KaygıKategorisi

Kaygı duymak insani bir şey. Önemli olan onun seni yönetmesine izin vermeden, senin onu anlaman. Ne zaman yükseliyor, nasıl baş edebilirsin, bu soruların cevabını birlikte aramak mümkün.

Soru sor
Filtrele
filtre ikon
Kategoriler

Filtrele

Soru sor
Filtrele
filtre ikon
Kategoriler
Kaygı

TAKINTILARRRRIIIIMMMMMM

selam, benim şöyle takıntılarım var sürekli whatsapp kullanıyorum zaten direkt uygulamaya girip yanlışıkla yanlış birine mesaj atmış mıyım diye ve yanlışıkla bir şey paylaşmış mıyım diye kontrol ediyprum hatta art arda tek sayılarda yapıyorum bunu yani 5 kere art arda kontrol ediyorum. hatta hiçbir şey paylaşmadığımı gösteren artı simgesi varya onu sayıprum içimden her seferinde ve sonuncusunda beynimle görüntünün ekran resmini almaya çalışoyprum kaygı yapmasın diye sonrasında unutursam yine bakıyorum uyumadan önce bakıyorum. bu şey ne zaman başladı hiçbir fikrim yok sma tahminim var bir gün annemin telefonunda bir şey paylaşırken iki hocamdan gizliyim derken onlara atmışım yanlışıkla annemde hiç mesajlaşmadığı için hocalarla yanlışıkla atılması pek mümkün olmayan bir şey annem baya tepki göstermişti bende kaygılanmıştım çok salağım diyordum kendime hocalara da yanlışıkla oldu hocam diyip silmiştim bir hoca ilk gördüğünde iyi ki doğdun teyze demiş bu arada şaka amaçlı benim doğum günümdü annem de bana mı teyze diyor acaba gibi algıladı diğer hoca da hiç önemli değil gibi bir şey demişti. sonra ben dershaneye gidince hocalara bir şey demem lazım yüzlerne nasol bakıcam diye nasıl kaygılanıyorum chat gpt yle konuşup mantıklı bir cümle bulup gidip söyleyecektim ve işte kiçük kzuenim stmış yanlışıkla gibi şryker söyledim ve çok doğal karşıladılar hani hiç önemsememiş gibilerdi nasıl rahatladım size anlatamam o gün anladım kaygıların ne kadar boş olduğunu özgüvenliyim ama kaygım çok vardi inkar edemem ama kaygılarım üzerine giderek mzgüvenli olma yolundsyım her daim. ikinci olarak sürekli bri mesela dolabı kapattım mı diye 5 kere bastırırım sonra mesela fırınla tost makinesiyle ocakla uğraştım içimden kontrol ederek gözümle 1 2 3 4 5 diye sayarım 1 mesela fırının okry yani kapatmışım anlamkna gelir sonra fişe bakarım çıkartmış mıyım diye 2 derim o da okey diye diye çıkarım şu da var kartlığımda 4 tane kart var diyelim çantadan her çıkarttığımda 1 2 3 4 diye sayarım hepsi yerinde anlamında bunlarda farkındayım çok takıntılıyım ama kurtulmak için elimden geleni yaparım. ciddi bir sıkıntı değil dimi?

Kaygı

Kaygımı nasıl azaltabilirim

Çok kafama takıyorum her şeyi geçmişle ilgili çok şeyler aklıma geliyor sağlıklı ciddi bir ilişkim var fakat hep yeni bir takıntı yeni bir düşünce geçmişimden birilerinin hala aklında mıyım acaba hayatlarında birileri var mı gibi gibi sorular geliyor aklıma hiçbir şekilde ilgilenmiyorum bunlarla ama bunlar beni çok huzursuz ediyor tamamen ilişkime odaklanmak istiyorum ne yapmalıyım hiç bir fikrim yok yardımcı olur musunuz

Kaygı

Korkularımın üstesinden nasıl gelebilirim

Ben iki çocuk annesiyim. agorafobi ve panik bozukluk var. Dışarı çıkamıyorum maruz bırakma ile başlarına bişey gelmesinden korkuyorum. Dışarı çıkınca nefes darlığı titreme ve baş dönmesi oluyor. Sanki dünyada yalnız kalmışım gibi bir his oluyor tek başıma kalmaktan korkuyorum ve bu bana çok korkutucu geliyor. Bu düşünceyle beraber baş dönmesi sersemlik denge bozukluğu yaşıyorum eşim olmadan hiçbir şey yapamıyorum nasıl atlatabilirim

