Sosyal Hayat

Sosyal becerilerimi kaybetmiş gibi hissediyorum

Gizli Kullanıcı23 Mart 2026 17:47

Arkadaşlarımla sıradan bir gün geçiriyoruz ve ertesi gün nasıl geçecek sıkıcı olmamalıyım diye sürekli strese giriyorum ve bu gerginlik beni sessizleştiriyor. Saçma bir şey söylemekten korkup kasılıyorum aptal birine dönüştüm. Derslerime dahi odaklanamıyorum unutkanlaştım herhangi bir yerde konuşan birileri gördüğümde acaba sürekli konuşacak ne buluyorlar diyorum eskiden böyle değildi.

Mesela bugün arkadaşlarım küstü 3 kişilik grubum vardı ve diğeri ile ben kaldım. Kendi kendime sürekli stres oldum çünkü yarın bütün sosyal beceri yükü bana kalmış olacak. Konuşacak onu bulmakta zorlanıyorum, mimiksiz oldum. Ayrıca biri birşey söylüyor belki normal birine saçma gelmeyecek olsa bile bana saçma geliyor.

Bu yüzden kimseyle konuşamıyorum mükemmelliyetçi birine benzedim

Bu soru 24 Mart 2026 06:20 tarihinde Psikolog Ecem Bakıner tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba sevgili danışan,


Yazdıklarınızdan gerçekten de ne kadar yoğun bir kaygı ve gerginlik hissettiğinizi tahmin edebiliyorum. Özellikle bu kaygının hayatınızın birçok alanını etkilemeye başlaması — arkadaşlık ilişkilerinizden derslerinize, odağınızdan kendinizle olan ilişkinize kadar — sizi oldukça yormuş gibi görünüyor.


Öncelikle şunu söylemek isterim ki, bu kaygıları hissetmeniz aslında arkadaşlığa ne kadar değer verdiğinizi gösteriyor. İletişiminizin güçlü olmasını istemenizin çok anlaşılır bir yansıması bu. Yani burada sosyalleşmekten kaçınma değil, “ya şimdi rezil olursam”, “ya saçma bir şey söylersem”, “ya tüm sosyal beceri yükü bana kalırsa” gibi düşüncelerle gelen yoğun bir kaygı hali söz konusu.

Bu his genelde şöyle başlar: Bir iki kez “keşke böyle demeseydim” dediğiniz bir an olur ve daha sonra zihin bunu büyütür. “Saçma konuşursam rezil olurum, sessiz kalırsam en azından hata yapmam.” Ve zamanla beyin, o sessizliği güvenli alan gibi görmeye başlar. Ama bu sefer de “niye konuşamıyorum, niye böyle oldum?” diyerek kendinize yüklenirsiniz.


Yani aslında çok yorucu bir döngünün içindesiniz:

Konuşsanız da kendinizi suçluyorsunuz, sessiz kalınca da “iletişim kurmayı beceremedim” diyerek yine kendinize yükleniyorsunuz… Her durumda suçlanan yine siz oluyorsunuz, fark ettiniz mi?


“Yarın sohbeti ayakta tutmak benim işim” diye düşünmek, tek başınıza üç kişilik bir performans sergiliyormuşsunuz gibi bir baskı yaratıyor. Oysa sohbet, tek kişinin kusursuzluğu değil, birlikte akan bir süreçtir. Bazen durur, bazen saçma şeyler söylenir, bazen de sadece yan yana oturulur. Her boşluk, “bende bir problem var” anlamına gelmez.


Bahsettiğiniz mükemmeliyetçilik de burada önemli bir yer tutuyor gibi görünüyor. Çoğu zaman mükemmeliyetçilik, “hata yaparsam sevilmem” korkusunun kılığına girmiş halidir. Sizde de bunun izleri var gibi. “Aptal oldum”, “mimiksizim”, “kimseyle konuşamıyorum” gibi cümleler, içinizdeki eleştirel sesin dilini gösteriyor bana. Belki de uzun zamandır kendinize oldukça sert davranıyorsunuz…


Ancak şunu da hatırlatmak isterim: Arkadaşlık dediğimiz şey her zaman mükemmel olmak zorunda değildir. Yeri geldiğinde birlikte sessiz kalmak, bazen saçmalamak, bazen çok derin konuşmalar yapmak da arkadaşlığa dahildir. Yani burada sadece bir kişinin tüm yükü aldığı bir yapıdan değil, en az iki kişinin birlikte oluşturduğu bir ilişkiden söz ediyoruz.


Burada yapabileceğiniz en önemli şeylerden biri, kendinize izin vermek olabilir.

Örneğin kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:

“Eğer biraz saçmalarsam ya da sessiz kalırsam en kötü ne olur?”

Zihniniz bu soruya oldukça sert cevaplar verebilir ama çoğu zaman gerçek hayatta bunun karşılığı bu kadar ağır olmaz.


Burada küçük bir şey denemenizi önerebilirim: Kendinize bilinçli olarak “mükemmel olmama hakkı” verin. Örneğin, bir sohbet sırasında aklınıza gelen çok da kusursuz olmayan bir cümleyi söyleyin ve orada kalmasına izin verin. Ya da bir an sessiz kaldığınızda bunu düzeltmeye çalışmak yerine sadece o anın geçmesine izin verin.


Sonrasında kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:

“Gerçekten düşündüğüm kadar kötü bir şey oldu mu?”

Çoğu zaman cevap “hayır” olacaktır. Ve bu, zihninize yeni bir deneyim öğretir: “Hata yapsam da ilişkiler devam edebiliyor.


Son olarak şunu söylemek isterim:

Hayatta her şey kontrol altında olmak zorunda değildir. Sosyal ilişkiler de bir performans alanı değil, içinde doğallık, belirsizlik ve bazen de küçük ‘kusurların’ olduğu bir bağ kurma alanıdır.

Belki de burada kendinize şu soruyu sormak iyi bir başlangıç olabilir:

“Ben kendime, bir arkadaşımın bana davrandığı kadar anlayışlı davranıyor muyum?”


Aşağıya da, çok kaygı hissettiğinizde kullanabileceğiniz egzersizler öneriyorum, dilerseniz uygulayabilirsiniz..

Tekrardan sormak, danışmak istediğiniz bir konu olursa her zaman profilimden veya buradan bana ulaşabilirsiniz.


Sevgiyle Kalın,

Psikolog Ecem Bakıner.


💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler

1
Bulut Meditasyonu
Bulut meditasyonu, zihinden geçen düşünceleri yargılamadan fark edip nazikçe bırakmayı öğretir. Düşü...
Meditasyon⏱️ 4 dakika
Psikoloğun Notu: özellikle strese girdiğiniz anlarda, mükemmeliyetçi düşünceler geldiğinde uygulayabilirsiniz.
Egzersizi açmak için tıklayın →
2
Renk Nefesi
Renk nefesi, nefes alırken pozitif bir rengi zihinde canlandırıp bedeninize davet etmeyi, verirken i...
Nefes Egzersizleri⏱️ 3 dakika
Psikoloğun Notu: Bu egzersizin size iyi geleceğini düşünüyoruz.
Egzersizi açmak için tıklayın →
alinti

İlginize teşekkür ederim

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular