Psikoloji

Yaşadıklarımdan sonra bambaşka birine dönüştüm

Gizli Kullanıcı3 Nisan 2026 21:41

Merhaba ben çekingen içe kapanık biriydim hatta sevdiğim insanın yanında bile yemek yiyemeyen kimseyi üzmemek için uğraşan çok fedakarlık edersem affedersem sevilirim alttan alırsam sevilirim diye öğrenmişim sanırım şu an bunların çıkarımını yapabiliyorum. Hatta öyle ki kendimi savunmayı bile öğrenememişimki bana haksızlık yapıldığını bile anlamayan yapıldığında içe kapanan biriyim. Arkadaşlarım o dönem ilişki yaşarken bana kendini ezdirme derlerdi her şeye susar özür dilerdim. İçe dönüktüm. Erkek arkadaşım bana yalanlar söylüyordu beni yarabandı olarak kullanmıştı ona rağmen bu ilişkide kalmıştım. Ama bana sevdiğini de söylüyordu. Sonra öyle bir yerde terk edildim ki her şeyi doğru yapmıştım kendimce.o da kendinisavunsun ayrılsın derlerdi arkamdan. Kendi doğum günümde bile iki insanın arasını bulmak için kendimi ortaya atıp mahvetmişlerdi o günü. Sonra ben kötü olmuştum. Sürekli mutsuzsun denilerek terk edildim. 2 sene peşimdeydi ama pişman olup ben dönmeyince fedakarlık etmeyince sınır çizince onlar gibi karşılık verince beni tanıyamadılar. Benim sınırlarımı denediler. Baş edemeyince ne yapmaya çalışıyor başkası var kesin dediler. Sonunda patladım onlar gibi laf soktum oyun oynadım. Kötü insan ben oldum. Kendileri zamanında beni ezip geçmişti. Ben iyiye inanan fedakarlık edebilen sevebilen biriydim. Sürekli hakkını savunan şimdi yalnız kalmış kendimi bulamayan birine dönüştüm. Kime iyi olunur ki iyi olacağım insanı nasıl seçerim 30 yaşındayım arkadaş seçmeyi bile beceremedim. Hep ben yanlışımsanırım

Bu soru 4 Nisan 2026 10:49 tarihinde Psikolog Hamide Güven tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba, 


Yazdıklarınızı dikkatle okuduğumda, aslında çok derin bir farkındalık sürecinin içinde olduğunuzu görüyorum. Bu kolay bir şey değildir. Bir insanın geçmişte nasıl davrandığını, neden o şekilde davrandığını ve bunun bugün hayatına nasıl yansıdığını görebilmesi oldukça güçlü bir içgörü gerektirir. Siz şu an tam olarak bunu yapıyorsunuz. 


Çocuklukta ya da erken ilişkilerde öğrenilen en temel inançlardan biri şudur: Sevilmek için uyumlu olmalıyım, sorun çıkarmamalıyım, alttan almalıyım. Bu inanç zamanla kişinin karakteri gibi hissedilmeye başlar. Siz de uzun süre böyle yaşamışsınız. Kimseyi üzmemeye çalışmak, sürekli anlayış göstermek, karşı tarafı kaybetmemek için kendinizi geri çekmek… Ancak bu özellikler, sınırlarla dengelenmediğinde, sizi inciten ilişkilerin içinde kalmanıza neden olur. 


Anlattığınız ilişkide de bu çok açık görünüyor. Size yalan söylendiğini fark etmenize rağmen ilişkide kalmanız, karşınızdaki kişinin sizi bir anlamda sözgelimi yarabandı gibi kullanmasına rağmen onu anlamaya devam etmeniz, aslında kendi ihtiyaçlarınızı ikinci plana attığınızı gösteriyor. Bunun altında genellikle şu düşünce yatar: Biraz daha sabredersem, biraz daha iyi davranırsam, sonunda beni gerçekten sever. Ne yazık ki bu düşünce çoğu zaman karşılık bulmaz. Çünkü sağlıksız dinamiklerde, veren taraf daha çok vermeye devam ettikçe, karşı taraf bunu sorgulamaz, aksine alışır. 


Sizin için kırılma noktası ise şu olmuş: Kendinizi savunmaya başladığınız an. Bu çok kritik. Çünkü o ana kadar sizi belli bir rolde tanıyan insanlar, sizin değişiminizi kabul etmekte zorlanır. Sınır koyduğunuzda, karşılık verdiğinizde ya da eskisi gibi fedakâr davranmadığınızda, bu kez sizi suçlamaya başlarlar. Sizi tanıyamadıklarını söylemeleri, sizin değiştiğiniz için değil, onların sizin eski halinize alışmış olmalarındandır. Bu noktada birçok kişi kendini sorgular ve geri adım atar. Siz ise geri adım atmamışsınız. Bu çok önemli bir gelişim göstergesidir. 


Ancak şu an yaşadığınız zorluk da tam burada başlıyor. Eskiden kendinizden vererek var oluyordunuz, şimdi ise kendinizi koruyarak var olmaya çalışıyorsunuz. Bu iki durum arasında bir denge kurmak zaman alır. Bazen kendinizi sertleşmiş, bazen yalnız, bazen de kimseye güvenemeyen biri gibi hissedebilirsiniz. Bu aslında bir geçiş sürecidir. Eski benliğiniz çözülürken, yeni benliğiniz henüz tam oturmamış durumda. 


Kime iyi olunacağı konusu ise aslında kimi hayatıma almalıyım sorusuyla ilgilidir. Sağlıklı bir ilişkide tek taraflı fedakârlık olmaz. Karşılıklı emek, saygı ve anlayış vardır. Bunu anlamanın en net yolu, o kişinin sizin sınırlarınıza verdiği tepkidir. Siz hayır dediğinizde bunu kabul edebiliyor mu, yoksa sizi suçluyor mu? Siz bir şeyden rahatsız olduğunuzu söylediğinizde sizi anlıyor mu, yoksa sizi problemli gibi mi gösteriyor? Bu sorular, karşınızdaki kişinin sağlıklı olup olmadığını anlamanızda yol gösterici olur. 


Kendinizle ilgili söylediğiniz ben hep yanlışım sanırım cümlesi ise geçmişte yaşadığınız deneyimlerin bir iç sesi haline gelmiş gibi duruyor. Sürekli eleştirilen, değeri görülmeyen ya da duyguları önemsenmeyen kişiler zamanla bunu içselleştirir. Ancak bu bir gerçek değil, öğrenilmiş bir inançtır. 


30 yaşında olmanız bir avantaj olarak görülebilir. Birçok şeyi arkanızda bıraktınız. Artık neyi neden yaptığınızı görebiliyorsunuz. Bu noktadan sonra kuracağınız ilişkiler, geçmiştekilerden çok daha sağlıklı olma potansiyeline sahip. Önemli olan, kendinizi suçlamayı bırakıp, kendinizi tanımaya devam etmenizdir. 


Bu süreçte kendinize şunu sormaya devam edin: Ben ne hissediyorum, neye ihtiyacım var ve buna saygı gösteriliyor mu? Bu üç soru, sizi yavaş yavaş daha dengeli, daha güçlü ve daha sağlıklı ilişkilere götürecektir. 


Bu süreçte bana sormak istediğiniz başka bir soru olursa cevaplamak için burada olacağım. Görüşmek dileğiyle. 🌱

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular