Yetersizlik, anksiyete, birikmişlik
Ben hiçbir yere ait hissedemiyorum. Sanki herkes bu hayatta kendine bir yer bulmuş ama ben bulamamışım. Ne ailede, ne dostlukta, ne sevgide, ne de hayatta… hiçbir yerde tam olarak ‘buraya aidim’ diyemiyorum. Kendimi bazen sudan çıkarılmış bir balık gibi hissediyorum; yaşıyorum ama sanki bu dünyaya uyum sağlayamıyorum. Yoruldum. Çok yoruldum. Artık içimde bir şeylere tutunacak güç de kalmadı. Eskiden en azından bir hedefim vardı, bir şey için dayanıyordum. ‘Üniversite bitsin, sonra her şey düzelir’ diyordum. Ama şimdi ne hevesim kaldı, ne amacım, ne de içimde beni ayağa kaldıran bir şey. Kendimi başarılı hissetmiyorum, güzel hissetmiyorum, yeterli hissetmiyorum. Sanki elimde hiçbir şey yokmuş gibi geliyor. Bu da beni hem utandırıyor hem de insanlardan uzaklaştırıyor. İnsanlarla görüşmek istemiyorum, çünkü herkesin ağzında aynı soru var: ‘İş buldun mu? Çalışıyor musun?’ Ve ben bu soruların altında eziliyorum. Çünkü herkes bir yere varmış gibi, ben ise olduğum yerde kalmışım gibi hissediyorum. Korkularım yüzünden adım atamıyorum. Rezil olurum, utanırım, yapamam diye düşünüyorum. Hatta bazen dışarı çıkmak, markete gitmek, mahallede yürümek bile bana ağır geliyor. Sanki herkes bana bakıyor, herkes beni fark ediyor, herkes beni yargılıyor gibi hissediyorum. Bu yüzden yalnız kalmayı seçiyorum. Çünkü yalnızlık bazen insanlardan daha az yoruyor. Ama bu sefer de insanlardan kaçtıkça kendi kafamın içinde boğuluyorum. İlişkimde bile rahat değilim. Sevdiğim insan bana kötü davranmıyor, aksine beni motive etmeye çalışıyor, yanımda olmaya çalışıyor. Ama ben yine de içimdeki savaş yüzünden onu da kırıyorum. Küçücük şeyleri büyütüyorum, büyük tepkiler veriyorum, beynimde senaryolar kuruyorum ve sonra o senaryoların içinde ağlayıp üzülüyorum. Bana hiç ihanet etmemiş bir insan için bile, ‘ya bir gün ederse, ya beni bırakırsa, ya bir gün canımı yakarsa’ diye düşünüyorum. Ve bu düşünceler o kadar gerçekmiş gibi geliyor ki, sanki olmamış şeylerin acısını şimdiden yaşıyorum. En kötüsü de şu: Bunların birçoğunu istemiyorum ama yine de durduramıyorum. Yani mesele sadece üzgün olmak değil… ben sanki kendi zihnimin içinde sıkışıp kalmış gibiyim. Ve bazen gerçekten her şeyin bitmesini isteyecek kadar yoruluyorum.”Ama asıl mesele şu ki, gerçekten hiçbir şey yolunda gitmiyor. Biz sevgili olalı üç yılı geçti, dördüncü yıla girdik ve bir ilişkimiz var. Maddi durum yüzünden evlenemiyoruz. Karşımdaki insanı suçlamıyorum, çünkü onun da hiçbir desteği yok, elinden geleni yaptı. Ne işim yolunda, ne aile içindeki durum, ne de hayat… Her tarafta sorun var. Annemle babam konuşmuyor, aynı evin içinde iki düşman gibiler. Babamın karakteri çok zor. Gözü döndüğünde her şeyi yapabilecek biri. Benim tutunacak hiçbir şeyim yok, dayanacak gücüm de kalmadı. Biliyor musun, gerçekten bugüne kadar çok istediğim bir şeyin tam anlamıyla olduğunu pek hatırlamıyorum. Olan şeyler de yarım yamalak oldu, yani tam istediğim gibi olmadı. Ben de bu hayatta kırılıyorum. Sanki hiçbir şey, hiçbir insan beni gerçekten görmüyor, beni duymuyor gibi hissediyorum. İnsan böyle nasıl yaşayabilir ki?”Lütfen bana iyi gelecek bir şey deyin onu yapayım.
- Paylaş: