Psikoloji

Tükenmiş hissediyorum

Gizli Kullanıcı15 Şubat 2026 23:16

Merhaba uzun süredir yaşadığım üst üste kötü olaylar yüzünden içimdeki iyiyi ve hevesimi kaybettim. Mağdur rolüne bürünmek istemem ama hayatımda kim varsa zamanında hep yanlarında oldum ben biraz kaygılı biriyim mide bulantılarım olur stresli olduğumda ve genelde o an ne yaşıyorsam duygularımı tam aktarıpsavunamam kendimi İçime atarım. Kendi köşeme çekilir izole olurum sonra tazelenir hayata dönerdim. Ama bu sefer tamamen kayboldum. Kendimden çok ödün verdim birini sevdim ama bana karşı hep yalanlarla geldi. Ona dönmeyinxe beni hemen suçladılar bakış açılarıbuydu. Arkadaşlarımın zamanında çok yanında oldum ama ne zaman ben bir hata yapsam bir şey olsa arkadan konuşmalar kendilerini başkalarına iyi göstermeler benim onun hakkında bildiklerimi anlatacağım korkusuyla gidip her şeyimi ortaya dökmüş. Üzüldüğüm şey şu ki bende bu insanlara benzemeye başladım. Onlar gibi düşünmeye başladım. KendimiSavunsam bencil affetsem enayiSanıyorlarİçimi güvenip açacağım bir tane arkadaşım kalmadı. Çünkü ben neysem oyum ama insanlar iyiye değil ne işine yarıyorsa ona bakıyorlar. Hep ağlayasım geliyor kendimi gülüp eğlenirken bir ortamda göremeyeceğim artık çünkü benim bana benzeyen kimsem yok. Çok izole olduğum için hayata karşı yabancıçok kırılgan hevessiz kaldım. Sırf seviyorum diye zamanında bana yanlış yapanlara da dönmek istemiyorum çünkü ruhumu yoracaklarbiliyorum. Ben o kadar çetrefilli düşünen biri değilim. Dümdüz sıkıcı biriyim. Hayat beni çok katılaştırdı.

Bu soru 16 Şubat 2026 10:20 tarihinde Psikolog Hamide Güven tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba,


Yazdıklarınızı okurken uzun süredir içinizde biriken hayal kırıklığını, yalnızlığı ve yorgunluğu hissetmek mümkün. Üst üste yaşanan olumsuzluklar insanın sadece enerjisini değil, hayata dair inancını da aşındırabiliyor. Sizin tarif ettiğiniz şey biraz buna benziyor. Sanki içinizdeki “iyi” taraf yorulmuş, hevesiniz küsmüş ve siz kendinizi tanıyamaz hale gelmişsiniz.


Kaygıya yatkın olduğunuzu, streslendiğinizde mide bulantıları yaşadığınızı ve o an duygularınızı savunarak ifade etmekte zorlandığınızı söylemişsiniz. Mide bulantısının altında yatan neden biraz da içinizde tuttuğunuz şeylerin artık bedensel belirtilerle kendini göstermesi. Beden bazen zihnin sustuğu yerde konuşur; yanlış giden, içinize attığınız şeyleri sinyal yoluyla anlatmaya çalışır.

Bazı insanlar çatışma anında donar, içine kapanır, sonra kendi alanında toparlanır. Siz de eskiden kendi alanınıza çekilip sonrasında kaldığınız yerden devam edebildiğinizi, fakat artık bunu yapamadığınızı söylüyorsunuz. “Bu sefer tamamen kayboldum” demeniz, bir tükenmişliğe işaret ediyor. Önceleri baş etmenize yardımcı olan yöntem, şimdi yükü daha da ağırlaştırmış gibi görünüyor.


İlişkilerinizde tekrar eden bir tema var: Siz yanında olan, fedakârlık yapan, anlayan taraf olmuşsunuz; ama ihtiyaç duyduğunuzda aynı karşılığı görememişsiniz. Bu durum hem kırgınlık hem de kendine öfke yaratabilir. “Ben de onlara benzemeye başladım” demeniz, değerlerinizle yaşadıklarınız arasındaki çatışmayı gösteriyor. İnsan incindiğinde kendini korumak için daha sert bir kabuk geliştirebilir. Bu, kötü biri olduğunuz anlamına gelmez; sadece canınızın yandığını gösterir.

“Kendimi savunsam bencil, affetsem enayi sanıyorlar” ifadeniz ne kadar sıkıştığınızı gösteriyor. Sınır koymak hem ihtiyaç hem de zorlayıcı bir deneyim olmuş sizin için. Oysa sağlıklı sınırlar, kişinin kendine verdiği değerin bir göstergesidir. Sizi yoran insanlara dönmemek istemeniz, ruh sağlığınızı koruma çabanız gibi görünüyor bana.


“Kendim gibi kimsem yok” düşüncesi ise şu anki izolasyonunuzun bir yansıması. Çok kırıldığınızda zihin genelleme yapar ve “Herkes böyle” demeye başlar. Oysa bu, yaşadığınız çevrenin bir örüntüsüdür, dünyanın tamamı değil. Üst üste gelen yaşantılar hem dünyaya hem kendinize dair bakışınızı daha olumsuz bir yere taşımış olabilir.


Sanki uzun zamandır elinizde bir kap taşıyorsunuz. İçine kırgınlıkları, suskunlukları, hayal kırıklıklarını doldurmuşsunuz. Başta taşıyabiliyormuşsunuz ama şimdi o kap ağzına kadar dolmuş ve en küçük sarsıntıda taşmaya başlamış. Artık daha fazlasını tutamayacak kadar dolmuş olmanız bu durumun nedeni. Belki de şu an ihtiyacınız olan, o kabı biraz yere bırakıp içindekileri yavaş yavaş boşaltabileceğiniz güvenli bir alan bulmak.


Güvenli alan dediğimiz şey aslında fiziksel bir yerden çok, kişinin kendini yargılanmadan, suçlanmadan ve küçümsenmeden ifade edebildiği psikolojik bir ortam. Böyle bir alanda duygularınız “abartı” ya da “zayıflık” olarak etiketlenmez ve savunmaya geçmek zorunda kalmazsınız. Bu bazen bir terapi süreci bazen hayatınızdaki bir kişiyle kurulan bir ilişki bazen kendi kendinize oluşturabileceğiniz bir alan da olabilir. (Örneğin yazı yazarak, yürüyüş yaparak ya da duygularınızı bastırmadan fark etmeye izin vererek kendinize bu alanı yaratabilirsiniz.) Buradaki temel ölçüt şudur aslında o ortamdan çıktığınızda kendinizi suçlu hissetmekten ziyade biraz daha hafiflemiş ve anlaşılmış hissediyorsanız, orası sizin için güvenlidir.


Sormak istediğiniz başka bir şey olursa eğer burada olacağım.

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular