Sürekli ihanet ediyormuşum hissi nasıl biter?
Merhaba, benim 3,5 yıldır devam eden bir ciddi ilişkim var sevgilimi gerçekten çok seviyorum, sorunlarımız olsa bile sağlıklı şekilde iletişim kurup çözebildiğimize inanıyorum. Ama benim kedimle alakalı diğer karşı cinslere karşı sürekli tetikte olmak mı denir bilmiyorum ama öyle bir durumum var sanırım. Bir ortamda özellikle çok aktif bi şekilde gözlem yapıyorum ve birisi bana biraz farklı baksa tak diye algılıyorum mesela ders çalıştığım bir kafede bi çocuk bana düzenli bakıyor diyelim bundan eminsem çocuğa asla bakmam bundan yana bir problemim yok ama bakmayı kesti diyelim bu kez mesela bidaha farketsin devam etsin diye işim olmasa da bi kalkıp tuvalete gidiyorum ne bileyim başka bir şey yapıyorum. Kendimi bu tarz şeylerin önüne geçmek için çok zorladım. Tek bir kişiye de böyle olmuyor bu arada sanırım genel anlamda böyle bir takıntım var. Müzik dinlemeye ciddi anlamda bağımlı insanım kafamda bazen o kişiyle senaryolar da kuruyor oluyorum yürürken müzik eşliğinde. (Ama karşılıklı aşk senaryosu değil o kişi bana aşıkmış senaryosu falan) ve sorguluyorum kendimi tamam diyorum olabilir hoşlanmaya mı başladın ama hayır yani cidden tipim bile değil zaten bana ilgisi apaçık olsa ben anında normale dönücem ve dediğim gibi bir kişi de değil insan ayırt etmeden bu durumu yaşıyorum. Haliyle aldatıyormuş gibi hissediyorum, sevgilime de ucundan anlattım hislerimi yanlış geldiği için anlayışla karşıladı hani sorun değil dedi ama benim içim içimi yiyor. Mesela daha da uç kısmı bir kişiyle alakalı yine böyle bir şey hissettim diyelim müzik dinlerken senaryolarımda artık şey de olmaya başlıyor diyelim kötü bi mesleği var tamam daha iyi bi mesleğe geçer falan diye oldurmaya çalışıyorum hani olmayacak şeyler varsa o kişiyle alakalı. ama hani neden böyle bir şeye gerek duyuyorum ki dediğim gibi sevmiyorum da hoşlanma bile yok ama adı ne bu durumun, niye çoğu kişiye böyleyim psikoloji öğrencisiyim ama henüz cevabını bilmiyorum ve beni çok üzüyor. Hani herkes bana aşık değil ama neden böyleymiş gibi hissediyorum veya böyle oldurmaya çalışıyorum aklım direkt buna gidiyor bilen birinin bana yaptığın aldatma değil demesini çok isterdim. Küçükken de buna benzer durumlar hissediyordum ama sevgilim olmadığı için sorgulama ihtiyacı hissetmiyordum. Bir defasında yapay zekayla konuşurken bile ona karşı böyle düşündüğüm olmuştu...
Bu soru 6 Şubat 2026 20:22 tarihinde Psikolog Emine Sena Uzun tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba sevgili danışan,
Karşı cinse ilgi duymaktan çok, “fark edilme” ihtiyacının zihinde sürekli kontrol edilmesidir. Ortamda biriyle göz göze gelindiğinde ya da bir bakış fark edildiğinde, zihin hemen bunu anlamlandırmaya çalışır: “Bana bakıyor mu?”, “Hâlâ bakıyor mu?”, “Neden kesti?” Bu noktadan sonra mesele, o kişiye yönelen bir istekten çok, fark edilip edilmediğini test etme haline dönüşür. Kalkıp yer değiştirme, tuvalete gitme gibi davranışlar da bu kontrol ihtiyacının bir parçası olur.
Süreçte müzik dinlerken kurulan senaryolar da romantik bir arzuya değil, daha çok zihnin boşlukları doldurma çabasına işaret eder. Kurulan hikâyelerde karşılıklı bir aşk değil, “bana ilgi duyulan” bir kurgunun olması tesadüf değildir. Zihin burada, “değerliyim, çekiciyim, fark ediliyorum” duygusunu canlı tutmaya çalışır. Bu yüzden senaryolar bir kişiye saplanıp kalmaz; ortam, kişi ya da bağlam değişse bile aynı düşünce biçimi kendini tekrar eder.
Durumun aldatma gibi hissettirmesinin nedeni, zihindeki düşüncelerle kişinin değerleri arasındaki çatışmadır. İlişkiye bağlılık sürerken, zihnin başka yönlere gitmesi “yanlış bir şey yapıyorum” hissini doğurur. Oysa düşüncenin akla gelmesi ile kişinin bunu eyleme dökmesi arasında büyük bir fark vardır. Burada görülen şey, isteyerek seçilmiş bir yönelim değil; zihnin otomatik olarak ürettiği bir senaryodur. Düşünce gelmiş olması, onu istemek ya da ona inanmak anlamına gelmez.
Çocuklukta da benzer hislerin yaşanmış olması, bu örüntünün ilişkiden bağımsız olduğunu düşündürür. Yani mesele mevcut sevgiliye duyulan yetersizlik ya da bastırılmış bir arzu değildir. Daha çok, kişinin kendilik değerini zaman zaman dışarıdan onayla yoklama eğilimidir. Zihin, “biri bana ilgi duyuyor mu?” sorusunu, rahatlatıcı bir cevap bulana kadar kurcalamaya devam eder.
Burada önemli olan nokta şudur: Bu yaşananlar bir sadakatsizlik davranışı değildir. Çünkü ortada bilinçli bir yönelme, karşılıklı bir ilişki kurma isteği ya da sınır ihlali yoktur. Aksine, sınırların farkında olunması ve bu düşüncelerden rahatsızlık duyulması, değerlerin hâlâ sağlam olduğunu gösterir. Kişiyi yoran şey, düşüncelerin kendisinden çok, bu düşüncelere yüklenen anlamdır.
Sonuç olarak, burada görülen durum bir “başkalarını isteme” hali değil; zihnin fark edilme ve değerli olma temasını tekrar tekrar yoklamasıdır. Bu döngü anlaşıldığında, düşüncelerin her ortaya çıktığında ciddiye alınması ya da bastırılmaya çalışılması da anlamını yitirir. Zihin bazen gerçeği değil, alışkanlıkla öğrendiği yolları takip eder. İyileşme de, bu düşünceleri düşman gibi görmekten değil, onları oldukları yerden tanıyabilmekten geçer.
💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler
5 Duyu Farkındalık Taraması
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.