Psk. Esra Fidan
Türkiye kayseri
Kayseri | Online & Yüz Yüze Çocuk, Ergen ve Yetişkin Danışmanlığı
Uzman Hakkında
Psikoloji lisans eğitimimi tamamladıktan sonra çocuk psikolojisi, travma, aile danışmanlığı ve psikolojik destek alanlarında kendimi geliştirmeye odaklandım. Eğitim sürecim boyunca gönüllülük çalışmaları, saha deneyimleri ve psikolojik test uygulamaları ile aktif olarak mesleki deneyim kazandım.
Danışanlarımla çalışırken güvenli, yargısız ve destekleyici bir terapi alanı oluşturmayı öncelik olarak görüyorum. Her bireyin yaşam öyküsünün kendine özgü olduğuna inanıyor ve terapi sürecini danışanın ihtiyaçlarına göre şekillendiriyorum.
Eğitim
- Nuh Naci yazgan - Lisans
Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)
- Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimi – Marmara Psikoloji – Prof. Dr. Şükrü Uğuz
- EMDR-Rehber Klinik
- Psikolojik Testler Eğitimi -Rehber Klinik
- Psikolojik İlk Yardım Eğitimi – Türk Psikologlar Derneği
- İleri Düzey Aile Danışmanlığı Eğitimi – Ev Okulu Derneği
- Psikofarmakoloji Eğitimi – Çağ Üniversitesi-Prof.Dr.Şükrü Uğuz
- Oyun Terapisi Eğitimi – B&S Psikoloji
- Akran Zorbalığı Eğitimi-EFPSA
- Akran Zorbalığı Eğitimi-EFPSA
- Nöroçeşitli Bireyler Konferansı -EFPSA
- Travma ve Krize Müdahale Eğitimi – Ev Okulu Derneği
- Travma ve Krize Müdahale Eğitimi – Ev Okulu Derneği
- Çocuk Değerlendirme Testleri Eğitimi – B&S Psikoloji
- Çocuk Değerlendirme Testleri Eğitimi – B&S Psikoloji
- Güvenli Yuva Konferansı – Uluslararası Konuşmacılar
- Güvenli Yuva Konferansı – Uluslararası Konuşmacılar
- EFPSA Organized Acts of Kindness Event – Pierro Ferrucci
- EFPSA Organized Acts of Kindness Event – Pierro Ferrucci
- Psikolojik İlaçlarda Akılcı Kullanım ve Toplumsal Farkındalık Eğitimi-Onyedi Psikoloji
- Psikolojik İlaçlarda Akılcı Kullanım ve Toplumsal Farkındalık Eğitimi-Onyedi Psikoloji
- Adli Psikolojide Vaka Analizi Çalışmaları-Adli Psikolog Fatma Durmuş
- Adli Psikolojide Vaka Analizi Çalışmaları-Adli Psikolog Fatma Durmuş
- Şema Terapi Işığında Anksiyete ve Panik Atak – Affekt Psikoakademi
- Şema Terapi Işığında Anksiyete ve Panik Atak – Affekt Psikoakademi
- BDT ile Depresyon – Prof. Dr. Cebrail Kısa
- BDT ile Depresyon – Prof. Dr. Cebrail Kısa
- Psikodinamik Yaklaşım ile DEHB – Sabri Yurdakul
- Psikodinamik Yaklaşım ile DEHB – Sabri Yurdakul
- Psikodinamik Yaklaşım ile Borderline – Doç. Dr. Demet Karakartal
- Psikodinamik Yaklaşım ile Borderline – Doç. Dr. Demet Karakartal
- BDT ile DEHB – Prof. Dr. Hasan Herken
- BDT ile DEHB – Prof. Dr. Hasan Herken
- OKB’de Kabul Kararlılık Terapisi – Dr. Tuğba Kara
- OKB’de Kabul Kararlılık Terapisi – Dr. Tuğba Kara
- Borderline Klinik Yaklaşım – Dr. Suat Yiğit
- Borderline Klinik Yaklaşım – Dr. Suat Yiğit
Uzmanlık Alanları
Çalışma Ekolleri
- Bilişsel Davranışçı Terapi
- EMDR
- Oyun Terapisi
- Vaka Odaklı İleri Düzey Aile Danışmanlığı
Cevaplar (22)
Sözcükler filtrelenebilir, saklanabilir veya manipüle edilebilir; ancak uyku sırasındaki beden dili genellikle en saf halimizdir. Bir erkeğin sabaha kadar elini çekmeden, sıkıca ve içten sarılması, o an senin yanında kendini duygusal olarak güvende hissettiğinin çok güçlü bir işaretidir. Cinsellik odaklı olmayan bu tip bir yakınlık, beyinde oksitosini salgılatır. Eğer sana karşı hiçbir ilgisi olmasaydı, sabaha kadar bu denli yakın ve fiziksel olarak zahmetli bir pozisyonda kalması pek mümkün olmazdı; genelde mesafe koymayı tercih ederdi. Konuşmaması, her zaman "istemsizlik" anlamına gelmez. Bazı insanlar, özellikle kaçıngan bağlanma stiline sahip olanlar, duygularını kelimelere dökmekte zorlanırlar. Yakınlık kurmaktan korktukları için sözel olarak mesafeli durup, bu ihtiyacı bedensel temasla (sarılarak) telafi etmeye çalışabilirler. Yani o sessizlik, seni istemediği için değil, o anki yoğun duyguyu nasıl ifade edeceğini bilemediği için olabilir. Bir erkek sadece "şefkat ihtiyacı" için de sarılabilir, ancak "hiç elini çekmemesi" ve "içtenliği", sıradan bir sarılmanın ötesinde bir duygusal güvenlik hissi barındırır. Yine de tek bir geceye bakarak "seviyor" demek için erkendir; bu daha çok "derin bir hoşlantı ve güven" belirtisidir. Bu belirsizlik seni yoruyorsa, zihninde senaryo kurmak yerine ona alan açmalısın. "O gece sarılman bana çok iyi hissettirdi ama sessizliğin biraz kafamı karıştı, o an neler hissettin?" gibi yargılamayan bir soru, onun iç dünyasını anlamana yardımcı olacaktır. Unutma, o anki sarılma gerçektir; ancak bu duygunun bir ilişkiye dönüşüp dönüşmeyeceğini zaman ve açık iletişim belirleyecektir. Yazdığımız her şey birer olasılık belirtir, biz senin şu an ne yaşadığını ancak sen anlattığın sürece bilebiliriz ve yine yakınlaşmak istediğin kişiyi de ancak sen anlattığın kadar tahmin edebiliriz önemli olan açık iletişimdir. Rahatsız olduğun, belirsizlikte kaldığın durumu kendi içinde çözmeye çalışmak yerine ilişki içerisinde olmak istediğin kişiyle de konuşmalısın . İlişki dediğimiz iki birey arasında gerçekleşir, tek bir kişinin zihninin içerisinde değil. Bu yüzden duygusu olmasını istediğin veya düşüncelerini merak ettiğin o kişiye ilişkide olması\olmaması için izin vermelisin. Cevaplarını bekliyor olacağım. Sevgilerle. .
Zihninin her anı bir satranç hamlesi gibi kurgulaması ve en ince ayrıntıyı bile denetleme arzusu, psikolojide "zihinsel aşırı süreçleme" ve "kontrol odaklı kaygı" ile açıklanır. Bu durum, aslında hayatın belirsizliğine karşı ördüğün bir savunma kalkanıdır; ancak bu kalkan bir süre sonra seni hapseden bir kafese dönüşür. Mesajlarının karşı taraftaki etkisini bu denli dert etmen, temelde bir "hata yapma ve sevilmeme" korkusudur. Karşı tarafın zihnini kontrol ederek olası bir yanlış anlaşılmayı önlemeye çalışıyorsun. Oysa birinin zihninden geçenleri yönetemezsin. Bizler gelen ve giden düşüncelere her zaman maruz kalırız ve onları engelleyemeyiz. Sen en mükemmel cümleyi kursan bile, o kişi kendi ruh haline göre yorum yapacaktır. Bu sorumluluğu tek başına üstlenmek, zihnini sürekli bir "performans" modunda tutar ve seni doğal akıştan koparır. Kız arkadaşının fotoğrafına bakmazsan bağın zayıflayacağı veya sevginin azalacağı hissi, literatürde "büyüsel düşünce" olarak adlandırılır. Zihnin, bir eylem (bakmak) ile bir sonuç (sevgiyi korumak) arasında mantıksal olmayan bir bağ kuruyor. Bu, kaygıyı dindirmek için geliştirilen bir ritüeldir. Ancak bu döngü, "Bakmazsam kötü bir şey olur" inancını besleyerek seni o eyleme bağımlı kılar. Gerçek şu ki; sevgi, bir fotoğrafa bakma sıklığına bağlı bir "kas" değil, içsel bir sürekliliktir. Cevaplarını önceden hazırlama ve "en doğru"yu bulma çaban, aslında hata yapma lüksünü elinden almandır. Spontanlık, hata payını kabul etmektir. Zihnin sürekli "hazırlık" aşamasında olduğunda, anı yaşayamaz ve sadece bir "senaryoyu" oynarsın. Bu döngüyü kırmak için bilerek "mükemmel olmayan" mesajlar atmayı ve fotoğraf kontrolünü her seferinde 5-10 dakika ertelemeyi denemelisin. Zihninin, kontrol etmediğinde de dünyanın yıkılmadığını deneyimlemesine izin vermelisin. Yanlış yapma hakkı tanımalısın kendine. . Sevilmeme payı bırakmalısın. Ve bilmelisin ki insanın aklından yüzlerce düşünce geçer. Bazen yorgun oluruz bazen hassas bir dönemdeyizdir ve cümleleri yanlış anlarız, sen öyle anlatmak istemesen de. .. Hem iletişim kurduğun insanlara hem de kendine izin ver. .Hata yapabilme, yanlış anlama ve anlaşılma izni. .Birine mesaj attığında ilk ne yaptığını gözlemle, belki mesajı siliyorsundur ilk, belki gözlerini başka bir yere odaklıyorsundur belki bacaklarını sallıyorsundur önce bunları değiştirmeye başla. .Böylelikle şu an beyninde kodlu olan mesaj değişsin, mesela desin ki "a bak mesaj yazarken ayağını sallamıyor artık demek ki tehlike yok. " Davranışlarını değiştirirsen düşüncelerini değiştirebilirsin ve düşüncelerini değiştirirsen duygularını değiştirebilirsin. .. Sence bu "hata yapmama" zorunluluğunu hayatına ilk kim veya hangi olay getirdi?Aşağıya senin için bir egzersiz bırakıyorum. .. Cevaplarını bekliyor olacağız süreç hakkında soruların varsa iletmeye de devam edebilirsin. .
Kendi bedenine, arzularına ve sınırlarına dair hissettiğin bu karmaşa, 20’li yaşların başında oldukça sağlıklı ve beklenen bir iç muhasebedir. Yaşadığın bu duraksama, bir "sorun" değil; senin öz değerlerini, korkularını ve gerçek isteklerini anlama çabandır. Kendini tanımaya çalışman çok önemli bir başlangıçtır. İçindeki o "hayır" diyen sesin tek bir sahibi olmayabilir. Yetiştirildiğin aile yapısı ve inançların, cinselliği bir "risk" olarak kodlamış olabilir. Bu durumda, zihnin seni suçluluk duygusuyla durdurur. Diğer yandan, hiç deneyiminin olmaması sende "yetersizlik" veya "hata yapma" korkusu yaratıyor olabilir. Ancak en önemlisi, güvenlik ihtiyacıdır. Sosyal medyadan yeni tanıştığın birine karşı bedenin ve zihnin, duygusal bir temel oluşmadan bu denli mahrem bir alanı açmaya hazır olmayabilir. Bu, senin zayıflığın