastürbasyon davranışı yaşadım ve hemen durdurdum. Bu olaydan sonra yoğun suçluluk, tiksinme ve “kirlenmişlik/pislik” hissi oluştu. Özellikle bazı nesnelerin (örneğin çarşaf gibi) kirlenmiş olduğu düşüncesi zihnimde takılı kalıyor. En zorlayıcı nokta davranışın kendisi değil; sonrasında başlayan zihinsel süreç. “İstemediğim birine dönüşür müyüm, zamanla değişir miyim ve bunu normalleştirmeye başlar mıyım?” düşüncesi sürekli tekrar ediyor. Burada “değişmek” derken kastım; istemediğim davranışlara alışmak, değerlerimden uzaklaşmak ve kendimi kaybetmek hissi. Ayrıca inanç ve dinî konular da zihnimi etkiliyor. Özellikle kader ve irade ile ilgili düşünceler (“bir şey kaderdeyse Allah’ın bunu kalbime koyması ve bunun beni değiştirip değiştirmemesi”) kafamı karıştırıyor ve kaygımı artırıyor. Son dönemde ek olarak: - YKS sürecinde yoğun stres yaşıyorum (hedefim hukuk) - Aşırı düşünme, zihinsel döngüler ve kendini sürekli analiz etme arttı - Evlilik, bağlanma ve çocuk sahibi olma gibi gelecek temaları bende kaygı ve uzaklaşma hissi yaratıyor - Aile içinde bazı mahrem konulara maruz kalmam bu düşünceleri tetikliyor Sormak istediğim temel konular: - Yaşadığım durum yoğun kaygı ve obsesif düşünce döngüsü ile ilişkili olabilir mi? - İstemediğim kısa süreli davranışlar kişiliğimi veya değerlerimi değiştirir mi? - Yaşadığım “kirlenmişlik/pislik” hissi psikolojik bir tepki olabilir mi? - Dinî/inançsal düşünceler bu kaygı döngüsünü tetikliyor olabilir mi? - Bu tablo klinik düzeyde bir kaygı/obsesif süreç olarak değerlendirilebilir mi? Amacım kendimi daha iyi anlamak ve bu zihinsel döngüyü sağlıklı şekilde yönetebilmek. Utanarak yazdığımı da söylemek isterim.

Bu soru 17 Nisan 2026 14:46 tarihinde Psikolog Ecem Bakıner tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba sevgili danışan,


Ne kadar yoğun bir kaygı yaşadığınızı ve birçok düşünceyi aynı anda içinizde tutmanın verdiği sıkışmışlığı tahmin edebiliyorum. Yazdıklarınızdan, bir yandan da çok güçlü bir “doğruyu yapma, bozulmama, kendimi koruma” isteğiniz olduğunu hissediyorum. Bu iki durumun aynı anda var olması, zihinsel olarak oldukça yorucu olabilir. Bu nedenle paylaştıklarınızı birlikte biraz daha yavaş ve dikkatli bir şekilde anlamlandırmak isterim.


Öncelikle şunu söylemek isterim: Yazdıklarınız utanılacak şeyler değil. Birçok insan hayatının farklı dönemlerinde benzer düşünce ve duygularla karşılaşabilir. Ancak herkes bunu bu kadar açık ve net ifade edemez. Sizin bunu ifade edebilmeniz, iç dünyanıza karşı farkındalığınızın ve sorumluluk alma isteğinizin yüksek olduğunu gösteriyor.


Sürecinize biraz daha yakından baktığımda, zorlayıcı olan kısmın yaşanan davranıştan çok, o davranıştan sonra başlayan zihinsel süreç olduğunu görüyorum.Yani aslında sizi en çok yoran sorular; “İstemediğim birine dönüşür müyüm?”, “Zamanla değişir miyim?”,“Bunu normalleştirir miyim?” gibi düşüncelerin tekrar tekrar zihninize gelmesi gibi görünüyor.


Bu noktada şunu fark etmek önemli olabilir: Bazen zihin, bizi korumaya çalışırken ihtimalleri büyütür ve sanki bu ihtimaller gerçekleşmek üzereymiş gibi alarm verir. “Ya böyle olursa?” sorusuna kesin bir cevap bulana kadar da bu düşünceyi bırakmak istemez. Ancak bu arayış çoğu zaman bir rahatlama getirmek yerine, düşüncenin daha sık gelmesine ve daha güçlü hissedilmesine neden olabilir. Yani burada zorlayıcı olan şey sadece düşüncenin içeriği değil, düşünceyle kurulan ilişkinin kendisi olabilir.


Cinsellik ve yakınlık konusuna geldiğimizde ise; bu alanın sizin için zaten hassas ve mesafeli bir yer olduğunu paylaşıyorsunuz. Cinsellik çoğu zaman toplumda açıkça konuşulmayan, bazen de olumsuz anlamlarla yüklenebilen bir konu olabiliyor. Bu nedenle bu konuyla ilk karşılaşma biçimimiz, bize nasıl anlatıldığı ya da hangi deneyimlerle şekillendiği, bugünkü hislerimizi doğrudan etkileyebiliyor. Eğer bu konu size daha çok “ayıp, yanlış, uzak durulmalı” gibi bir çerçevede sunulduysa ya da yeterince sağlıklı ve açık bir şekilde konuşulmadıysa, bugün bu alana karşı mesafe, rahatsızlık ve hatta kaçınma hissetmeniz oldukça anlaşılır hale gelir. Ayrıca aile içerisinde mahrem bir konuya da maruz kalmanız, bu etkileri artırmış seviyede olabilir.


