Yas surecindeyim nasıl atlacağımı bilmiyorum
Ben 31 yaşındayım bir yıl önce boğulma sebebiyle 28 yaşındaki erkek kardeşimi kaybettim. Başlarda kardeşlerimin yanında olmaya çalıştım eşiyle çocuğuyla ilgilendim yas nasıl yaşanılır bilmiyorum sonra hep başkalarını teselli etmeye çalıştıkça kendi yas hakkımı kaybetmeye başladığımi hissettim o benim de bir parçamdi dedim ilk zamanlar da kabullenemedim hala bir yerlerde gibiydi. Zaten evde değildim bir telefonla haber aldım eve geldim mezarı hazırdı saatler sonra getirdiler son kez görmeye cesaret edemedim ona dair hatırladigim son şey kefenli halı olsun istemedim ilk zamanlar mezarına çok giderdim zamanla uzaklaştım onu suçlamaya başladım yaşarken de bana böyle hissettiriyor du şimdi de aynı hayata dair hevesim kalmadı mutlu olunca bile suçluluk hissediyorum kardeşleri olarak hiçbirimiz de istek kalmadı hayatlarımızı askıya aldık bu sürece nasıl devam edeceğimi bilmiyorum herşeyimiz yarım kaldı ölümün gerçekliğini kafamda nasıl oturtacagimi bilmiyorum aslında hiç bir şey bilmiyorum. Bu konuda kimseyle konuşamıyorum herkes in sıradan düşünülmemiş teselli cümleleri beni rahatsız ediyor. Yas nasıl yaşanılır nasıl kabul edilir zihnimde oturtmak istiyorum.
Bu soru 22 Temmuz 2026 08:48 tarihinde Psikolog Hamide Güven tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba,
Yaşadığınız kayıp çok ağır ve sarsıcı bir deneyim. 28 yaşındaki kardeşinizi boğulma sonucu, ani ve travmatik bir biçimde kaybetmiş olmanız yalnızca bir yakının ölümüyle baş etmeyi değil, aynı zamanda ölümün beklenmedikliğiyle, vedalaşamamış olmakla ve olayın zihninizde tamamlanmamış kalmasıyla da mücadele etmenizi gerektirmiş olabilir. Üstelik ilk dönemlerde kendi yasınızı yaşamaktan çok kardeşlerinizin, eşinin ve çocuğunun yanında olmaya çalışmışsınız.
Başkalarını ayakta tutmaya çalışırken kendi acınıza yeterince yer açamamış olmanız, yasınızı ortadan kaldırmaz yalnızca onun daha sonra farklı biçimlerde ortaya çıkmasına neden olur. Bu nedenle zaman zaman kardeşinizi suçlamanız, mezarından uzaklaşmanız, onu görmek istememeniz ya da mutlu olduğunuzda suçluluk hissetmeniz sizi kötü bir kardeş yapmaz. Yas, yalnızca özlem ve üzüntüden oluşmaz; öfke, suçluluk, inkâr, uzaklaşma, hatta kaybedilen kişiye yönelik kırgınlık da yasın içinde yer alabilir.
Ölümün gerçekliğini zihninizde oturtamamanız da özellikle ani kayıplarda anlaşılabilir bir durumdur. Zihin bazen bir insanın artık fiziksel olarak var olmadığını bilse bile, onun yokluğunu duygusal olarak hemen kavrayamaz. Bu nedenle onu hâlâ bir yerlerde gibi hissetmeniz ya da ölümün gerçekliğini zaman zaman yeniden fark etmeniz mümkündür.
Yasın amacı kardeşinizi unutmak veya yaşananları tamamen kabullenip hiçbir şey olmamış gibi hayata devam etmek değildir. Daha çok, onun artık hayatınızda fiziksel olarak bulunmadığı gerçeğiyle, onun sizin için taşıdığı anlamı ve sizin hayatınızda bıraktığı yeri aynı anda taşıyabilmeyi öğrenmektir. Mutlu olduğunuzda duyduğunuz suçluluk da çoğu zaman mutluluğun kardeşinize ihanet etmek anlamına gelmesinden kaynaklanabilir. Oysa yaşamaya devam etmeniz onu geride bırakmanız anlamına gelmez.
Sıradan teselli cümlelerinin sizi rahatlatmaması çok anlaşılır; sizin ihtiyacınız acınızın geçiştirilmesi değil, gerçekten duyulması ve anlamlandırılması olabilir. Travmatik yas ve kayıp konusunda çalışan bir psikoterapistle görüşmek, kardeşinizle ilişkinizi, tamamlanmamış vedanızı, öfkenizi, suçluluğunuzu ve hayata karşı kaybolan isteğinizi güvenli bir ortamda ele almanıza yardımcı olabilir.
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.