Tramvamı nasıl unuturum
kendimle baş başa kaldığında ağlıyorum hıçkıra hıçkıra bazende sessizce gözümden yaş akıyor şuan yazarkende ağlıyorum çaresizmişim gibi hiç bunu yaşamak istemiyodum ama oldu bununla tek başıma çıkamıyorum işin içinden yapamıyorum tahammül seviyem sıfır oldu ne yapacağım hakkında hiç bir fikrim yok tetikleniyorum hep o günden çıkamıyorum beynim izin vermiyor kendim mi zorlaştırıyorum bilmiyorum olmuyo yani ne yapsam yokmuş gibi yapsam olmuyo varmış gibi yapsam olmuyo
Bu soru 10 Temmuz 2026 08:45 tarihinde Psikolog Ecem Bakıner tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba sevgili danışan,
Yazdıklarınızı okurken üzerinizde ne kadar büyük bir yorgunluk, çaresizlik ve tükenmişlik olduğunu hissetmemek gerçekten mümkün değil. Sanki uzun zamandır omuzlarınızda taşıdığınız çok ağır bir yük var ve artık onu taşımaya gücünüz kalmamış gibi...
Travma sonrası verilen tepkiler çoğu zaman tam da sizin anlattığınız şekilde kendini gösterebilir. Özellikle yalnız kaldığınızda, gün içinde bastırmaya çalıştığınız duygular bir anda yüzeye çıkabilir. Belki gün boyunca kendinizi meşgul ederek, güçlü durmaya çalışarak idare ediyorsunuzdur. Ancak kendinizle baş başa kaldığınız an sanki o duyguları tutan kapak açılıyor ve içinizde biriken her şey gözyaşlarıyla birlikte dışarı akıyor. Bu durum zayıf olduğunuz anlamına gelmez; çoğu zaman zihnin ve bedenin uzun süredir taşıdığı yükün artık kendine bir çıkış yolu bulmaya çalıştığını gösterir.
Tetiklenmek de travmatik yaşantılarda sık karşılaştığımız bir durumdur. Bazen küçücük bir ses, bir koku, bir cümle ya da bir görüntü bile sizi istemeden yeniden o ana götürebilir. Sanki olay geçmişte kalmamış da hâlâ yaşanıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Eğer yaşadığınız olayı hatırlatan kişilerle, mekânlarla ya da herhangi bir durumla karşılaşmaya devam ediyorsanız, bu tetiklenmeler daha sık yaşanabilir. Böyle anlarda bedeniniz ve zihniniz, tehlike aslında geçmişte kalmış olsa bile, o günü yeniden yaşıyormuş gibi tepki verebilir.
Elbette burada paylaştığınız bilgiler sınırlı olduğu için yaşadığınız olayın tam olarak ne olduğunu, bu sürecin sizin için nasıl bir anlam taşıdığını ya da bugün hâlâ hangi yönleriyle sizi etkilediğini buradan tahmin etmek çok zor. Bazen yaşanan olayın kendisinden çok, kişinin o olayı nasıl deneyimlediği; o anda kendini ne kadar yalnız, çaresiz, korkmuş ya da güvensiz hissettiği de yaşananların bugüne taşınmasında belirleyici olabiliyor. Bu nedenle buradan kesin bir değerlendirme yapmak ya da yaşadığınız güçlüğün kaynağına dair net bir şey söylemek doğru olmaz.
Ancak yazdıklarınızı okurken hissettiğim şey; uzun zamandır taşınan ve belki de henüz güvenli bir şekilde işlenememiş yoğun bir duygusal yükün varlığı. Sürekli tetikleniyor olmanız, yalnız kaldığınızda duygularınızın yoğun bir şekilde ortaya çıkması ve yaşadığınız günü zihninizden uzaklaştıramıyor olmanız, bu sürecin yaşamınızı önemli ölçüde etkilediğini düşündürüyor. Bunun nedenini anlayabilmek ise ancak sizin hikâyenizi, yaşadığınız olayın ayrıntılarını, o dönemde neler hissettiğinizi ve bugün hayatınızın hangi alanlarını etkilediğini birlikte ele alarak mümkün olabilir.
Dikkatimi çeken bir başka cümle ise "Kendim mi zorlaştırıyorum bilmiyorum." oldu. Bu cümle aslında birçok kişinin yaşadığı ortak bir sorgulamayı yansıtıyor. Travmatik bir yaşantının ardından insanlar çoğu zaman "Artık bunu aşmış olmam gerekirdi.", "Neden hâlâ böyle hissediyorum?" ya da "Demek ki ben güçsüzüm." gibi düşüncelerle kendilerini suçlayabiliyorlar. Oysa yaşadığınız şey, çoğu zaman sizin isteğinizle oluşan ya da yalnızca iradenizle kontrol edebileceğiniz bir süreç değildir. Beynimiz travmatik bir olay yaşadığında, o anıyı her zaman sağlıklı bir şekilde işleyemeyebilir ve tehlike geçmiş olsa bile alarm sistemi çalışmaya devam edebilir. Bu nedenle bugün verdiğiniz yoğun duygusal tepkiler, zayıf olduğunuzu değil; zihninizin hâlâ yaşadığı deneyimi anlamlandırmaya çalıştığını gösterebilir.
Ayrıca her insanın iyileşme süreci de birbirinden farklıdır. Aynı olayı yaşayan iki kişi bile onu aynı şekilde deneyimlemez. Geçmiş yaşam deneyimleri, kişilik özellikleri, o dönemde alınan sosyal destek, olayın kişi için taşıdığı anlam ve daha birçok etken bu süreci etkileyebilir. Bu nedenle kendi yaşadıklarınızı başkalarının iyileşme süreciyle kıyaslamamanız ya da "Ben neden hâlâ böyleyim?" diye kendinizi yargılamamanız oldukça önemlidir.
Şu an yaşadığınız yükü tek başınıza taşımaya çalışıyor olmanız sizi daha da yoruyor olabilir. Bu nedenle, bir psikologtan destek almanız süreci tek başınıza omuzlamaya çalışmaktan çok daha güvenli ve iyileştirici olacaktır. Özellikle yaşadığınız olayın sizin üzerinizde bıraktığı etkileri güvenli bir terapi ortamında konuşabilmek, tetiklenmelerinizi anlamlandırabilmek ve bu yükü yavaş yavaş hafifletebilmek mümkün olabilir. Yardım istemek güçsüzlük değil; aksine, yaşadığınız acıya şefkatle yaklaşabilmek adına atılmış cesur ve değerli bir adımdır.
Unutmayın; şu an kendinizi çaresiz hissediyor olabilirsiniz, ancak çaresiz hissetmek, gerçekten çaresiz olduğunuz anlamına gelmez. Bazen iyileşmenin ilk adımı, bu yükü artık tek başınıza taşımak zorunda olmadığınızı fark etmek ve o yükü güvenli bir ilişki içinde yavaş yavaş paylaşabilmektir.
Aşağıya da, özellikle tetiklendiğinizi hissettiğiniz anlarda uygulayabileceğiniz egzersizler de ekleyeceğim. Dilerseniz uygulayabilirsiniz.
Tekrardan danışmak istediğiniz bir konu olursa her zaman burada olacağım.
Sevgiyle Kalın
Psikolog Ecem Bakıner
💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler
4-7-8 Nefes Tekniği
Gerginlik – Rahatlama Tekniği
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.