sosyal ortamlarda kusma korkusunu nasil yenebilirim
Ben kusarsam rezil olabileceğim yerlerde kusmaktan korkuyorum. Yaklaşık 2 yıl önce otobüsle bir yere giderken mide rahatsızlığımdan dolayı gerçekten midem bulandı, kusmamak için direndim ve kusmadım, ancak kusmamaya çalıştığım sürece yaşadığım stres ve panik ölümden beterdi. O günden sonra ne zaman sosyal bir ortamda bulunsam, boğazımda mide bulantısı gibi bir düğümlenme hissi yaşıyorum ve stres oluyorum. Bunu nasıl yeneceğimi gerçekten bilmiyorum. Gerçek bulantıyla benim yaşadığım kaygılı bulantı hissinin bir olmadığını yavaş yavaş anlamaya başladım. Bu beni az da olsa rahatlatıyor ama hâlâ dışarıda, otobüste, iş görüşmelerinde bu panik hâlini deneyimliyorum; örneğin ertesi gün bir yere görüşmeye gideceksem ve bir yolculuğa çıkacaksam, stres olmaya ve huzursuzluk yaşamaya başlıyorum; ya midem bulanırsa, ya kusarsam, kusmasam bile o panik hâlini yaşarsam diye endişe duyuyorum.
Bu soru 15 Nisan 2026 20:42 tarihinde Psikolog Hamide Güven tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba,
Yaşadığınız durum psikolojik açıdan genellikle bir kaygı koşullanması sonucu ortaya çıkar. Otobüste yaşadığınız o yoğun mide bulantısı ve kusmamak için verdiğiniz mücadele, zihniniz tarafından yalnızca fiziksel bir rahatsızlık olarak değil, aynı zamanda güçlü bir tehdit deneyimi olarak kaydedilmiş görünüyor.
Bu yüzden şimdi benzer ortamlara girdiğinizde bedeniniz otomatik olarak alarma geçiyor. Aslında şu an yaşadığınız şey mide probleminin kendisinden çok, ya tekrar olursa düşüncesinin yarattığı kaygıdır.
Boğazınızda düğümlenme, mide bulantısı hissi ve panik hali bu kaygının bedensel yansımalarıdır. Önemli olan nokta, sizin de fark etmeye başladığınız gibi, gerçek fiziksel bulantı ile kaygı kaynaklı bulantının aynı şey olmadığıdır; bu farkındalık, bu döngüyü kırmakta oldukça önemli bir adımdır.
Kaygı bu tür durumlarda genellikle bir kısır döngü oluşturur: Zihniniz ya kusarsam diye bir düşünce üretir, bu düşünce bedende kaygı yaratır, kaygı mide bulantısı hissini artırır ve bu fiziksel his de zihninizi doğrular gibi olur. Böylece siz aslında korktuğunuz şeyi değil, o korkunun yarattığı bedensel tepkileri yaşamaya başlarsınız.
Bu noktada en kritik mesele, bu belirtilerle savaşmaya çalışmanın çoğu zaman durumu daha da güçlendirmesidir. Kusmamalıyım, midem bulanmamalı gibi düşünceler, dikkatinizi sürekli bedeninize yönlendirir ve en küçük duyumu bile büyütür. Oysa bedeninizde olan şey tehlikeli değil, sadece rahatsız edicidir. Kaygı size zarar vermez; sadece yoğun bir alarm hissi yaratır.
Bu süreci aşabilmek için temel yaklaşım, kaçınmak ya da kontrol etmeye çalışmak yerine, bu hislerle daha farklı bir ilişki kurmayı öğrenmektir. Örneğin, dışarı çıkmadan önce gelen ya olursa düşüncelerini bastırmak yerine, onları fark edip “bu sadece kaygımın ürettiği bir senaryo” diyebilmeniz önemlidir.
Aynı şekilde, o an mide bulantısı hissi geldiğinde bunu durdurmaya çalışmak yerine, “şu an bedenim kaygı tepkisi veriyor, bu geçici” diyerek kabul edebilmek belirtilerin şiddetini zamanla azaltır. Paradoksal olarak, hislerle savaşmayı bıraktığınızda bedeniniz de sakinleşmeye başlar.
Ayrıca, kendinizi yavaş yavaş bu ortamlara maruz bırakmanız, yani otobüse binmek, sosyal ortamlarda bulunmak gibi durumları tamamen kaçınmadan ama küçük adımlarla deneyimlemeniz çok önemlidir. Çünkü beyniniz ancak bu deneyimlerin aslında düşündüğünüz kadar tehlikeli olmadığını yaşayarak öğrenebilir.
İlk başta zorlayıcı olabilir, ancak her deneyim, kaygı sisteminizin yeniden öğrenmesine katkı sağlar. Ayrıca bu süreçte bir psikologla çalışmak, hem düşünce kalıplarınızı hem de bedensel tepkilerinizi yönetmenizde oldukça etkili olur. Eğer bana başka sormak istediğiniz bir şey olursa veya konuşmak isterseniz burada olacağım. Süreci birlikte ilerletebiliriz.
Umarım yazdıklarım sizin için faydalı olmuştur. Görüşmek dileğiyle.
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.