Umutsuzluk ve karamsarlık hissi
Merhaba, 19 yaşındayım ve hayatımdan uzun bir yıldır memnun değilim. İstediğim hayatı yaşayamıyorum. Hayatımda b*k gibi gidiyor ve hayatımın iyiye gideceğine dair hiç bir inancım yok. O kadar yoruldum ki hayatımdan. YKS’ye hazırlanıyorum, sınava gireceğim ve kazanacağıma dair bir inancım yok ama kazanmak zorundayım. Hayatımı değiştirme konusunda bir adımın YKS’yi kazanmak olduğunu düşünüyorum. Kafa yapım ve düşüncelerim beni çok rahatsız ediyor. Düşüncelerimi değiştirmek istiyorum ama nasıl yapacağımı bilmiyorum. Sürekli negatif düşünmekten hayata pozitif bakamıyorum, pozitif düşünemiyorum. Geleceğim hakkında hiçbir şeyin yolunda gitmeyeceğini ve aynı şekilde b*k gibi devam edeceğini düşünüyorum. Çok yoruldum artık, kafam kaldırmıyor. Kafa yapımı ve düşüncelerimi değiştirmek istiyorum ama nasıl yapacağımı gerçekten bilmiyorum. Çok karamsar ve çok negatif düşünüyorum. Yaşamak istediğim hayatı TikTok ve Instagram’da video çeken insanlarda görünce daha da çok moralim bozuluyor. “Ben bu hayatı yaşayamayacağım.” diye düşünüyorum. Kendimi çok yalnız hissediyorum. Bir yandan da arkadaşım yok ve sürekli evdeyim. Konuşacak, buluşacak, gezebileceğim arkadaşım yok ve ev üstüme üstüme geliyor. Özgüvensizim ve insanlarla diyalog kuramıyorum. Bu yüzden arkadaşım yok. Nasıl sosyalleşeceğimi bilmiyorum. Eğer üniversite sınavını kazanırsam da insanlarla nasıl tanışıp diyalog kuracağımı bilmiyorum. Sohbet başlatamıyorum, özellikle de erkeklerle diyalog kuramıyorum. Depresyondan, özgüven eksikliğinden, umutsuzluk ve karamsarlık hissinden kurtulmak istiyorum. Psikoloğa gitmek istiyorum ama param yok.
Bu soru 16 Mart 2026 13:26 tarihinde Psikolog Hamide Güven tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba,
Yazdıklarınızdan şu an gerçekten çok yorulduğunuzu, umutsuzluk ve yalnızlık duygusunu uzun süredir taşıdığınızı anlıyorum. 19 yaşında olmak, hayatın yönünü belirleyecek gibi görünen bir sınava hazırlanmak ve aynı zamanda sosyal olarak yalnız hissetmek zihinsel olarak oldukça ağır bir yük oluşturur.
Öncelikle şunu söylemek önemli: Şu anda zihniniz büyük ölçüde “felaketleştirme” ve “genelleme” dediğimiz düşünce kalıplarıyla çalışıyor gibi görünüyor. Örneğin “Hayatım hep böyle gidecek”, “Ben istediğim hayatı yaşayamayacağım” gibi düşünceler, gelecekle ilgili kesin sonuçlar çıkaran zihinsel yorumlardır. Oysa gerçek şu ki, şu an yaşadığınız dönem hayatınızın tamamını temsil etmez. İnsan hayatı özellikle 18–25 yaş aralığında çok hızlı değişebilen bir süreçtir. Şu anda sıkışmış hissetmeniz, geleceğin de böyle olacağı anlamına gelmez.
YKS’yi hayatınızı değiştirecek tek kapı gibi görmek de üzerinizdeki baskıyı artırıyor olabilir. Üniversite elbette yeni bir çevre, yeni insanlar ve yeni deneyimler açısından önemli bir fırsat olabilir. Ancak hayatın yönü tek bir sınavla tamamen belirlenmez. Zihniniz sınavı “ya hep ya hiç” şeklinde algıladığında kaygı ve umutsuzluk çok daha yoğun hissedilir.