Kaygı

Kaygı problemini aşmak

Ben bugün minibüse bindim. bir saat içinde belki üç-dört kez rezil oldum—ya da daha doğrusu ben kendimi rezil olmuş gibi hissettim. İlk olarak, durakta yanlış yerde beklemişim; orada otobüs durmuyormuş. Bunu da rezil olmak gibi görüyorum, biri bana burada otobüs durmuyor dedi. İçinde belkide cahil dedi. Sonra otobüse bindim, kartımı yanlış almışım, içinde bakiye yokmuş. Birinden kart istemem birkaç dakika sürdü, neredeyse panik atak geçirecektim. O da benden para almadı, ben yine rezil oldum gibi hissettim. Sanki 10 klo bir şey ala biliyor marketden bakiyesi yok demiş gibi. Sonra şoför “burada mı indireyim” neden önceden söylemiyorsun dedi, biraz bana ters davrandı. O anda yine hiçbir şey söyleyemedim. Çünkü o an bir şey olduğunda tepki veremiyorum. Saatler geçtikten sonra ne demem gerektiğini hatırlıyorum. O anda sanki donup kalıyorum. Bunlar size belki küçük şeyler gibi gelebilir, ama bana öyle geldi ki herkes bana gülüyor, içinden “rezil oldu” diye düşünüyor gibi hissettim. Elimde poşet, kartımda bakiye yok—oysa yanlış kartı almıştım. Bunu size açıkça anlatmamın sebebi şu: belki büyük bir şey değil ama ben bunu en az bir ay düşüneceğim. Kendi kendime “rezil oldun, hiçbir şey diyemedin” diyeceğim. Kafamın içinde sürekli dönecek. Ve çoğu zaman gerçekten böyle oluyorum: bir yere gittiğimde eğer o an iyi giyinmemişsem, mesela topuklu ayakkabı giymemişsem, kendimi çok değersiz hissediyorum. Sanki dilenciymişim gibi. Biraz özgüven hissettiğim tek zaman, iyi giyindiğim, hazırlandığım, süslendiğim zamanlar. Yoksa normalde de asla bakımsız gitmem ama yine de sanki insanlar bana “ne kadar kötü giyinmiş, ne kadar da çirkin” diye bakıyormuş gibi geliyor. Biliyorum bu psikolojik bir problem, ama aşamıyorum. Kendimi çok kötü hissediyorum. Bunu mesela bir ay boyunca kafamda döndürüp duracağım. O an ne yapmam gerektiğini bilmiyorum ve kendimi çok kötü hissediyorum. Benim bütün günüm, yani gün içinde olan iyi şeylerin hepsi sanki bunun yüzünden zihnimde silindi. Bütün gün bunu düşüneceğim, buna odaklanacağım: “şöyle oldu, ben böyle rezil oldum” diye. Dışarı çıkacağım, birden otobüsteki o insanlar yine beni görecek ve “aa, geçen sefer rezil olan kız” diyecekler gibi geliyor. Biliyorum, küçük bir şeyi büyütüyorum, pireyi deve yapıyorum, ama bu elimde değil. Bu beni o kadar yoruyor ki bazen yaşamak bile istemiyorum, inan. Evden dışarı çıkmak istemiyorum, “niye çıktım ki” diyorum. Keşke hiç çıkmasaydım diyorum. Çıktığım zaman da kendimi rezil olmuş gibi hissediyorum. Zaten kilolu biriyim, çok da güzel değilim. Nasıl davranmam gerektiğini, nerede nasıl hareket etmem gerektiğini bilmiyorum gibi hissediyorum. Sanki elim yüzüme dolaşıyor, ne yapacağımı şaşırıyorum. Yani zaten bir iş hayatım da yok. Çok dışarı çıkan biri değilim. Sadece mecbur kaldığımda çıkıyorum. Ama çıktığım zaman da sudan çıkmış balık gibi oluyorum sanki. Herkes bana bakıyormuş gibi geliyor. Herkes normal, bir tek ben orada normal değilmişim gibi hissediyorum. Sanki herkes bunu fark ediyor, hissediyor. Ben onlara ait değilim, onlar gibi değilim. Benim özgüven dediğim şey yüzde yüz ise, bende onun sadece yüzde sıfır nokta beşi var. Onu bile hissedebilmem için çok iyi giyinmem, çok iyi hazırlanıp süslenmem gerekiyor. Zaten her zaman da öyle giyinemiyorum. Yani bu hayatta neyi başarabildiğimi bile bilmiyorum. Neyin üstesinden gelebileceğimi bilmiyorum. Bu yüzden dışarı çıkmak istemiyorum, iş hayatına da atılamıyorum. Çünkü donup kalıyorum. Birine bir şey sormaya bile korkuyorum, çekiniyorum. Bu gerçekten çok yorucu. Sizden ricam şu: bana bir yol gösterin. 25 yaşındayım ve bunu aşamıyorum, gücüm de yetmiyor.

Kaygı

Huzurlu olamıyorum ………………………

Yani, öncelikle söze nasıl başlayacağımı bilmiyorum çünkü kendimi çok yorgun hissediyorum. Etrafımda aslında çok fazla insan yok. Yani iki-üç tane arkadaş var ama onlara da tam anlamıyla ‘dostum’ diyemem, sadece yıllar önce tanışmışız, öyle kalmış. Bir de üç yıllık bir ilişkim var ve annem, babam, kardeşlerim. Yani dediğim gibi, etrafımda çok fazla insan yok. Ve acı olan şu ki, ben onların hiçbirinin yanında rahat olamıyorum, kendim gibi hissedemiyorum. Sanki bir role bürünüyorum ve hiçbiriyle mutlu değilim. Bu da beni üzüyor. Kendimi herkesin yanında o kadar sıkıyorumki ay yanlış söylerim, rezil olurum. Kendim olamıyorum sanki içimde korkular var. Çalışma hayatım zaten yok özgüvensiz olduğum için CV bile atmaktan korkuyorum. Aile içinde sorunlar var, aynı evde iki düşman gibi olma durumları… Arkadaşlarım da herkes kendi hayatına bakıyor. Tabii ki bu normal, böyle olmalı. Ama en azından derdini biraz paylaşamıyorsan, seni kötü etmeden dinleyemiyorsa, bence o kişi zaten gerçek dost değildir. Ayrıca içinde bulunduğum ilişki de bana uygun bir ilişki değil. Yanlış anlaşılmasın, hakaret yok, şiddet yok, bir sevgilim var. Ama mutlu değiliz, düşüncelerimiz uyuşmuyor. Aslında hayalimdeki insan da belki yok, çünkü benim kafamda hiçbir zaman net bir insan profili olmadı. Çünkü ben ilk ilişkimi 22 yaşımda yaşadım. Öncesinde bana bu yanlış geliyordu. Çünkü bize ‘erkekle ilişki yaşamak ayıptır, daha çocuksun’ diye öğretildi. Ben de kendimi böyle yetiştirdim. 22 yaşımda ilişkiye başladığımda ise bir yıl boyunca kendimi suçladım, sanki yanlış bir şey yapıyormuşum gibi hissettim. Bunu biraz aştım ama hâlâ içimde ‘ayıp, biri görür’ düşüncesi var ve bu beni rahatsız ediyor. Genel olarak rahatlık nasıl bir şey, onu bile bilmiyorum. İnsan nasıl huzurlu olur, bilmiyorum. Çünkü ben 25 yıldır sürekli diken üstünde yaşıyorum. Kendimi hep sıkıyorum, asla rahat bırakmıyorum. Hatta fotoğraflarıma bakıyorum, omuzlarımı o kadar yukarı kaldırıyorum ki, fark ediyorum ki beden olarak da rahat değilim. Ruhumu bir kenara bırakmışım zaten. Çok çabuk sinirleniyorum, çok tahammülsüzüm. Küçük bir şeyi büyüten insanlardan biriyim ben de. Sabredemiyorum çünkü beni mutlu eden bir nokta yok. Tutunabileceğim bir şey yok. Hayatımda güçlü bir insan istiyorum, her anlamda güçlü. Ama öyle biri yok. Benim de gücüm yok. Sanki çabalıyorum ama çabaladıkça daha da dibe batıyorum. ”**

Kaygı

Nasıl umursamaz birisi olurum?

Okulda öğrencileri umursamak istemiyorum çünkü umursayınca bana olan saygıları azalıyor bide ben hiçbirisini sevmiyorum zorba insanlar kötüler ama birisi ile değil hepsini umursamicam işte bu nasıl olucak çok takıntılı birisiyim takmak istemiyorum artık yeter herşeyi ama herşeyi takıyorum takınca zarar kendime hayattan zevk alamıyorum bana birisi bişey diyince o 5 saniye sonra benim umrumda olmasın istiyorum ben kendime odaklanmak istiyorum yardımcı olurmusunuz?

