Psk. Melisa Sude Kav
Mersin
Bilişsel Davranışcı Terapi, ACT, Şema Terapi
Uzman Hakkında
2024 yılında İstanbul Kent Üniversitesi Psikoloji bölümünden Onur derecesiyle mezun oldum. İzmir Psikoloji Enstitüsünün düzenlediği Bilişsel Davranışçı Terapi, ACT ( Kabul ve Karalılık Terapisi ) ve Şema Terapi Uygulayıcı eğitimlerimi tamamladım. Şu an da Mersin Üniversitesi Aile Eğitimi ve Çift Danışmanlığında Yüksek Lisans yapmaktayım.
Eğitim
- İstanbul Kent Üniversitesi - Lisans
- Mersin Üniversitesi - Yüksek Lisans
Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)
- DIR101 Floortime
- İstanbul Kent Üniversitesi Terapi Odadına Hazırlık Normatif Olmayan Çift İlişkisi semineri
- Gipdermersin Bireye Dokunan Ekoller semineri
Uzmanlık Alanları
Çalışma Ekolleri
- Bilişsel Davranışcı Terapi
- ACT
- Şema Terapi
Cevaplar (132)
Yaşadığınız bu tetikte olma durumu ve sürekli olmayan şeyleri düşünmeniz zihinsel olarak be kadar yıprattığını anlayabiliyorum. Kendinizi mutlu ve huzurlu hissettiğiniz anlarda bile ya kötü bir şey olursa düşüncesinin gelmesi bir nevi zihnin huzuru tehdit şeklinde algılamasından kaynaklanıyor gibi. Nefes egzersizleri yürüyüşler kısa vadede bedeninizi rahatlatsada bu durumun arkasında belirsizliğe tahammülsüzlük yatıyor gibi görünüyor. Çünkü zihin bu düşünceleri üreterek aslında korumaya altına çalışıyor gibi gözükebilir. Sizinde dediğiniz gibi bir uzmandan destek almanız en azından bu düşüncelerle nasıl baş edebileceğinize yol gösterecektir. Yaşadığınız bu döngüden kurtulmanın yolu zihninizdeki negatif düşüncelerle savaşmanız değildir tam tersi savaşırsanız zihninize o düşünceler daha çok gelecektir. Size önerim ise • Düşünce günlüğü tutabilirsiniz. Kafanızda kurduğunuz senaryoları bir kağıda yazın ve altına şu iki soruyu ekleyin: "Bu düşüncenin gerçekleşeceğine dair elimdeki somut kanıtlar neler?"Bu düşüncenin sadece bir olasılıktan ibaret olduğuna dair kanıtlar neler? Kişi zihni kaygılıyken her zaman en kötü seçeneğe odaklanır. Bu olumsuz düşünce döngüsünü kırmak için şu iki soruyu sorabilirsiniz. Başıma gelebilecek en kötü şey ne?" "Başıma gelebilecek en iyi şey ne?"Kısacası zihninizin sürekli düşünceler üretmesi kalıcı bir çaresizlik durumu değildir. Sadece yanlış yapılandırılmış bir savunma mekanizması gibi de düşünülebilir. Bu süreçte kendinize yüklemeden anlamaya çalışmanız daha yararlı olacaktır. Terapi süreci içinde Burda bunları paylaşarak aslında ilk önemli adımı attınız. Psikolog Melisa Sude Kav
Yazdıklarınızdan da anladığım kadarıyla uzun süredir hem anlaşılmayı hem de güçlü kalmaya çalışıyorsunuz ve bu durum sizi artık tüketmiş yormuş gibi görünüyor. Yaşadığınız olaylar karşısında çevrenizdeki kişiler tarafından yalnız bırakıldığınız ve üzgün hissettiğinizi anlıyorum. İlişkinizde de duygunuzu ifade ettiğinizde uzatma tarzında ifadeler aslında ihtiyaçlarınızın küçümsenmiş gibi hissettirmesinin kırıcı olduğunu anlayabiliyorum. İnsan bazen duyulmak ve yanında biri olduğunu hissetmek ister. Ailenizde de yük gibi hissettiren bir dengesizlik var gibi duruyor; sürekli birilerinin öncelikli olması, sizin duygularınızın geri planda kalması zamanla “ben kime yaslanacağım? sorusunu zihninize gelebilir. Sürekli ayakta durmaya çalışıyorsunuz bu da sizde içten içe yorgunluk hissettiriyor. “Yıkılacağım bir yer bile yok” cümlesindeki yük çok anlaşılır. Bazen insanı yoran sorunların kendisi değil onları tek başına taşımak daha zor gelir. Şu an yaşadığınız şey zayıflık değil; duygusal tükenmişlik ve birikmiş kırgınlık. Uzun süre ihtiyaçlarımızı ertelediğimiz zaman bir noktadan sonra sizin gibi bıktım artık hissine kapılabiliyor. Kendinize şunu hatırlatmanız önemli ilgi istemek anlaşılmak yanınızda biri olduğunu hissetmeyi istemeniz fazlalık değil temel duygusal ihtiyaçlarınızdır. Şu soruları kendinize sormanız kendinizi daha iyi hissettirebilir. Ben gerçekten dinleniyor muyum, yoksa sadece idare mi ediliyorum?Sürekli veren taraf ben miyim?Yorulduğumu söylediğimde yanımda duran biri var mı?Ben başkalarına gösterdiğim şefkati kendime gösterebiliyor muyum?Unutmayın sürekli güçlü kalmaya çalışmak değil yorulduğunuzda arkanızı yaslayabileceğiniz bir omuz bulamamak aslında insanı tüketir. .Psikolog Melisa Sude Kav
