Sürekli sevdiklerimi kaybetme kaygısı yaşıyorum
Ben 19 yaşındayım 9 aydır evli 7 aylık hamileyim . Bunu hiç bu kadar açık dile getirmemiştim . Evliliğimin başından beri eşimle ya da ailesiyle ne zaman mutlu bir an yaşasam hep kendi aileme ihanet etmiş gibi hissediyorum ( herkesin rızasıyla gerçekleşmiş bir evlilik) sanki ailemi yalnız bırakmışım bensiz hiçbirşey yolunda değil gibi en çok da sanki her an annem ölecekmiş gibi hissedip öyle düşünüyorum annem gözümde o kadar saf ve iyi niyetli ki hayatının yoğunluğundan dolayı ona sürekli üzülüyorum ona karşı kendimi suçlu hissediyorum sanki herkes hepimiz ona kötü davranıyormuşuz gibi bu değer mi yoksa psikolojik bir problem mi bilmiyorum ama sanırım ona karşı bir bağımlılığım var ve bu bağımlılık sürekli kaybetme korkusunu getiriyor senaryolar kuruyorum kafamda şöyle olucak böyle olucak annem ölücek ondan sonra bunlar bunlar olucak hep bir felaket düşüncesi var mesela bu hafta yoğunlukla annemi böyle düşünüyorum ya bazen de eşim için babam için kardeşim için aynılarını düşünüyorum ama hiçbir zaman anneminki kadar ileri olmadı ve bazen kendim için genç yaşta ölücem çocuğumu doğururken ölücem ben ölünce şöyle şöyle olucak mesela gece yarısı eşim yanımda uyuyor ben ona sarılıp uyumak yerine onun ölüm seneryosunu kafamda canlandırıp kendime acı çektiriyorum sürekli bir gelecek kaygısı sürekli eşimin anne babasına iyi davransam sanki kendiminkilere ihanet ediyorum sanki evlendim ya onları terk ettim mesela babam şehir dışında çalışmaya gidicek bu hafta annem 10 yaşındaki kardeşimle evde yalnız kalıcak eskiden üçümüz kalırdık ama artık ikisi kalıcak ya anneme bişey olursa ikisi yalnız başlarına kalınca ya başlarına bişey gelirse eve biri girerse bazen bunların da ilersine gidiyorum dışarda kavga çatışma çıkarda kurşun camdan anneme isabet ederse düşüncemin mümkün olmadığının ve aşırı derecede saçma olduğununun farkındayım ama engel olamıyorum beynimi kemiriyor ruhumun enerjisini sömürüyor sanmayın ki hamilelikten ben hep böyleydim sadece bazen çok ağır basıyor mutlu olamıyorum mutlu anlarımı kendi kendime cehenneme çeviriyorum lütfen bana yardım edin
Bu soru 15 Nisan 2026 20:52 tarihinde Psikolog Hamide Güven tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba,
Anlattıklarınız değerli olmak ile psikolojik bir yük taşımak arasındaki farkı çok net gösteriyor. Annenize duyduğunuz sevgi ve bağlılık çok kıymetli; ancak sizin yaşadığınız şey sadece sevgi değil, bunun üzerine eklenmiş yoğun kaygı, suçluluk ve felaket senaryoları. Yani bu durum, psikolojide sık gördüğümüz bir tabloya benziyor: ayrılma kaygısı + genelleşmiş anksiyete + obsesif düşünce (felaketleştirme). Bu bir karakter meselesi ya da değer değil; zihnin öğrenilmiş bir çalışma biçimi.
Siz evlenerek yeni bir hayat kurmuşsunuz, bu çok doğal ve sağlıklı bir süreç. Ancak zihniniz bunu terk etmek gibi yorumluyor. Bu yüzden eşinizle mutlu olduğunuzda bile suçluluk hissediyorsunuz. Oysa gerçek şu: Bir insan aynı anda hem kendi ailesini sevebilir hem de yeni ailesiyle mutlu olabilir. Bunlar birbirini dışlayan şeyler değil. Ama kaygı zihni ya hep ya hiç şeklinde çalışır; size sanki birini seçmek zorundaymışsınız gibi hissettirir.
Annenizle ilgili düşünceleriniz ise sevginin ötesinde kontrol edemediğiniz zihinsel senaryolara dönüşmüş. Ya ölürse, ya başına bir şey gelirse, ya yalnız kalırsa gibi düşünceler aslında sizin onu ne kadar önemsediğinizi gösterir; fakat bu düşünceler sürekli, yoğun ve sizi tüketir hale geldiğinde artık kaygının ürünü olur. Özellikle kurşun camdan girerse gibi ihtimali çok düşük senaryoların bile zihninize gelmesi, bunun bir felaketleştirme döngüsü olduğunu gösterir. Siz de fark ediyorsunuz: Mantıksız ama durdurulamıyor. İşte bu, anksiyetenin en tipik özelliğidir.
Aynı durum kendiniz için de geçerli: Doğumda ölürüm, eşim ölür, annem ölür gibi düşünceler aslında birer zihinsel görüntü, bir gerçeklik değil. Ama siz bu düşünceleri ciddiye aldıkça, zihniniz bunları daha sık üretmeye başlar. Bu da sizi yorar, mutlu anlarınızı bile gölgeler.
Bu noktada size gerçekten yardımcı olacak şey, bu düşüncelerle savaşmak değil, onları tanımayı ve farklı bir şekilde yaklaşmayı öğrenmektir. Örneğin bir düşünce geldiğinde annem ölecek”demek yerine, şu an zihnim bana bir korku senaryosu gösteriyor diyebilmek çok önemli bir adımdır. Bu, düşünce ile gerçekliği ayırmayı öğretir. Aynı şekilde, kendinizi suçlu hissettiğinizde evlenmek ihanet değil, hayatın doğal akışı diye kendinize hatırlatmanız gerekir.
Ancak sizin durumunuzda bu yük uzun süredir var ve sizi ciddi şekilde yoruyor. Bu yüzden bir psikologla düzenli terapi süreci çok faydalı olur. Gerekirse bir psikiyatri desteği de eklenebilir, özellikle hamilelik süreciniz göz önünde bulundurularak dikkatli bir şekilde planlanır.
Umarım yazdıklarım sizin için faydalı olmuştur. Eğer konuşmak veya soru sormak isterseniz burada olacağım. Görüşmek dileğiyle.
Çok teşekkür ederim önerilerinizin yazıklarınızın hepsi benim için çok değerli 🫶🏻🥰
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.