değil, kendini koruma refleksindir. Olması gereken de böyle bir şeydir zaten. Bir başkasının baskısı altında olup olmadığını anlamanın en net yolu, şu soruyu sormaktır: "Bu eylemi, karşımdaki kişiyi kaybetmemek veya onu kırmamak için mi yapıyorum, yoksa gerçekten o anki merakım ve arzum mu beni yönlendiriyor?" Eğer motivasyonun "o üzülmesin" veya "ilişki bozulmasın" ise, bu senin isteğin değildir. Başkasını kaybetmemek için verilen bir uyumlanma halidir. Gerçek istek, içinde suçluluk veya zorunluluk barındırmayan bir merak ve heyecan hissidir. Kendini açıklama yapmak zorunda hissetme. "Hayır" demek en doğal hakkındır ve karşı tarafın buna gösterdiği tepki (atışma, küsme ) aslında onun senin sınırlarına ne kadar saygı duyduğunun bir sınavıdır. Eğer biri senin hızına ve hazır olmayışına öfkeyle karşılık veriyorsa, o kişi senin duygusal güvenliğine öncelik vermiyor demektir. Bu kaygıları aşmak için kendine zaman tanı. Cinsellik bir performans değil, bir paylaşımdır. Kendi değerlerinle barıştığında ve karşındaki kişiyle o güven köprüsünü kurduğunda, korkuların yerini doğal bir akışa bırakacaktır. Kendini tanımaya başladığında . istek ve ihtiyaçlarını gördüğünde ki şu an kendini tanımaya çalışıyorsun, güvendiğin, "hayır" dediğinde sana saygıyla yaklaşacak seni her halinle (yetersiz olduğunu düşündüğün için söylüyorum) sevecek o kişiyle bu soruları sormana gerek kalmadan, şüphe duymadan bir ilişki yaşayacaksın. Lütfen bu süreç senin kaygın olmasın, şu an yaşadığın süreç senin kendine olan merakın olsun. Şimdi kendine şu soruyu yöneltebilirsin: Senin için güvenmek tam olarak ne anlama geliyor?Yorumlarını bekliyor olacağım. .
Şu an yaşadığın durum, sevdiğin kişiyle değil, tamamen zihninin seni koruma biçimiyle ilgili derin bir içsel çatışmadır. Partnerinin doğruluğundan emin olmana rağmen o "sesin" aksini iddia etmesi, aslında zihninin seni olası bir hayal kırıklığından korumak için geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır. Ancak bu mekanizma, seni korumak yerine ilişkini ve huzurunu yıpratan bir alarm sistemine dönüşmüş durumda. Psikolojide bu duruma sıklıkla "ilişki odaklı kaygı" diyoruz. Zihnindeki o huzursuz ses, aslında geçmişte yaşadığın bir yarayı veya derinlerde yatan bir değersizlik hissini örtmeye çalışıyor olabilir. Partnerini sürekli kontrol etme, sorgulama ve haksız olduğunu bilsen de kavga çıkarma dürtüsü, o anki yoğun kaygıyı dindirmek için başvurduğun bir "güvenlik arayışıdır. " Kontrol ettiğinde kısa süreli bir rahatlama hissedersin; ancak bu rahatlama sahtedir. Her kontrol hamlesi, zihnindeki "güvensizlik" kasını daha da güçlendirir ve bir sonraki sefer sesin daha yüksek çıkmasına neden olur. Burada anlaman gereken en kritik nokta; duygularının her zaman gerçeği yansıtmadığıdır. "Şu an güvensiz hissediyorum, o halde o yalan söylüyor" şeklinde kurduğun bu mantık bir bilişsel çarpıtmadır. İçindeki huzursuzluk, partnerinin bir yanlışı olduğunu değil, senin o an bir kaygı atağı içinde olduğunu gösterir. Bu döngüyü kırmak için o sesle savaşmayı bırakmalısın. Onu susturmaya çalıştıkça daha da bağıracaktır. Bunun yerine, o ses geldiğinde ona nazikçe yaklaş: "Şu an zihnim beni korumak için yine felaket senaryoları üretiyor, bu sadece bir düşünce, gerçek değil" diyerek araya mesafe koy. Tepki vermeden, yani aramadan veya kavga başlatmadan önce kendine zaman tanı. Partnerine saldırmak yerine, içindeki bu "yaralı çocukla" konuşmayı ve ona güvende olduğunu hatırlatmayı denemelisin. Unutma, gerçek güven dışarıdan onay alarak değil, kendi içindeki fırtınayı dindirmeyi öğrenerek inşa edilir. Aşağıya senin için küçük bir egzersiz bırakıyorum. Cevaplarını bizimle paylaşmayı unutma. .Sevgilerle. .