Psk. Melisa Sude Kav
Mersin
Bilişsel Davranışcı Terapi, ACT, Şema Terapi
Uzman Hakkında
2024 yılında İstanbul Kent Üniversitesi Psikoloji bölümünden Onur derecesiyle mezun oldum. İzmir Psikoloji Enstitüsünün düzenlediği Bilişsel Davranışçı Terapi, ACT ( Kabul ve Karalılık Terapisi ) ve Şema Terapi Uygulayıcı eğitimlerimi tamamladım. Şu an da Mersin Üniversitesi Aile Eğitimi ve Çift Danışmanlığında Yüksek Lisans yapmaktayım.
Eğitim
- İstanbul Kent Üniversitesi - Lisans
- Mersin Üniversitesi - Yüksek Lisans
Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)
- DIR101 Floortime
- İstanbul Kent Üniversitesi Terapi Odadına Hazırlık Normatif Olmayan Çift İlişkisi semineri
- Gipdermersin Bireye Dokunan Ekoller semineri
Uzmanlık Alanları
Çalışma Ekolleri
- Bilişsel Davranışcı Terapi
- ACT
- Şema Terapi
Cevaplar (142)
merhaba sevgili danışan,İlk olarak bir düşüncenin sürekli zihninize gelmesi onu doğru olduğu anlamına gelmez kaygılı bir zihin olasılıkları sanki gerçekmiş gibi algılayabilir. Bundan dolayı da zihinde sürekli olarak ya şöyle olursa? kesin kötü bir şey olacak? diye döngü içerisine girebilir. Yani aslında gerçekteki bir tehditle hayali olan tehditi ayırt etmekte zorlanır. Sizin anlattınız olay aslında şuna benziyor zihninize ilişkiyle ilgili olumsuz bir düşünce geliyor ve bu düğünce sizi korkutuyor. Acaba neden bunu sürekli düşünüyorum diyorsunuz aslında düşünceyi uzaklaştırmaya çalıştıkça daha çok geliyor. Yani beyninizdeki alarm sistemi sürekli olarak açık kalıyor. Biz buna psikolojide anksiyete bazen obsesif düşünceler belirtileri olan kişilerde düşünceleri bastırmaya çalıştıkça zihninize daha çok gelmesi olarak tanımlıyoruz. Size önerim ise kendinize şu soruyu sormanız zihnime gelen bu düşünceler bir kanıt niteliğinde mi yoksa kaygının ürettiği bir ihtimal mi? bu ayrımı fark etmek çok önemli çünkü çoğu zaman kaygı ihtimalleri kesinmiş gibi hissettirebilir. Bunun dışında kaygınızı azaltmak için bedenini de sakinleştirmek için düzenli nefes egzersizleri ve yürüyüş uyku düzeni yöntemler yardım sağlayacaktır. Unutmayın kaygı sürekli olarak yanıt isteyebilir yani ya ayrılırsak? acaba beni seviyor mu? gibi sorulara cevap bulmaya çalıştıkça daha çok bu döngünün içine girerek zihninizi meşgul edecektir. Bir de uzun zamandır böyle ve hayatımı etkiliyor demişsiniz eğer böyleyse profesyonel bir destek almanız gerekebilir. Durumu daha netleştirmek adına ve süreci daha iyi atlatmanızı sağlayacaktır. Psikolog Melisa Sude Kav
Yaşadığınız yoğun çaresizlik hissini her an bir şey olacak mı korkusunun getirdiği yükü yazdıklarınızdan çok net anlaşılıyor. Nefes alamamanız her yerinizin uyuştuğunu hissetmeniz yaşadığınızı unutucak kadar gerçeklikten kopmaya işaret ediyor. Üstelik bu atakların sıklığının ayda 2 den 5-6 ya yükselmesi hayat kalitenizi ne kadar düşürdüğünü ve sizi kapana sıkışmış hissine sürüklediğini gösteriyor. Aslında bu tür panik atak tepkileri beynin ortada somut bir tehlike yokken Savaş veya Kaç" butonuna basmasıyla oluşan yanlış bir alarmdır. Bu esnada sürekli sanki her an panik atak olacak ve öleceğim diye düşünceler zihninizde döngü halinde tekrar eder. Biz buna beklenti anksiyetesi diyoruz. Bu döngü en ufak bir normal bedensel değişimi felaket gibi algılayıp yeni atakları tetikleyip sıklığı artırır. Kendinizi kötü hissettiğiniz bu sürecin tamamen düzelmesi, eski sağlığınıza kavuşmanız tabi ki mümkündür ve bunun için düşünce yapınızı değiştirecek Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) uygulayan bir psikologdan profesyonel destek almanız, atak sıklığının arttığı bu zorlu dönemde ise sinir sistemini yatıştırmanızı sağlayacaktır. Bunun dışında Kafein, nikotin ve alkol gibi uyarıcı maddeler kalp atış hızınızı yapay olarak artırarak beynine panik sinyalleri gönderdiği için, iyileşme sürecinizde kahve, asitli içecekler ve sigara tüketimini minimuma indirmek atak sıklığını doğrudan azaltacaktır. Tekrar bir soru yöneltmek isterseniz soru oluşturabilirsiniz. Bu sürecin geçici olduğunu ve kendinize şefkatle davranmayı da unutmayın lütfen. .Psikolog Melisa Sude Kav
merhaba sevgili danışan,Yaşadığınız çaresizlik sıkışmışlık duygusu içinde bir de evliliğinizi kurtarma çabanız bu yükleri taşımak gerçekten çok zor görünüyor. Kendinizi anlatırken adeta üst üste binmiş kaygı öfke özgüven eksikliği odaklanma sorunları bir de bunların üstüne evliliğinizde yaşadığınız sorunlar yüzünden kaybetme korkusu hepsi birbirini tetiklemiş gibi. . Bu yaşadıklarınız sizi kötü ya de sevgisiz biri yapmaz sadece taşımakta zorlandığınız çok ağır bir bedensel ve ruhsal yükün altındasınız yıllardır süren migren ağrılarınız sinir sisteminizin sürekli bir alarm ve tetikte olma durumunda olduğu için zaman içinde tolerans eşiğinizde düşüyor. İş yerinizdeki sorunlarda eşinizle aranızdaki iletişim problemine sebep oluyordur muhtemelen yazdıklarınız arasında kariyerinize odaklanamama sorunuda tamamen duygusal fırtınızla ilgili çünkü zihniniz sürekli olarak hayatta kalma ve evliliği kurtarmayla düşünceler üretiyor. Bu döngüyü kırmak adına öfkenizin yükseldiği zamanlarda kendinize mola vermek eşinize sakin bir zamanda yaşadığınız bu durumu sakin bir tonla seni kaybetmek istemiyorum ama ağrılarım ve kaygılarım yüzünde çoğu zaman kontrolü elimden kaybediyorum. Bunun yanında hem kronik sağlık sorununuzun olması hem de evliliğinizin boşanma aşamasına gelmesi bu süreci tek başınıza atlatmak sizi çok zorlayabilir. Bireysel veya çift terapisi almanız hem kendinizi anlamak adına hem de evliliğinizdeki sorunları aşmak adına büyük yarar sağlayacaktır. Başka bir sorunuz varsa tekrar soru sorabilirsiniz. Unutmayın yaşadığınız durum değişmeyecek ya da aşılamayacak bir durum değil siz zaten buraya yazarak ilk adımı attınız. .Psikolog Melisa Sude Kav
merhaba sevgili danışan,Yaşadığınız bu durum sizi ne kadar çok yıprattığını ve tükettiğini anlayabiliyorum. Üzülme duygusunu bile bir nimet olarak görmeye başlayacak kadar hissizleşmeniz hayattaki bütün renklerin bir anda yok olması gibi bir durum. Psikolojik olarak anhedoni olarak adlandırdığımız bu durum aslında kişinin eskiden yapmaktan büyük keyif aldığı, ona mutluluk, heyecan veya huzur veren aktivitelerden artık hiçbir şekilde haz alamaması ve bu duyguları hissedememesi durumudur. Şu an hissettiğiniz çaresizlik hissi ve bu durumun kalıcı olacağına dair inancınız da bu hissizliğin zihninize oynadığı bir oyun gibi de düşünebilirsiniz. En çok kaygılandığın konulardan biri olan Wellbutrin’e gelirsek, 5 gün bir antidepresanın etki göstermesi için çok ama çok kısa bir süredir. Bu tarz ilaçlar genelde beyindeki dopamin nöroadrenalin gibi kimyasalları düzenler. Vücudunuza da etki etmesi 6 hafta kadar bir süre bulabilir. Yani şu an bir şey hissetmemeniz ilacın etki etmemesinde kaynaklı değildir. Bunun için zamana ihtiyaç vardır. Doktor takibinde kalmanız bu süreç için önemlidir. Duygular bedende yaşandığı için bu süreçte zihinden çıkıp bir yürüyüş yapmak olabilir bedensel duyumlarınızı tetikleyecek aktivitelerle sinir sisteminizi uyandırmak faydalı olacaktır. Şimdilik kendinize şefkat göstermeye çalışın şunuda sormak istiyorum bu süreç başlamadan hemen önce, hayatınızda sizi çok yoran ya da üstesinden gelmekte zorlandığın belirgin bir olay var mıydı? Psikolog Melisa Sude Kav