Melisa Sude  Kav

Psk. Melisa Sude Kav

Mersin

Bilişsel Davranışcı Terapi, ACT, Şema Terapi

4.5
(24 Yorum)

Uzman Hakkında

2024 yılında İstanbul Kent Üniversitesi Psikoloji bölümünden Onur derecesiyle mezun oldum. İzmir Psikoloji Enstitüsünün düzenlediği Bilişsel Davranışçı Terapi, ACT ( Kabul ve Karalılık Terapisi ) ve Şema Terapi Uygulayıcı eğitimlerimi tamamladım. Şu an da Mersin Üniversitesi Aile Eğitimi ve Çift Danışmanlığında Yüksek Lisans yapmaktayım.

Eğitim

  • İstanbul Kent Üniversitesi - Lisans
  • Mersin Üniversitesi - Yüksek Lisans

Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)

  • DIR101 Floortime
  • İstanbul Kent Üniversitesi Terapi Odadına Hazırlık Normatif Olmayan Çift İlişkisi semineri
  • Gipdermersin Bireye Dokunan Ekoller semineri

Uzmanlık Alanları

Depresyon
Yetişkin Psikolojisi
Çocuk Psikolojisi
Şema Terapi
Duygudurum Bozuklukları
Çift Terapisi
Aile ve Çift Terapisi

Çalışma Ekolleri

  • Bilişsel Davranışcı Terapi
  • ACT
  • Şema Terapi

Cevaplar (130)

merhaba sevgili danışan,Öncelikle doktorunuzun oğlunuzun odaklanma problemi için ilaca gerek duymaması yaşadığı sorunun biyolojik bir rahatsızlıktan ziyade bilişsel alışkanlıklar ve duygusal süreçlerle ilgili olabileceğini gösteriyor. Bu süreçte bir çocuk ve ergen psikoloğu ile çalışmak oğlunuzun dikkati yönetmesine engel olan çevresel ve içsel faktörleri daha iyi anlamasına yardımcı olacaktır. Terapide kullandığımız Bilişsel Davranışçı Terapi yöntemi oğlunuza zaman yönetimi, görevleri küçük parçalara bölme ve dikkat dağıtıcılarla başa çıkma gibi somut beceriler kazandırabilir. Genellikle 15 yaşındaki dikkat ve odaklanma problemi yaşayan ergenlerde altta yatan sorun motivasyon eksikliği, gelecek kaygısı veya duygusal stresin bir sonucu olabiliyor. Burda ders yönetiminde odaklanma sorunuyla birlikte oğlunuzda özgüvenini ve öz-düzenleme sorunları da beraberinde gelebilir. Sürecin daha sağlıklı ilerlemesi için bir psikologdan yardım almanız ve bu sürece "bir eksikliği gidermek" için değil, "oğlununuzu kendi kapasitesini daha verimli kullanmayı öğrenmek" için dahil etmeniz oldukça faydalı olacaktır. Psikologunuzla beraber hem bireysel çalışarak hem de bu süreci okulda ve ev hayatınızda yönetebilirsiniz. Peki, oğlunuz bu destek alma fikrine nasıl bakıyor; istekli mi yoksa bir direnç gösteriyor mu?diğer bir sorum ise Oğlunuzun gün içinde en çok hangi saatlerde veya hangi derslerde zorlandığını hiç gözlemlediniz mi?Son olarak sürece ilaçsız ilerlemeniz oğlunuzun odaklanma becerisini kendi çabasıyla ve doğru yöntemlerle kalıcı olarak öğrenmesini sağlayacaktır. Psikolog Melisa Sude Kav

Devamını Oku...

merhaba sevgili danışan,şu anda hissettiklerinizin sizi ne kadar yorduğunu ve yıprattığını görebiliyorum. 16 yaş aslında duyguların en uçlarda yaşandığı ve kendini bulma bağların en yoğun sorgulandığı dönemdir. Zihninizi susturamamanız kendinizi hiçbir yere ait hissedememeniz ve sevgi olan inancınızı da bu kadar erken yaşta yitirmeniz belki ruhen artık taşımakta zorlandığınız bazı yükleri ifade ediyor olabilir. Yaşadığınız bu duygu dalgalanmaları ve değersizlik hissi sizin karakterinizin bir parçası değildir. Bunu bir süreç olarak da düşünebilirsiniz. zihininizi susturmak yerine gözlemlemeye çalışın çünkü siz üstüne gittikçe zihin daha çok düşünmeye başlayacaktır. İşe giderek onu bastırmaya çalıştıkça zihin kaçtığını anladığında sizi daha sert yakalar. Düşüncelerinizi birer "gerçek" gibi değil de gökyüzünden geçen "bulutlar" gibi görmeye çalışabilirsiniz. Ben değersizim" demek yerine, "Şu an değersiz olduğuma dair bir düşünce geçiyor" diyebilirsiniz. Bu sayede farkındalığınızda artacaktır. Ağlama hissiniz geldiğinde kendinize izin verin duyguyu bastırmaya çalışmayın. Şu an çok üzgünüm ve bu normal" diyerek duyguyu serbest bırakmayı deneyin zihin bu sayede duyguyla savaşmayı bırakacaktır. Diğer bir önerim ise yaşadığınız bu durumu Aileniz ya da okulunuzdaki rehber öğretmeninize bu durumu paylaşmanız. Unutmayın Yardıma ihtiyacım var, bu duygularla baş edemiyorum" demek bir zayıflık değildir. Bugün bu adımı atıp buraya yazmanız bile içgörünüzün yüksek olduğunu gösteriyor. Bu yükü tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz. Psikolog Melisa Sude Kav

Devamını Oku...