Düşüncelerinizi değiştirmek için ilk adım onları zorla “pozitif” yapmaya çalışmak değildir. Çünkü zihni zorlamak çoğu zaman işe yaramaz. Bunun yerine düşünceleri fark etmek ve sorgulamak daha sağlıklı bir yöntemdir. Örneğin “Ben asla istediğim hayatı yaşayamayacağım” düşüncesi geldiğinde kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: “Bunun kesin kanıtı var mı, yoksa bu sadece şu anki duygum mu?” Bu küçük sorgulama bile düşünceyle aranıza mesafe koymanıza yardımcı olabilir.
Sosyal medya konusuna da değinmek gerekir. TikTok ve Instagram’da gördüğünüz hayatlar genellikle insanların hayatlarının en parlak ve seçilmiş anlarıdır. Gerçek yaşamın tamamını yansıtmazlar. Sürekli bu içeriklere maruz kalmak, kişinin kendi hayatını olduğundan çok daha kötü algılamasına neden olabilir. Bu nedenle bir süre sosyal medya kullanımını azaltmak zihinsel yükünüzü hafifletebilir.
Arkadaşlık ve sosyalleşme konusunda zorlanmanız da oldukça anlaşılabilir. Uzun süre yalnız kalındığında sosyal beceriler körelmiş gibi hissedilebilir. Fakat bu beceriler doğuştan gelen sabit özellikler değildir; zamanla gelişir. İnsanlarla iletişim kurmak çoğu zaman küçük adımlarla başlar: kısa bir selam, basit bir soru, küçük bir sohbet gibi. Üniversite ortamı da bu tür tanışmalar için oldukça doğal fırsatlar sunar.
Psikoloğa gitmek istemeniz çok değerli bir farkındalık. Eğer maddi olarak zorlanıyorsanız bazı üniversitelerin psikolojik danışma merkezleri, belediyelerin ücretsiz psikolojik destek hizmetleri veya devlet hastanelerindeki psikiyatri bölümleri daha ulaşılabilir seçenekler olabilir. Ya da özel kliniklerde uygun ücret kapsamında terapi hizmeti sağlayan psikologlar da seçenek olabilir.
Bunların dışında burada gelip kendinizi anlatmak da sizin için rahatlatıcı bir alan sunabilir. İhtiyaç duyduğunuzda buraya gelip içinizi dökebilirsiniz.
Şu an hissettiğiniz karamsarlık çok gerçek ve ağır olabilir, fakat bu duygular genellikle kalıcı değildir. İnsan zihni özellikle destek, sosyal temas ve küçük olumlu deneyimlerle değişebilir. Sosyalleşme konusunda kendinize çok büyük beklentiler koymak yerine küçük ve gerçekçi adımlarla başlamanız daha yardımcı olabilir. Sosyal ilişkiler çoğu zaman bir anda derin arkadaşlıklara dönüşmez; genellikle kısa sohbetler, küçük paylaşımlar ve zaman içinde oluşan tekrarlarla gelişir. Bir ortamda birine selam vermek, basit bir soru sormak ya da ortak bir konu hakkında birkaç cümle konuşmak bile sosyal becerilerinizi güçlendiren önemli adımlardır.
Başlangıçta kendinizi rahat hissetmemeniz oldukça normaldir; çoğu insan yeni ortamlarda benzer çekingenlik yaşayabilir. Zaman içinde deneyim kazandıkça hem iletişim kurmanın daha kolaylaştığını hem de özgüveninizin yavaş yavaş arttığını fark edebilirsiniz. Bu süreçte kendinize karşı sabırlı ve anlayışlı olmanız çok önemlidir.
Dediğim gibi eğer benimle konuşmak istediğiniz başka bir şey olursa veya bir şey sormak isterseniz cevaplamak için burada olacağım. Görüşmek dileğiyle. 🌱
Teşekkür ederim
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.