merhaba sevgili danışan,Öncelikle doktorunuzun oğlunuzun odaklanma problemi için ilaca gerek duymaması yaşadığı sorunun biyolojik bir rahatsızlıktan ziyade bilişsel alışkanlıklar ve duygusal süreçlerle ilgili olabileceğini gösteriyor. Bu süreçte bir çocuk ve ergen psikoloğu ile çalışmak oğlunuzun dikkati yönetmesine engel olan çevresel ve içsel faktörleri daha iyi anlamasına yardımcı olacaktır. Terapide kullandığımız Bilişsel Davranışçı Terapi yöntemi oğlunuza zaman yönetimi, görevleri küçük parçalara bölme ve dikkat dağıtıcılarla başa çıkma gibi somut beceriler kazandırabilir. Genellikle 15 yaşındaki dikkat ve odaklanma problemi yaşayan ergenlerde altta yatan sorun motivasyon eksikliği, gelecek kaygısı veya duygusal stresin bir sonucu olabiliyor. Burda ders yönetiminde odaklanma sorunuyla birlikte oğlunuzda özgüvenini ve öz-düzenleme sorunları da beraberinde gelebilir. Sürecin daha sağlıklı ilerlemesi için bir psikologdan yardım almanız ve bu sürece "bir eksikliği gidermek" için değil, "oğlununuzu kendi kapasitesini daha verimli kullanmayı öğrenmek" için dahil etmeniz oldukça faydalı olacaktır. Psikologunuzla beraber hem bireysel çalışarak hem de bu süreci okulda ve ev hayatınızda yönetebilirsiniz. Peki, oğlunuz bu destek alma fikrine nasıl bakıyor; istekli mi yoksa bir direnç gösteriyor mu?diğer bir sorum ise Oğlunuzun gün içinde en çok hangi saatlerde veya hangi derslerde zorlandığını hiç gözlemlediniz mi?Son olarak sürece ilaçsız ilerlemeniz oğlunuzun odaklanma becerisini kendi çabasıyla ve doğru yöntemlerle kalıcı olarak öğrenmesini sağlayacaktır. Psikolog Melisa Sude Kav
merhaba sevgili danışan,şu anda hissettiklerinizin sizi ne kadar yorduğunu ve yıprattığını görebiliyorum. 16 yaş aslında duyguların en uçlarda yaşandığı ve kendini bulma bağların en yoğun sorgulandığı dönemdir. Zihninizi susturamamanız kendinizi hiçbir yere ait hissedememeniz ve sevgi olan inancınızı da bu kadar erken yaşta yitirmeniz belki ruhen artık taşımakta zorlandığınız bazı yükleri ifade ediyor olabilir. Yaşadığınız bu duygu dalgalanmaları ve değersizlik hissi sizin karakterinizin bir parçası değildir. Bunu bir süreç olarak da düşünebilirsiniz. zihininizi susturmak yerine gözlemlemeye çalışın çünkü siz üstüne gittikçe zihin daha çok düşünmeye başlayacaktır. İşe giderek onu bastırmaya çalıştıkça zihin kaçtığını anladığında sizi daha sert yakalar. Düşüncelerinizi birer "gerçek" gibi değil de gökyüzünden geçen "bulutlar" gibi görmeye çalışabilirsiniz. Ben değersizim" demek yerine, "Şu an değersiz olduğuma dair bir düşünce geçiyor" diyebilirsiniz. Bu sayede farkındalığınızda artacaktır. Ağlama hissiniz geldiğinde kendinize izin verin duyguyu bastırmaya çalışmayın. Şu an çok üzgünüm ve bu normal" diyerek duyguyu serbest bırakmayı deneyin zihin bu sayede duyguyla savaşmayı bırakacaktır. Diğer bir önerim ise yaşadığınız bu durumu Aileniz ya da okulunuzdaki rehber öğretmeninize bu durumu paylaşmanız. Unutmayın Yardıma ihtiyacım var, bu duygularla baş edemiyorum" demek bir zayıflık değildir. Bugün bu adımı atıp buraya yazmanız bile içgörünüzün yüksek olduğunu gösteriyor. Bu yükü tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz. Psikolog Melisa Sude Kav