Merhaba sevgili danışan,İlişkinizde dengesizlik ve anlaşmazlık yaşamanız zamanla hem ilişkiyi hem de kendi iç huzurunuzu bozacaktır. Özellikle sevdiğiniz insan için fazlasıyla fedakar olmanız bir noktadan sonra kendi kişisel ihtiyaçlarınız isteklerinizi de geri plana atacaktır. Bu durumda tükenmiş hissetmenize sebep olacaktır. Unutmayın sağlıklı bir ilişki sadece karşı tarafı memnun etmekle kurulmaz sınır koyabilmek kendi ihtiyaçlarınızı dike getirebilmeniz duygularınızı ifade edebilmenizle kurulabilir. Bu dengeyi karşılıklı sağlayarak tabi kendinize şu soruyu sordunuz mu peki Ben bu ilişkide gerçekten ne hissediyorum ve neye ihtiyaç duyuyorum?”Sürekli alttan almanız karşı tarafı kaybetme korkusuyla kendinizden ödün vermeniz kısa vadede ancak bir çözüm sağlayabilir. Uzun vadede ise çözülmeyen problemlerin birikmesine yol açar. Fedakarlık yapmak be kendinizi ihmal etmek arasındaki çiziyi fark edebilmeniz gerekir. İlişkinizi uzun vadede sağlıklı bir şekilde ilerletmek istiyorsanız duygularınızı bastırmadan ifade etmeyi karşı tarafın yapacağı sorumluluğu da üstlenmemeyi öğrenmenizle başlayacaktır. Bir ilişki tek taraflı yürümez karşılıklı olarak alma verme dengesi kurulması gerekir. Sürekli olarak alttan aldığınızda bazı şeyleri görmezden geldiğinizde bir süre sonra yorgunluk ve değersizlik hissi ortaya çıkacaktır. İlişkide tekrar eden döngüleri fark etmek da bir adımdır örneğin Neden hep fazla veren taraf oluyorsunuz? Neden sınır koymak zor geliyor? Kaybetme korkusu mu, yalnız kalma endişesi mi, yoksa anlaşılmama hissi mi?Sorularına cevap bulmak da ilişkinizde kendinizi nerede koyduğunuzu fark etmenizi sağlayacaktır. .Psikolog Melisa Sude Kav

Devamını Oku...

Merhaba sevgili danışan,Kendinizi beğenmemeniz ile ilgili sorunun altında yatan aslında aynaya baktığınızda gördüğünüz kişiden ziyade kendinizi başkalarıyla kıyaslamanızdır. Çoğu zaman herkes yüzündeki sivilcelere yüz yapısı vb takılabilir özgüven ise kendimizi kusursuz görmek değil değil tam tersi kusurlarımızı kabul edebilmeyi gerçekleştirdiğimizde gelişir. Ciltte yaşadığınız problemler aslında herkesin hayatının bir döneminde yaşamış doğal bir durumdur. Yazdıklarınızı okurken “güzel değilim” ifadesi fiziksel bir sorundan çok bu duruma hayatınıza genellemiş gibisiniz. Unutmayın özgüven dışsal faktörden çok içsel algıyla ilgilidir. Bunun yanı sıra aynadaki görüntünüzün sabit olmadığı gerçeğini kabul etmeniz özgüveninizin gelişimine katkı sağlayacaktır. Kendimizi başkalarıyla kıyasladığımızda yani “ onlar gibi olmaya çalışmak” gibi ifade kendi benzersiz özelliklerinizi de görmenizi engelleyecektir. Herkesin güzelliği kendine hastır. İlk olarak kendinize ben böyleyim ve bu halimle değerliyim diyebilmeniz bir adım daha özgüveninizi geliştirecektir. Daha sonra kendinize şu soruları sormayı deneyebilirsiniz Kendimi sadece dış görünüşümle mi değerlendiriyorum?Kendimde fiziksel görünüş dışında sevdiğim özellikler neler?Kendinizde cilt kusurlarınız dışında hoşunuza giden başka özelliklerinize odaklanmanız zihninizdeki negatif düşüncelere de engel olacaktır. Özgüven kusursuz hissetmek değildir kusurlarınız varken de kendinize şefkat gösterebilmenizdir. Bu da ilk olarak kendinizi başkalarıyla kıyasladığınızı fark ettiğinizde durabilmeniz şefkatin bir örneği olabilir. Siz kendinizi olduğunuz gibi kabul etmeye başladıkça aynadaki görüntünüzden çok kendinizle ilişkiniz değişecektir. Bu da özgüveninizi geliştirmenizin ilk adımlarından biridir. Psikolog Melisa Sude Kav

Devamını Oku...