Kaygı

şey sanırım tükenmişlik sendromu??

Her şey ikinci sınıfın bahar dönemi için yurda gitmemden yaklaşık 2 ay önce başladı. Bir yaz akşamı sokaktaki küçük çocukların beni de oyunlarına dahil etmek istemesiyle onlarla keyifli bir vakit geçirdim daha sonrasında akşam yemeği için hepimiz dağıldık. Ailem farklı bir şehirde yaşıyor bense doğup büyüdüğüm yerdeki evimizde tek başıma kalıyorum alt katımda da halam oturuyor. Konudan sapmayayım; O gün yeterince yorulduğum için dışarıdan bir şeyler sipariş etmeye karar verdim. Fakat tam o anda içime bir sıkıntı girdi üzerinden epey geçtiği için pek anımsayamıyorum ama muhtemelen geçmişimle ilgili bir şeyler düşünürken boşluğa kapıldım yine de tavuk dürüm siparişimi oluşturmaktan geri kalmadım. İçerideki hava son derece bunaltıcı olduğundan laptopumu da alıp bahçeye kuruldum daha sonrasında tavuk dürümüm geldi. İzleyecek bir şeyler aradım rastgele bir yayıncının oyun videosuna tıklayıp yemeye başladım. 2. ısırıkta bana bir çarpıntı geldi, nefesim daralmaya başladı bu daha önceki ataklarımdan çok daha kuvvetliydi. Kendime alışık olduğum içinde panik atak geçirdiğimin farkındaydım sadece biraz daha fazla hissediyorum diye içsel bir şekilde rahatlamaya çalıştım ama geçmedi. Ağlama krizim tutunca da bahçeden eve geçip cenin pozisyonunda (rahatlatıcı bir etkisini gözlemledim bedenimin üzerinde) halamın işten dönmesini bekledim. Araba sesini duyduğumda kendimi dışarıya atıp evhamlı evhamlı ne olduğunu anlattım. Hastaneye gidelim mi diye sordu, ilk baştaki halimden daha iyiyim diyince yine de rahatlamam için arabayla gezintiye çıktık arkadan hafif müzik açıp dondurmacının önünde park etti. Dondurmalarımızı alıp biraz yürüdük sonra iyi olduğumu hissedince geri döndük bende onun yanında kaldım ama uyumakta zorluk çektim. Bu ataklar üst üste yine tekrarlanınca bir kardiyolojiye randevu oluşturdum. Sonuçlar temiz çıkmıştı ama içimdeki şüphe asla temizlenmedi, değişik bir şeyler vardı. 1 hafta boyunca uyku uyuyamadım doğru düzgün. Göz altlarım çökmüştü betim benzim atmıştı ve stres seviyem arşta olduğu içinde midem. .. Kilo verdim işte öf. Aile hekimine de bir randevu oluşturdum randevu günü doktorum sonuçların temiz turp gibisin diyince salya sümük ağlamaya başladım. Sonra beni rahatlatmaya çalıştı sonuçlarımı tekrar inceledi kansızsın diyince hali hazırda taşıyıcı Akdeniz anemisi olduğumu belirttim sonra diğer değerlerime baktı b12 iğnesi yazdı biraz rahatlamaya başlamıştım ki kızının kuantumla ilgilendiğini anlatmaya başlayana kadar. Korkma korktuğun şey başına gelir diyince bir endişeye kapıldım (ailemin 3 ferdi kanserden vefat etti. bu genetik olabilir. ) Sağlıkla endişelerim işte o zamanlarda tetiklenmişti. 2 ay sonra yurda yerleştim, endişelerimide beraberinde getirmeyi unutmadım. İsteksizlik vardı üzerimde geçen yıl ki gibi canlı ve sosyal değildim bu durumda ilişkilerimi epey yıprattı. Şuan çok uzun olacağı için özet geçeceğim: odamızda o kişinin yaveri hariç herkes kızın kokusundan rahatsız oluyordu asla duş almıyordu ve her gün odanın içerisinde baharatlı şeyler tüketiyordu. Havalanması için açtığımız camları kapatıyor perdeleri de çekiyordu oda güneş almıyordu. Temizlik günlerinde bile (iki kişi iki kişi olarak belirlemiştik) kendisi yatıyor temizliği diğer arkadaşı yapıyordu. Bazı hassas konularda "cahilce ve canice" söylemleri oluyordu ve biz bundan rahatsızlık