Esra Fidan

Psk. Esra Fidan

Türkiye kayseri

Kayseri | Online & Yüz Yüze Çocuk, Ergen ve Yetişkin Danışmanlığı

5.0
(1 Yorum)

Uzman Hakkında

Psikoloji lisans eğitimimi onur öğrencisi olarak tamamladım. Çocuk ve ergenlerle çalışma alanında gönüllülük temelli saha deneyimine sahibim. Özellikle travma ve yas alanlarında çalışmalar yürüttüm; afet, kayıp ve kriz sonrası süreçlerde psikososyal destek faaliyetlerinde aktif rol aldım. Bu alandaki çalışmalarımı hâlen çeşitli dernek ve sivil toplum kuruluşları bünyesinde sürdürmekteyim.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Aile Danışmanlığı alanlarında eğitimler aldım; bu süreçlerde vaka gözlemleri ve değerlendirme çalışmalarına katılarak uygulama deneyimi kazandım. Oyun terapisi, çocuk değerlendirme testleri, resim ve masal terapisi gibi uygulayıcı eğitimlerle özellikle çocuk ve ailelerle çalışmaya yönelik mesleki donanımımı güçlendirdim.

Danışanlarımla güven temelli, etik ilkelere bağlı ve empati odaklı bir ilişki kurmayı; her bireyin ihtiyacına, yaşam öyküsüne ve psikolojik gereksinimlerine özgü bir yaklaşım geliştirmeyi öncelikli görüyorum. Sürekli mesleki gelişimi önemseyen, bilimsel temelli ve bütüncül bir anlayışla psikolojik destek sunmayı hedefliyorum.

Eğitim

  • Nuh Naci yazgan - Lisans

Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)

  • Bilişsel Davranışçı Terapi
  • EMDR
  • Psikolojik Testler Eğitimi
  • Psikolojik ilk yardım eğitimi
  • İleri düzey aile danışmanlığı eğitimi
  • PsikoFarmakoloji Eğitimi
  • Oyun terapisi eğitimi
  • EFPSA Akran Zorbalığı Eğitimi
  • EFPSA Akran Zorbalığı Eğitimi
  • EFPSA Nöroçeşitli Bireyler Konferansı
  • EFPSA Nöroçeşitli Bireyler Konferansı

Uzmanlık Alanları

Mükemmelliyetçilik
Stres
Erteleme Davranışı
Fobi
Sosyal Kaygı
Travma ve TSSB
Yeme Bozuklukları
Bağımlılık
Aile Danışmanlığı
İlişki Sorunları
Mindfulness/ Farkındalık
Flört Şiddeti
Aldatılma
Duygusal Yeme
Sınav Kaygısı
İntihar Düşüncesi
Kariyer Rehberliği
Akran Zorbalığı
Dikkat Eksikliği
Varoluşsal Kaygılar
Aile ve Çift Terapisi

Çalışma Ekolleri

  • Bilişsel Davranışçı Terapi
  • EMDR
  • EMDR
  • Oyun Terapisi
  • Oyun Terapisi
  • Vaka Odaklı İleri Düzey Aile Danışmanlığı
  • Vaka Odaklı İleri Düzey Aile Danışmanlığı

Cevaplar (4)

Yaşadığın süreci bizimle paylaştığın için teşekkür ediyorum. Bu duyguları bu kadar açık ifade edebilmen içgörünün ne kadar yüksek olduğunu bize gösteriyor. İlişki dediğimiz durum aslında dinamik bir süreçtir. Birinin yanında sohbetin akmaması,sessizliklerin ağır gelmesi bir kişinin yetersizliğinden kaynaklanmaz ilişki dinamiğinin değiştiğini gösterir. Diğer arkadaşlarınla iletişiminin rahat ve akıcı olması,sosyal becerilerinde ya da mizahında bir sorun olmadığını bana düşündürüyor. Bu nedenle yaşadığın durumun seninle ilgili bir eksiklikten kaynaklandığına dair bir değerlendirme benim açımdan pek doğru gibi görünmedi. Geçmişte paylaştığınız eğlenceli ve kaliteli vakitleri özlemen normal ama ilişki geçmişe bakılarak değil şu an hissettirdikleri ile ölçülmeli. Sürekli sıkışmış, yetersiz hissettiren bir ilişki kişinin duygusal yükünü arttırır. Bazen duygusal yük o kadar ağır basar ki "şu an mutlu mu ?","güldürmek için ne yapmalıyım?" "açtığım konu canını mı sıktı?" gibi bilişsel çarpıtmalara da sebebiyet verebilir. Kişi olmadığı bir insan gibi davranmaya başlayabilir ve istemediği sonuçlarla karşı karşıya kalabilir. Önemli olan bu ilişkide kalmanın sana şu an ne hissettirdiğini fark etmek ve gerekirse bu duyguları açık,suçlayıcı olmayan bir dille ifade edebilmektir. İlişkide önemli olan şey kişinin kendisi olabilmesi ve rahat hissedebildiği bir alanın var olmasıdır. Kendine önce şu soruları sormanı istiyorum :Bu ilişkide kalmak mı bana daha iyi gelir yoksa kendime alan açmak mı ?Kendimi yormadan ,rol yapmadan bu ilişkide kalabilecek miyim? Eğer mümkünse bu duygularını, suçlamadan ,bu kişiyle konuşmanı öneriyorum . Belki o senden daha farklı düşünüyordur, belki başka bir açıklaması vardır. Ve bir şey daha bu kadar empatik yaklaştığın ve sorunu çözmek için çaba harcadığın için kendine teşekkür etmeyi unutma.

Devamını Oku...

Öncelikle kendinizi gözlemlediğiniz ve çok işlevsel bir şekilde ifade ettiğiniz için teşekkür ederim. Daha önce ölümle yüzleşmediyseniz ve bunu düşünmeyi hep ertelediyseniz,yüzleşmek zorunda kaldığınızda hayatın anlamsız geldiğini söylemeniz ve başınıza bir şey gelmesinden korkuyor olmanız çok normaldir. Yalnız olmadığınızı ve birçok insanın aynı durumlarla karşı karşıya kaldığını söylemek isterim. Yas aslında bir duygu değil bir süreçtir ve çeşitli duyguları (öfke ,kaygı , korku ,üzüntü) ,bedensel tepkileri (uykusuzluk ,iştah kaybı,isteksizlik,tekrar eden düşünceler) yanında getirir. Özel bağlar kurduğumuz insan ve hayvanların hayatımızdan vefat yoluyla gidişi sadece bedensel bir gidiş olmaz ,onlarla yaşanılan anıların ve yaşanamayacak olanların yok oluşu ile karşı karşıya kalmanıza sebep olur ve bu durum insanda şok etkisi de yaratabilir. Ölümle daha önce yüzleşmemek ve ertelemek ise,insanın kırılmazlık algısını ,yani ben yaşamaya her zaman devam edeceğim gibi bir düşünceyi zedeler ve benim de başıma bir şey gelebilir ve ben de bir yerde olmayabilirim düşüncesi ile başbaşa bırakarak güven duygusunu zedeler. Bu yüzden hayatın anlamsız olduğunu düşünür odaklanmakta problemler yaşarız. Size birkaç egzersiz önerebilirim. Bu egzersizler bedeninizi rahatlatır ve düşüncelerinize her şey yolunda mesajı verebilir. Asıl önerim ise eğer bu durum devam ederse bir uzmandan destek almalısınız. Ölüme bir yok oluş olarak değil de hayatın yaşanmasına anlam kattığı tarafından bakarsanız işlevselliğinizi geri kazanabilirsiniz.

Devamını Oku...

Hissettikleriniz ve vücudunuzun verdiği tepkileri çok iyi özetlemişsiniz. Yarım kalmışlığın bir sonucu olarak beyniniz hep bu durumu tamamlamak isteyecektir ve hep farklı senaryolar hayal ettirecektir size ya da geçmiş iyi anılarınızı size hatırlatacaktır. Bir ilişkiyi bitirmek hem de karşılıklı oturup konuşulmadıysa birden çok duyguyu bir arada yaşamaya neden olur. Önemli olan sizi o karanlıkta bırakan kişiden ışık beklemeyi bırakmaktır. Giden kişi için yas tutmanız ve yas tutarken onu özlemeniz bunların hepsi normaldir. Ama eğer geride kalan acıya,eski partnerinizden geriye kalan tek şeye,a tutunup buna umut derseniz devam etmeniz çok daha zor olacaktır. Umut bazen sandığımız gibi “geri dönme beklentisi” değildir. Çoğu zaman umut, acının tamamen anlamsız olmaması isteğidir. “Bunca şey boşuna olmasın” demektir. O yüzden bir yanın onun dönmeyeceğini bilirken, diğer yanın hâlâ tutunuyor. Bu bir çelişki değil; bu bir yas tepkisi. Şu an senden “unut”, “devam et”, “güçlü ol” gibi şeyler beklemiyorum. Ama senden şunu istiyorum:Kendini suçlamayı bırakman. Onun kendi zihninde kurduğu hikâyeyi düzeltmek zorunda olmadığını kabul etmen. Şu an için küçük ama önemli bir öneri:Belki ona bir mektup yazabilirsin . Asla ona gönderme ve okutma da. Sadece söylemek istediğin her şeyi o mektuba yaz. Ne dilersen. Sonra da o mektubu bir kez oku ve at. Bu süreçte yalnız kalmaman çok önemli. Eğer bu belirtiler devam ederse, yüz yüze bir destek almanı gerçekten öneririm. Bu bir güçsüzlük değil; bu, kendine sahip çıkmaktır.

Devamını Oku...