Burada kendinize şu soruları sormayı deneyebilirsiniz:

Cinsellik söz konusu olduğunda zihnim bana ne söylüyor?

Bu düşüncelere hangi duygular eşlik ediyor?

Bu duygular bana tanıdık mı, daha önce hayatımın başka alanlarında da benzer hisleri yaşamış mıydım?


Mastürbasyon deneyiminiz ve sonrasında oluşan “kirlenmişlik/pislik” hissine baktığımızda ise; bu hissin çoğu zaman fiziksel bir kirlilikten ziyade, zihinsel ve duygusal bir tepki olarak ortaya çıkabildiğini söyleyebiliriz. Özellikle bu konuda hassasiyeti olan kişilerde zihin, içsel bir rahatsızlığı dış dünyaya yansıtır gibi çalışabilir. Yani aslında ortada somut bir kir olmasa da, zihin “bir şey yanlış hissettiriyor” diyerek alarm verebilir. Bu da çarşaf gibi nesnelerin kirlenmiş hissettirmesine yol açabilir. Bu durum, deneyiminizin ne kadar yoğun olduğunu gösterir; ama aynı zamanda bunun zihinsel bir süreç olabileceğine de işaret eder.


Şunu özellikle ve net bir şekilde söylemek isterim: İstemediğiniz, kısa süreli bir davranışın sizi değiştirmesi ya da değerlerinizi ortadan kaldırması beklenen bir durum değildir. Bir davranışın kişinin kimliğinin parçası haline gelmesi; o davranışın tekrar etmesi, kişi tarafından benimsenmesi ve anlamlandırılmasıyla ilgilidir. Sizin anlattığınız durumda ise tam tersine bir durdurma, rahatsızlık duyma ve sorgulama hali var. Bu da aslında sizin değerlerinizin aktif olduğunu ve kendinizi korumaya çalıştığınızı gösteriyor olabilir. Yani burada bir “kaybetme”den çok, bir “koruma çabası” da olabilir.


İnanç ve dinî düşüncelerinizin bu sürece dahil olması da oldukça anlaşılır. Zihin bazen belirsizlikle baş etmeye çalışırken daha büyük, daha temel sorulara yönelir. “Kader”, “irade”, “bu düşünceler neden geliyor?” gibi sorular, bir anlam bulma çabasının parçası olabilir. Ancak bu sorular her zaman net bir cevap üretmek yerine, zihni daha fazla meşgul eden ve döngüyü sürdüren bir yapıya da dönüşebilir. Özellikle kaygı arttığında, zihin bu tür konulara daha çok takılabilir.


YKS sürecinde olduğunuzu ve önemli bir hedefiniz olduğunu da paylaşıyorsunuz. Bu da zaten başlı başına ciddi bir stres kaynağı. Bu stresin üzerine zihinsel döngüler, hassasiyetler ve duygusal yükler eklendiğinde, yaşadığınız zorlanmanın artması oldukça anlaşılır hale geliyor. Evlilik, bağlanma ve çocuk sahibi olma gibi konuların sizde kaygı uyandırması da, yakınlık ve cinsellik konularına dair hislerinizle bağlantılı olabilir. Bu başlıkların birbirini tetiklemesi oldukça doğal bir süreçtir.

Tüm bunları birlikte düşündüğümüzde; yaşadığınız süreçte kaygının arttığı, düşüncelerin tekrar ettiği ve zihnin sizi korumaya çalışırken biraz yorucu bir döngüye girmiş olabileceği düşünülebilir.


Bu noktada çoğu zaman işe yarayan şey, düşüncelerle savaşmak ya da onları tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak değil; onların gelip geçmesine alan açmayı yavaş yavaş öğrenmektir. Çünkü her düşünce, gerçek olmak zorunda değildir ve her düşünce sizi tanımlamaz.

Belki de burada kendinize şu soruyla yaklaşabilirsiniz: “Bu düşünce şu an burada ve bana bir şey anlatmaya çalışıyor olabilir, ama onu takip etmek zorunda mıyım?”

Ya da, “Bu düşünceyle birlikte kalabilir miyim, onu çözmek zorunda olmadan?”


Şunu da eklemek isterim ki, gerçek bir tanı koyabilmek için klinik gözlem ve görüşme yapılmalıdır. Anlattığınız tabloya göre bir kaygı artışı, tekrarlayan düşünce örüntüsü görünse de, bu konular bir psikolog eşliğinde gözlem gerektirmektedir. Tanı ancak bu şekilde konulabilir. Eğer bu süreç sizi zorlamaya devam ederse, bir uzmanla birlikte bu döngüyü ele almak oldukça destekleyici olabilir.


Tekrardan paylaşmak, danışmak istediğiniz bir konu olursa her zaman profilimden veya buradan bana ulaşabilirsiniz.


Sevgiyle Kalın

Psikolog Ecem Bakıner

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular