• Anasayfa
  • Sorular
  • Yetişkin gibi hissedip karar alamıyorum, paralize olmuş durumdayım, ne yapabilirim?
Kaygı

Yetişkin gibi hissedip karar alamıyorum, paralize olmuş durumdayım, ne yapabilirim?

Gizli Kullanıcı6 Ağustos 2025 06:54

Merhaba, 51 yaşındayım. 3yıl önce kızkardeşimi kaybettim ve 15 ve 20 yaşındaki iki çocuğu benimle yaşıyor artık. Yetişkin hissedememe hep yanlış karar verme çok yönlü düşünememe durumu hep vardı ancak iki genç çocuk ve yaşlı ebeveynlerimin sorumluluğunu tek başıma taşımak durumunda kalmış olmak ve herkesin zor karakterde olması da bu durumu iyice zorlaştırdı. Çocuk gibi hissediyorum karar vermek istemiyorum çünkü hep kötü sonuçlanıyor. Kimse de ciddiye almaz beni zaten. Sadece hizmetçi ve bakıcı gibi bir rolün altında eziliyorum. Ne yapabilirim. Hiç evlenmedim. emekli bir öğretmenim. Farkındalıklarım olması çözüme götürmüyor beni. Ne yapsam yanlış gibi. Küçük yeğenim bir yere giderken bu giydiğim olmuş mu dediğinde nile panikleyip kalıyorum yanlış fikir verir miyim diye. Artık hiçbir şeyden emin değilim. Yapacağım yemek bir yere gitmek biriyle görüşmek aramak bile düşünmek için ciddi mesai harcadığım şeyler oldu. Yetersiz hissediyorum en basit kararlarda bile. Kırılmak üzereyim. Annemi başka doktora götürebilir miydim yanlış mı oldu, yeğenimin matematik dersi alması doğru bir karar mı, herşeyi bırakıp gitmeli miyim yoksa bu cenderede devam edebilir miyim. Bu doğru olan mı. Herşeyi biriki arkadaşıma danışarak yaptığımı farkedince bundan da vazgeçtim bir süre önce. Kaygıdan kilitleniyor sanki tüm sistemim, hiçbir şey yapamaz düşünemez halde buluyorum bazen kendimi. Ne yapabilirim bilemiyorum.

Bu soru 6 Ağustos 2025 16:30 tarihinde Psikolog İrem Gülsün Zengin tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba Sevgili Danışanım,

Yazdıklarınızı büyük bir dikkat ve saygıyla okudum. Her cümlede derin bir yük, bastırılmış bir yalnızlık ve bir taraftan da hayatta kalmaya, ayakta durmaya dair çok güçlü bir çaba hissediliyor. Bu kadar yoğun sorumluluk altında ezildiğinizi hissetmeniz ve duygusal anlamda “çocuk gibi” kalakaldığınızı ifade etmeniz, yaşadığınız durumun ağırlığını gözler önüne seriyor.

Üç yıl önce kız kardeşinizi kaybetmişsiniz ve onun iki çocuğuna birdenbire ebeveynlik etmek zorunda kalmışsınız. Üstelik kendinizin “yetişkin gibi hissedemediğiniz” bir dünyada, bir anda sadece yetişkin değil; aynı zamanda bir bakıcı, bir öğretmen, bir rehber ve bir dayanak figürü olmanız gerekmiş. Bu çok büyük bir geçiş. Yas sürecinizi tam yaşayamadığınız, kendi dengenizi kuramadan başkalarının dengesini taşımak zorunda kaldığınız anlaşılıyor. Bu durum tek başına bile bir insanın ruhsal sınırlarını zorlayabilir.

Karar verme zorluğunuz, özgüven eksikliğinizden ya da yetersizliğinizden kaynaklanmıyor. Aksine, yıllar boyunca üzerinize yüklenen rollerin hiçbiri size “dur, dinlen, düşün, iç sesini duy” şansı tanımamış gibi görünüyor. Bu kadar uzun süre başkalarının ihtiyaçlarına göre yaşadığınızda, kendi ihtiyaçlarınız bulanıklaşır. Ve karar vermek, bir “iç ses”e dayanır. Bu ses bastırıldığında ya da uzun süre duyulmadığında, en küçük kararlarda bile kendinize güvenemez hâle gelirsiniz. Yeğeninizin kıyafet sorusuna bile panikle tepki vermeniz, yalnızca bir kıyafet sorusu değil; üzerinize yüklenmiş olan “her şeyi doğru yapmalısın” baskısının sonucudur.

Ayrıca yaşadığınız bu duygu durumunu yalnızca kişisel bir yetersizlik gibi görmemenizi öneririm. Bu, sistemik bir yüklenmişlik halidir. Yani, çevrenizin size biçtiği roller, kadın olmanın getirdiği beklentiler, tek başına sorumluluk taşımanın baskısı ve belki de uzun yıllar boyunca bir destek sistemine sahip olmadan ayakta kalmaya çalışmanın sonucu. Sürekli danışma ihtiyacı duymanız ve sonra bundan bile vazgeçmeniz, aslında bir çare arayışınızın ne kadar sürdüğünü ama çevreden tatmin edici bir geri bildirim alamadığınızda içine çekildiğinizi gösteriyor.

“Farkındalıklarım olması çözüme götürmüyor” cümleniz çok kıymetli. Evet, bazen neyin yanlış olduğunu bilmek, onu değiştirmeye yetmez. Farkındalık acıyı dindirmenin değil, çoğu zaman onu daha açık seçik görmenin yoludur. Bu noktada farkındalıkla birlikte bir dış destek mekanizmasına ihtiyaç duyarsınız. Bu bir psikolojik destek, bir terapi süreci ya da bir bakım veren destek grubu olabilir. Çünkü siz tek başınıza her rolü üstlenmişsiniz. Oysa kimse tüm sistemi tek başına taşıyamaz. Taşımamalı da.

Peki ne yapabilirsiniz? Öncelikle, şunu söylemek gerekir: Bu duygularla baş edememeniz, baş edebilecek biri olmadığınız anlamına gelmez. Bu kadar yükle, bu kadar yalnızlıkla ve bu kadar baskıyla baş etmeye çalışmanız bile bir iç gücün göstergesidir. İlk adım, bu duyguların geçerli ve anlaşılır olduğunu kendinize kabul ettirmeniz. Kendinize şu an bir yol arkadaşı gibi davranmanız. Ne yapacağını bilmeyen, tedirgin ve korkmuş bir çocuğun elini tutar gibi.

İkincisi, karar verme süreçlerinizi küçük alanlara ayırmanız. Şu an zihniniz büyük ve geri dönüşü olmayan kararları almanız gerekiyormuş gibi alarm veriyor olabilir: "Annemi o doktora götürmem yanlış mıydı?", "Yeğenim için bu eğitim kararı doğru mu?" gibi. Oysa hayatta pek çok kararın kesin doğru ya da kesin yanlış bir sonucu yoktur. Bu belirsizlik, kontrol arzusunu tetikler ve sizi daha da sıkıştırabilir. Bu nedenle kararların sonuçlarını da tıpkı kararlar gibi “kısmen” görmeye çalışmak önemli olabilir. Bir karar yanlışsa bile bu, sizin kötü bir bakıcı, teyze ya da insan olduğunuz anlamına gelmez.

Üçüncüsü, yalnız değilsiniz. Şu an kendinizi çok izole hissediyor olabilirsiniz. Ama sizin yaşadığınız durumlarla başa çıkan başka insanlar da var. Psikolojik destek grupları, bakım veren kadınlara özel ağlar, emekli öğretmenlerin oluşturduğu dayanışma platformları gibi kaynaklara ulaşmanız, bu yükü yalnız taşımadığınızı hissettirebilir.

Ve belki de en önemlisi: Bir süre hiçbir şey yapmadan kalma hakkınızı tanıyın. Siz yıllarca birileri için koştunuz, düşündünüz, emek verdiniz. Şimdi bir süre durmak, sadece kendinizi duymaya çalışmak, düşünmeden bir şeyler yapmak ya da hiçbir şey yapmamak hakkınızdır. Kendinize bu izni vermek bir lüks değil; yaşamsal bir ihtiyaç olabilir.

Sözlerinizin arkasında kırılganlık olduğu kadar güç de var. Bu yazıyı yazmanız, yardım istemeniz, duygularınızı fark etmeniz zaten bir yolculuğun başladığını gösteriyor. Hiçbir şey kalıcı olarak bu kadar karanlık kalmaz. Kırılmak üzere olduğunu hissediyorsanız, belki de artık daha yumuşak, daha şefkatli bir tutumla kendinizi yeniden inşa etmeye başlamalısınız.

Sevgilerimle❤️

Psikolog İrem Gülsün Zengin

Cevaplanmış benzer sorular