Sosyal Kaygı, İletişim Sırasında Oluşan Bedensel Tepkiler ve Gelecek / Evlilik Üzerine Yaşadığım Yoğun Baskı
Merhaba Hocam,
Ben 27 yaşında, kamu kurumunda idari büro görevlisi olarak çalışan, hafif fiziksel engelli bir erkeğim. Sosyal ortamlarda yaşadığım yoğun kaygılar hayatımı ciddi şekilde kısıtlıyor.
Özellikle üstlerimle veya karşı cinsle iletişim kurarken, içimi büyük bir panik kaplıyor. O esnada göz teması kuramıyorum ve çenemde iradem dışında, istemsiz bir seğirme ve kasılma meydana geliyor. Karşı tarafın bunu fark etmesinden yoğun bir utanç duyduğum için iletişimi kesip hemen odama kaçıyorum.
Ailemle de evlilik konusunda derin bir vizyon çatışması içindeyim. Babam engelim sebebiyle bana "Zihinsel hariç ne bulursak kabulümüz, düzgün biri seni 3 günde bırakır" gibi acımasız senaryolarla yaklaşıyor ve özgüvenimi zedeliyor. Bense helal lokma kazanan bir memur olarak; birbirimizi çok seveceğimiz, gıptayla bakılacak, şefkat dolu asil bir yuva kurmak istiyorum. Ancak bu baskılar ve reddedilme korkusu beni kronik bir yalnızlığa ve huysuzluğa sürüklüyor.
İnsanların yüzüne korkusuzca bakabilmek, bu istemsiz çene kasılmalarımı kontrol altına almak ve içimdeki değersizlik hissini aşmak için nasıl bir tedavi yolu izlemeliyim? Bu durum aşılabilir mi? Teşekkürler.
Bu soru 5 Haziran 2026 12:28 tarihinde Psikolog Ecem Bakıner tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba sevgili danışan,
Yazdıklarınızı okurken satır aralarında oldukça yoğun bir yalnızlık, kırgınlık ve yorulmuşluk hissettim. Bir yandan sevilmek, anlaşılmak ve kendinize ait sıcak bir yuva kurmak isterken; diğer yandan insanların sizi nasıl değerlendireceğine dair kaygılarla mücadele ediyor gibisiniz. Özellikle iletişim kurmak istediğiniz anlarda bedeninizin de bu kaygıya eşlik etmesi, sizi hem zorlayan hem de zaman zaman çaresiz hissettiren bir döngünün içine sokmuş olabilir.
Dahası, size en yakın olması beklenen kişilerden gelen bazı sözlerin de bu yükü ağırlaştırdığını düşünüyorum. İnsan bazen başkalarından duyduğu sözleri zamanla kendi iç sesiymiş gibi duymaya başlayabiliyor. Bu nedenle bugün yaşadığınız değersizlik hissi yalnızca sosyal ortamlardaki deneyimlerinizle değil, yıllardır maruz kaldığınız bazı incitici mesajlarla da ilişkili olabilir.
Öncelikle şunu söylemek isterim ki; üstlerinizle ya da karşı cinsle iletişim kurarken yaşadığınız panik, göz teması kurmakta zorlanmanız ve çenenizde ortaya çıkan istemsiz kasılmalar birçok sosyal kaygı yaşayan kişide görülebilen tepkilere benziyor. Böyle anlarda zihin, "Ya beni yargılarlarsa?", "Ya rezil olursam?", "Ya kusurlarımı fark ederlerse?" gibi düşünceler üretebilir. Beden de bu düşünceleri gerçek bir tehlike gibi algılayarak alarm durumuna geçebilir.
Bir yandan da zihnimiz bazen bize küçük oyunlar oynayabilir. "Kasılmamalıyım", "Heyecanlanmamalıyım", "Çenem seğirmemeli", "Kötü görünmemeliyim" dedikçe, tam da kaçınmaya çalıştığımız şeye daha fazla odaklanabiliriz. Bu nedenle yaşadığınız kasılmaların kendisi kadar, o kasılmaların fark edilmesine yönelik korkunuz da bu döngüyü besliyor olabilir.
Öte yandan babanızdan duyduğunuz bazı ifadeler oldukça incitici görünüyor. Sürekli olarak kişinin yetersiz olduğu, istenmeyeceği ya da terk edileceği mesajını almak zamanla özgüven üzerinde derin izler bırakabilir. Bu nedenle bugün birileriyle iletişim kurarken yaşadığınız kaygının bir kısmı yalnızca o anki durumla değil, geçmişten bugüne taşıdığınız bazı yaralarla da bağlantılı olabilir. Bazen bu tür eleştirel mesajlar, yıllar sonra bile zihnimizin arka planında çalan bir radyo gibi varlığını sürdürebilir.
Burada aslında birkaç şey söylemek isterim: kasılmalarınız ya da yaşadığınız bu tepkiler, sizin kim olduğunuzu tanımlayan şeyler değildir. Bunlar daha çok içinizde “yetersizlik, kusurluluk” gibi duygularla verdiğiniz mücadelenin bir yansıması olarak ortaya çıkan istemsiz tepkiler olabilir. Ve şunu da özellikle söylemek isterim; birilerini sevmek, sevilmek ve bir aile kurmak sizin de herkes kadar hakkınız.
Çenenizdeki istemsiz kasılmaların kaygıyla ilişkili olma ihtimali bulunsa da, bunun yalnızca psikolojik
bir durum olduğunu varsaymak doğru olmayabilir. Bu nedenle bir nöroloji uzmanı, diş hekimi veya ilgili sağlık profesyonelleri tarafından değerlendirilmesi de faydalı olabilir. Böylece hem fiziksel hem de psikolojik etkenler birlikte ele alınabilir.
Size küçük bir egzersiz önermek isterim. Özellikle kaygı yaşadığınız sosyal durumların ardından kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
- O anda aklımdan hangi düşünceler geçti?
- Kendimle ilgili neye inanıyordum?
- En çok neden korkuyordum?
- Bu düşünce bana mı ait, yoksa geçmişte bana söylenmiş bir sözün yankısı mı?
Bu soruların cevaplarını not almak, zamanla kaygınızı besleyen düşünce kalıplarını fark etmenize yardımcı olabilir. Bazen yalnızca hangi sesin bize ait olduğunu, hangisinin geçmişten geldiğini ayırt etmek bile önemli bir başlangıç olabilir.
Sorduğunuz soruya net bir cevap vermek isterim: Evet, bu durum üzerinde çalışılabilir ve değişim mümkündür. Sosyal kaygı, özgüven sorunları ve değersizlik duyguları uygun psikolojik destekle önemli ölçüde hafifleyebilen konular arasındadır. Özellikle bilişsel davranışçı terapi gibi bilimsel temelli yaklaşımlar bu konuda etkili sonuçlar sağlayabilmektedir. Eğer bu zorlukların yaşam kalitenizi belirgin şekilde etkilemeye devam ettiğini fark ederseniz, bir psikologtan destek almanız faydalı olabilir.
Kapanırken şunu söylemek isterim: Tüm bu zorluklara ve kendinizle ilgili duyduğunuz ağır sözlere rağmen içinizde hâlâ sevgi dolu, şefkatli ve güvenli bir yuva kurma isteğinin canlı kalmış olmasıydı. Bu bana, içinizde umut eden ve ilişki kurmaya devam etmek isteyen güçlü bir tarafın hâlâ var olduğunu düşündürdü. Belki şu an kendinizi zaman zaman eksik, yetersiz ya da geride kalmış hissediyorsunuz. Ancak yazdıklarınızda ben; tüm zorluklara rağmen mücadele etmeye devam eden, geleceğe dair hayal kurabilen ve yaşamında bir değişim yaratmak isteyen birini görüyorum.
Bu hafta kendinize şu soruyu sormanızı isterim: "Benim için biraz zorlayıcı ama yapabileceğim en küçük sosyal adım ne olabilir?"
Mükemmel olmak zorunda olmadan, yalnızca o küçük adımı deneyin. Bazen değişim, büyük sıçramalardan değil, tekrar edilen küçük cesaretlerden oluşur.
Tekrardan danışmak istediğiniz veya destek olabileceğim bir konu olursa her zaman profilimden ya da buradan bana ulaşabilirsiniz.
Sevgiyle kalın.
Psikolog Ecem Bakıner
💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler
Renk Nefesi
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.