Melisa Sude  Kav

Psk. Melisa Sude Kav

Mersin

Bilişsel Davranışcı Terapi, ACT, Şema Terapi

4.6
(26 Yorum)

Uzman Hakkında

2024 yılında İstanbul Kent Üniversitesi Psikoloji bölümünden Onur derecesiyle mezun oldum. İzmir Psikoloji Enstitüsünün düzenlediği Bilişsel Davranışçı Terapi, ACT ( Kabul ve Karalılık Terapisi ) ve Şema Terapi Uygulayıcı eğitimlerimi tamamladım. Stajımı da İstanbul Bakırköy’de bulunan Pozitif Psikoloji Enstitüsünde tamamladım.

Eğitim

  • İstanbul Kent Üniversitesi - Lisans
  • Mersin Üniversitesi - Yüksek Lisans

Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)

  • DIR101 Floortime
  • İstanbul Kent Üniversitesi Terapi Odadına Hazırlık Normatif Olmayan Çift İlişkisi semineri
  • Gipdermersin Bireye Dokunan Ekoller semineri

Uzmanlık Alanları

Depresyon
Yetişkin Psikolojisi
Çocuk Psikolojisi
Şema Terapi
Duygudurum Bozuklukları
Çift Terapisi
Aile ve Çift Terapisi

Çalışma Ekolleri

  • Bilişsel Davranışcı Terapi
  • ACT
  • Şema Terapi

Cevaplar (162)

merhaba sevgili danışan,Anlattıklarınızdan ilişkinizde çoğu zaman yalnız değersiz ve daha çok ikinci planda hissettiğinizi anlıyorum. Aslında istediğiniz şey tam olarak daha sık görüşmek ya da aranmak yerine partnerinizin hayatında size kendiliğinden yer açtığını hissedebilmek sizinle vakit geçirmek istediğinizi anlaması değil mi? Bu ihtiyaçlarınızda gayet anlaşılır ilişkide önemli bir alanı kapsar. Özellikle ilişkinizin başında bu yakınlığın olması sonrasında azalması sizinde kafanızda bazı soru işaretlerinin olmasını ortam sağlamış. Bir ilişkide alma verme dengesi çok önemlidir. Partnerinizin duygusal ihtiyaçlarınıza yönelik kaygınızı anlaması aynı şekilde sizinde ona karşı aynı duyarlılığı göstermeniz bu dengeyi sağlar. Bir taraf fazla fedarlık gösterdiğinde veya değersizlik yalnızlık hissettiğinde diğer taraf bu durumu anlamamazlıktan veya görmemezlikten geliyorsa denge haliyle bozulur ve bir süre sonra karşı tarafta tükenmişlik hissinin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Partnerinizin iş hayatındaki yoğunluklar elbette davranışlarını etkileyebilir fakat unutmamalısınız ki ilişkinin sürdürülebilmesi için iki tarafın da emek vermesi birbirlerine zaman ayırmaları gerekir. Belki de şu an kendinize şu soruyu sorabilirsiniz bu ilişkide partnerinizi sizi sevip sevmediğini anlamaya çalışırken kendi ihtiyaçlarınızı ne kadar geri plana atıyorsunuz? Partnerinizle bu konuları konuşmaya çalışabilirsiniz ancak amacınız onu daha fazla aramaya sizi arkadaşlarıyla tanıştırmaya ikna etmeye çalışmak yerine ilişkide ne beklediğinizi ve beklentiye be kadar istekli olduğunuzu anlayabilmek olmalı Başka bir sorunuz varsa tekrar soru oluşturabilirsiniz. .Psikolog Melisa Sude Kav

Devamını Oku...

Merhaba sevgili danışan,Yazdıklarınızdan da anladığım kadarıyla sizi yoran durumun yalnızca kıyafetlerinize getirilen kısıtlamadan ibaret olmadığını düşünüyorum. Bir yandan kendi istek be ihtiyaçlarınızı ifade etmede rahatsızlık hissederken diğer yandan da abartmakla suçlanarak anlaşılmadığınızı hissediyorsunuz bir de bu durumu çocukluğunuzdan beri yaşamanız yoğun çaresizlik içerisinde kaldığınızı gösteriyor aslında sürekli bir şeylerin değişmesini isteyip fakat aynı noktada kalmanız bu çaresizlik umutsuzluk hissini tetiklemiş gibi. . 18 yaşında olup kendi istek ve ihtiyaçlarınızı tercih yapmak istemeniz gayet anlaşılır bir durum kişinin bireyselleşme ayrımsallaşma ihtiyacına gerek duyması bu yaşlarda görülen bir durumdur. Buradaki asıl sorun aslında bir kıyafet değil de kendi kararlarının önemsenmesini, büyüdüğünün ve birey olduğunun kabul edilmesini istemen değil mi? Fakat unutmamalısınız ki bu durum hayatınızın sonuna kadar devam edecek anlamına gelmez Babanınızın şu an değişime kapalı olması, sizin hiçbir zaman kendi hayatınız üzerinde söz sahibi olamayacağınız anlamına gelmez. Değişim hemen olmayacak belki ama bu sürede kendi sınırlarınızı oluşturabileceğiniz kararları da bağımsız alabileceğiniz durumları geliştirebilirsiniz. Yani bütün geleceği çözmeye çalışmaya odaklanmak yerine şu ana odaklanmayı ve neler yapabilirim sorusundan başlayabilirsiniz. Unutmamalısınız ki Bir ihtiyacının sürekli küçümsenmesi, o ihtiyacı gereksiz ya da abartılı yapmaz. Yaşanan durumu tekrar tekrar kabul ettirmeye çalışmak sizi daha da yoracaktır. Size şunu sormak istiyorum Sizi en çok yıpratan şey, istediğiniz kıyafetleri giyememek mi, yoksa ne kadar anlatırsanız anlatın ailenizin sizi anlamayacağını ve hayatınız boyunca kendi kararlarınızı veremeyeceğinizi düşünmek mi? Psikolog Melisa Sude Kav

Devamını Oku...

Merhaba sevgili danışan,İfadelerinizden bana yetersiz veya ezik olduğunuz değil de günlük hayatınızda başkalarına oldukça basit görünen olayların sizin için yoğun kaygı yarattığını anlıyorum. Bir şey söylerken çok sesli ifade edememeniz ya da insanların sizi değerlendirmesinden korkmanız o an zihninizin durması sosyal kaygıyla ilişkili olabilir. Fakat bu durum sizin kişiliğinizi belirlemez. Bu duruma uzun süre sosyal ortamlardan geri kalmak ya da girmekten kaçınmak durumu daha da güçlenmesine sebep olabilir. Burada önemli olan bu döngüyü anlamaya çalışmak bir anda büyük bir gelişme ya da atlatmak gerçekçi bir düşünce olmaz fakat yavaş yavaş bir gün birisine soru sormayı deneyerek ya da konuşmayı başlatarak küçük adımlarla başlayabilirsiniz. Kaygınızın tamamen geçmesini beklemek değilde kendi hızında ilerlemek daha yarar sağlayacaktır. Ayrıca bu durum uzun süre hayatınızı zorluyorsa günlük işlevinizi etkiliyorsa bir uzmandan destek almanız korkularınızı ve kaygılarınızı anlamlandırmanız sosyal ilikilerinizi nasıl daha iyi güçlendireceğinizi bilmeniz size büyük katkı sağlayacaktır. Siz ezik ya da yetersiz değilsiniz şu anda sizi zorlayan bir kaygıyla mücadele etmeye çalışıyorsunuz. ayrıca arkadaşınızın olmaması da sizin sevilmeyecek birisi olduğunuz anlamına gelmez. yalnızlık, bu düşünceleri daha güçlü hissetmenize neden olabilir. Kendinize bugün şu soruyu sorabilirsiniz: “Aynı şeyleri yaşayan bir arkadaşım olsaydı ona ezik mi derdim, yoksa zorlandığı için anlayış mı gösterirdim?geri dönüşünüzü buraya da yazabilirsiniz 🌸. Psikolog Melisa Sude Kav

Devamını Oku...

Merhaba sevgili danışan,Öncelikle şunu bilmelisiniz ki 8 yaşındaki bir çocuğun yaptığı davranışın yanlış olduğunu bilmesi o davranışı her zaman yanlış yapmayacağı kontrollü bir şekilde davranacağı anlamına gelmez. Yaptığı davranıştan sonra özür dilemesi bir daha yapmayacağım diyip tekrar yapması aslında bu dürtülerini kontrol etmek de duygularını ifade etmekte zorlandığını gösterir. Bundan dolayı çocuğunuza sürekli olarak yaptığı davranışın yanlış olduğunu dile getirmek yerine davranışın öncesinde nasıl tepki veriyor onu anlamaya çalışın mesela kardeşine karşı hangi durumlarda daha fazla tepkisini gösteriyor ilgilenilmediğinde mi yoksa orta da hiçbir durum yokken mi? burada davranışın altında yatan nedeni bulmak problemini anlamanıza daha yardımcı olur. Evin içerisinde net ve tutarlı sınırlar koymanız önemli kuralları bilmesi bunu anlayacağı şekilde ifade etmeniz ve anne baba ikisinin de aynı turumu sergilemesi de ayrıca önemlidir. Öfkelendiği anlarda durumu daha da kötüleştirmemek adına uzun açıklamalar yapmak yerine önce sakinleşmesini yardımcı olup daha sonra duygusunu anlamaya çalışın durumu değerlendirin kardeşine nazik davrandığı anlarda kendi duygusunu dürtüsünü kontrol edebildiği anlarda küçük bir takdir cümlesiyle pekiştirin. Bunun yanı sıra çocuğunuzdaki davranışlar uzun süredir devam ediyorsa okul ev günlük yaşamınızı belirgin şeklinde etkiliyorsa öfke nöbetleri sıklığı arttıysa mutlaka bir çocuk ergen psikologundan destek almanızı öneririm. Çünkü burada çocuğunuzun gelişimsel ihtiyacının ne olduğunu fark etmek davranışın altında yatan asıl problemi anlamak gerekir. Psikolog Melisa Sude Kav

Devamını Oku...