duyuyorduk. Yine de koku meselesini belki bir hastalığa sahiptir diye açmamıştık. Söylemeyi unuttum birde kapıları pat pat vurarak açıyordu çok gürültülü bir insandı fakat bizim en ufak tıkırtımızda kendi kendine söylenirdi. Bizim katımızdaki odalarda olan diğer kızlarla da gürültülü telefon konuşmaları yüzünden bir husumet çıkmıştı önceki yurdundan da yine kendi ahmaklığı yüzünden geçmiş sanırım bu yurda. Neyse böyle birisiydi işte. Alt ranzamda yatan sevdiğim arkadaşım bazı arkadaşlarıyla ayrı eve çıkmışlardı bu durum zaten beni çok üzüyordu bahsettiğim kız ve onun hakaret yemekten keyif alan mazoşist beyin yoksunu arkadaşı pardon "kölesi" sürekli kendi aralarında gülerek odamızdan giden arkadaşımız hakkında atıp tutuyorlardı ve yeni gelen kızı altı boş cümlelerle doldurmaya çalışıyorlardı. O günlerde kavga etmemek için kendimi ne kadar zor tuttuğumu hatırlıyorum. Deniz hayatımda tanık olduğum kendini geliştirmeye adamış, olaylara çok yönlü bakabilen, sosyal zekası oldukça kuvvetli bir kızdı. Onun hakkında bile iğrençleşerek konuşabilecek ahmaklarla aynı odada olmaktan tiksinti duyuyordum. Sonra bir patlama noktam oldu zaten. Bu sefer de benim hakkımda konuştuklarını duydum. Masamdan şikayet etmeye başlamışlardı. Bölümüm gereği masamda bir çok teknolojik ekipman ve kitaplarım var ayrıca ortak prizde tam masamın üzerinde olduğu için diğer arkadaşım benim masamda çalışıyordu. Bu yüzden biraz dağınık gözüküyordu. Ama dağınıklığımı "pislik" olmamla ilişkilendirecek kadar hadsizleşmişti ve kavga etmeye başladık. Yeni gelen kız, kölesi ve zanlı olmak üzere üçü birden üzerime yürüyüp sakin bir şekilde yürütmeye çalıştığım tartışmayı höt höt bağırarak devam ettirince bir yıllık kinimi kustum bende ve asıl pisliğin haftada 0 kez duş alan kendisi olduğunu söylediğimde ağzından köpükler çıktığını hatırlıyorum. Ve sonra evet ölüm tehditleri. Uzatmadan idareye gittim durumu anlattım idare de ilkokul çocuğuymuşuz gibi sarılıp barışın diyince nakil talebi oluşturdum ve bu avelin sağı solu belli olmaz diye geceleri nöbet tutarak geçirdim. Nakilim 2 gün içerisinde çıktı. Yeni yurduma yerleştim fakat hâla bir tetikte olma durumum olduğundan psikolojik olarak çöküşteydim. Sonra. .. yankı fanusuna hapsoldum. Medyada karşıma sürekli olumsuz haberler çıkıyordu ve hepsi aynı türdeydi. Normalde görüp yaşlı insan hurafesi işte diye adlandırıp gülüp geçeceğim durumlara o dalga geçtiğim insanlar gibi bakar oldum. Bir haftada 3 kez acile kaldırıldım, ve yaklaşık üç ayım daha hastane köşelerinde geçti. En sonunda yine bir terapiste gittim ve ilaç tedavisine başladık. Bu üç ay çok zor geçti o kadar stresliydim ki bruksizm, kaşınmalar, uykusuzluk, aile tartışmaları bir çok şeyle savaşmam gerekliydi en çokta soğukla. .. Oda da nefes alamadığım için sık sık dışarıya çıkıyordum ve neredeyse sabahlayıp soğuktan donana kadar içeri girmiyordum (bu yüzden zatüreye yakalandım) Ama bir bug bulmuştum. İnsanın temel ihtiyacı> istekleri. Ve bazen yurtta kalmak istemek için kendimi soğuğa maruz bırakıyordum bu sayede isteğimle girecek ve uyuyabilecektim. Yine bu olanların üzerinden bir ay geçti şimdi uyku problemleri çekmiyorum ve bazı sorunları aştım da. Artık bir kimlik çatışmasının içerisine düştüm ve hayatta kalmaya çalışan biri olmaktan yaşayan biri olarak beni bulamıyorum bu süreçte çok yıprandım belirsizlikle savaşmaktan da. ..

Kaygı

Özgüven problemi aşmak

Dediklerim belki çok karışık olacak. Çünkü şu an içim de böyle, yani karmakarışık. O yüzden olduğu gibi devam etmeyi düşünüyorum. Ben kendimi iyi hissetmiyorum. Daha doğrusu, kendimi mutlu hissetmiyorum, hiçbir yere ait hissetmiyorum. Çok dışarı çıkan biri değilim. Bazen çıkarım o zamanda çabuk eve gelmek istiyorum sıkılıyorum. Dışarısı bana güvensiz geliyor . Sanki ben bir balık misali sudan kuruya düşüyorum. 25 yaşım var ve bir işim bile yok. Çünkü çalışacak gücü kendimde bulamıyorum. Tembel değilim ama korkuyorum. Başarısız olma korkusu. Mükemmel olacağım diye diye hiçbir şey olamadım. En iyisi olsun diye bekledim, bekledim ve yaşım 25’e geldi. Ve kendimi birçok şeye geç kalmış gibi görüyorum. Herkes sanki bu hayatta yolunu bulmuş ama ben bulamıyorum. Şimdi diyebilirsiniz ki bir işe gir. Ama bana o kadar zor geliyor ki… Sanki yapamam diye korkuyorum, utanıyorum. Yani sıradan işlerde çalışmak bile—mesela satış danışmanı gibi—utanılacak bir şeymiş gibi geliyor. Çünkü etrafımdaki insanların çoğunun devlet işi var. Benim böyle acınası bir durumda olmam beni çok üzüyor. Kendimi çok küçümsüyorum. Mesela kiloluyum, stresten yiyorum. Tabii ki bunun dışında insülin direncimin olması, D vitaminimin çok düşük olması da kilo almama sebep oluyor. Ama bilmiyorum… Sanki herkes beni aşağı görüyormuş gibi geliyor. Sanki herkes bana gülüyor, “şişman”, “çirkin”, “hiçbir işe yaramaz” diyormuş gibi. Bu cümleleri kendime kurmak istemiyorum. Çünkü diyorlar ki bir şeyi ne kadar söylersen o kadar gerçek olur. Ama bu benim elimde değil ki. Dilimi susturabilirim ama içimi nasıl susturayım? Yani benim oturup derin derin konuşabileceğim biri yok. Öyle bir dostum yok. Ama ben herkese ulaşmışım. Herkesin hayatı yoğun, bu normal, kimseyi de suçlamıyorum. Ama birine 5-10 dakika ayırıp telefonda “nasılsın?” yazmak bence o kadar zor değil. Artık ben de yazmıyorum. Bunun dışında başarılı insanları da kıskanıyorum. Bu duygu beni kötü yapıyor. Bende ne eksikse onu kıskandığımı fark ettim. Ve biliyor musun, neredeyse artık her şeyi kıskanıyorum. Bu da demek oluyor ki hiçbir şeyim yok. “Olsun” diyorum ama bir şey yapamıyorum. Belki birine “şunu yap, bunu yap” demek kolaydır. Ama benim için çok büyük geliyor. Korkuyorum, korkularım var. Bu özgüvensizliği aşamıyorum. Artık… bilmiyorum, gerçekten zor.

Kaygı

Stresimle nasıl başa çıkabilirim

Merhaba şuan bir sınav dönemindeyim ve okul hayatım yok bir sosyal yaşantım da pek yok ve sınav anı stresim var bir gün sınavda karnım guruldadı ve bunu aşırı derecede sorun etmeye başladım üstüne gitmeye calısıyorum ama en ufak tekrarlandığında o an sınava odağım gidiyor ve aşırı stresleniyorum ve bu olacak diye her an düşünüyorum her hangi bir sınava gitmesem bile girene kadar günlerce artık dışarı çıkarken bile düşünmeye başladım bir tedavi mi almalıyım yakında yks sınavım var

Kaygı

Hamileyim eşimin ailesiyle problemliyim üstümde aşırı derecede stres var bununla nasıl başa çıkabilirim

Çok stresli ve kaygılıyım çok bunaldım nasıl başa çıkıcam bilmiyorum eşimde uzakta hiçbir şeyden keyif almıyorum ailesinden de nefret ediyorum bana yaşattıkları yüzünden hamileliğimi zehir ettiler çocuğum da sıkıntılı bi süreçte genetik hastalığı olabilir şüpheleniyorlar doktora her gidişimde mutsuz ayrılıyorum eşim ailesini savunuyor bana karşı sürekli dolduruyolar onu kendi düzenim yok ailemle kalıyorum her şeye laf ediyolar eşimin onlarla konuşmasını istemiyorum