Psk. Melisa Sude Kav
Mersin
Bilişsel Davranışcı Terapi, ACT, Şema Terapi
Uzman Hakkında
2024 yılında İstanbul Kent Üniversitesi Psikoloji bölümünden Onur derecesiyle mezun oldum. İzmir Psikoloji Enstitüsünün düzenlediği Bilişsel Davranışçı Terapi, ACT ( Kabul ve Karalılık Terapisi ) ve Şema Terapi Uygulayıcı eğitimlerimi tamamladım. Şu an da Mersin Üniversitesi Aile Eğitimi ve Çift Danışmanlığında Yüksek Lisans yapmaktayım.
Eğitim
- İstanbul Kent Üniversitesi - Lisans
- Mersin Üniversitesi - Yüksek Lisans
Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)
- DIR101 Floortime
- İstanbul Kent Üniversitesi Terapi Odadına Hazırlık Normatif Olmayan Çift İlişkisi semineri
- Gipdermersin Bireye Dokunan Ekoller semineri
Uzmanlık Alanları
Çalışma Ekolleri
- Bilişsel Davranışcı Terapi
- ACT
- Şema Terapi
Cevaplar (149)
merhaba sevgili danışan,İlk olarak yaşadığınız durum sizden kaynaklı bir zayıflık ya da yetersizlik olmadığını bilmenizi isterim Çocukluk döneminde sürekli eleştirilere maruz kalmanız ileriki yaşamınızda kişinin kendini başkalarının gözünden sürekli değerlendirmesine neden olabilir Acaba beni nasıl görüyorlar sorusu zihini çok sık meşgul eder. Bundan dolayı da aslında bu sosyal ortamlarda yaşadığınız kaygının anlaşılabilir bir geçmişi var. Babanızın sizi sürekli eleştirmesinin değişmesini beklemek yerine sizin kendi içinizde oluşturduğunuz eleştirel sesi fark etmeniz size daha yarar sağlayacaktır. Sosyal kaygıdan kaçınmak kısa sürede rahatlama sağlasa da uzun sürede bu kaygının artmasına neden olabilir. Bir anda kalabalık ortamlara girmeye çalışmak yerine yavaş yavaş kısa adımlarla sosyal ortamlara ilerlemeniz daha sağlıklı olacaktır. Bu durumu fark edip 3 - 4 aydır çabalamanız durumun değiştirebilir olduğu bilinçinde olmanız da çok kıymetli. İyileşme sürecinde unutmamalısınız ki kaygı artık hiç hayatımda yok düşüncesi doğru değildir. Kaygı her zaman olacak fakat bununla baş edebilmeyi öğrenmek sabit tutabilmek burda önemlidir. Bunun dışında yaşadığınız kaygı durumu günlük hayatınızı etkilemesi (okul uyku ve sosyal ilişkilerinizi gibi ) nedeniyle psikolojik bir destek almanız süreci daha sağlıklı ilerlemesini sağlayacaktır. Bu süreçte kendinize yüklenip neden hala böyleyim diye sormak yerine şu an kaygılanıyorum ama bu geçici bir durum yaklaşımı geliştirmeye çalışmayı deneyebilirsiniz. Kaygıyı hayatınızı yönlendirmesini izin vermemek burda asıl amaç aslında tamamen ortadan kaldırmak değil. Başka bir sorunuz varsa tekrar soru oluşturabilirsiniz. Psikolog Melisa Sude Kav
merhaba sevgili danışan,Yaşadığınız durum sadece ilişkinizin bitişinden duyulan üzüntü değil de diğer yandan aranızdaki güçlü bağın alışkanlığında bitişiyle oluşan yoğun ayrılık tepkisi. Bundan dolayı kendinize sürekli olarak sorduğunuz beni sürekli aldattı iyi gelmedi neden hala onu seviyorum? diye sorgu döngüsü içerisinde olmanız gayet anlaşılır bir durum birini sevmeye devam etmeniz o kişiye tekrar dönmeniz anlamına gelmez zihnimiz çoğu zaman o kişi bize zarar verdiği halde bağ kurduğumuz için bu bağı bitirmek istemez. Özellikle ilişkinizin belirsiz olması sürekli ayrılıp barışmaların olması bu durumun bitmesini biraz daha zorlaştırır. Bunun yanı sıra sürekli olarak sosyal medyadan stalklamanız telefonunu kontrol etmeniz aranızdaki bu bağın hala aktif olduğunu gösteren davranışlardır. Bu kısır döngü şu şekilde oluyor aslında merak → kontrol etme → kısa süreli rahatlama → yeniden kaygı → tekrar kontrol etme. Özellikle de sabah ilk uyandığınızda zihniniz boşken bu duyguyu yoğun hissetmeniz kayıp duygusuyla sürekli tetikte olduğunuzu gösteriyor. Size önerim ise Telefonu sürekli kontrol etme davranışını azaltmak ve sosyal medya hesaplarını bir süreliğine sessize almak bu süreci daha kolay atlatmanızı sağlayabilir. Şu sorunun cevabı da önemli Ben gerçekten onu mu özlüyorum, yoksa onunla birlikte hissettiğim bağı, alışkanlığı, seçilme duygusunu mu özlüyorum? Şu an da aslında size yararlı olacak şey o kişiyi unutmak dan ziyade zamanla kendinizi yeniden bulabilmeniz kendinize odaklanmanızla iyileşme başlayacaktır. .Psikolog Melisa Sude Kav
merhaba sevgili danışan, Yalnızlığınızın uzun bir süreye de yayılmasıyla zihninizde bu boşluğu doldurmak için devamlı olarak senaryolar üretmesi çalışması bir tür savunma mekanızması üretmesi gibi aslında fakat bu mekanizmayı doğru yönetebilmek gerekir yani günlük hayatınızı olumsuz etkilediğinde odaklanma sorunları yaşadığınızda işlevselliğinizi de düşmesine neden olacaktır. Sabahları uyanır uyanmaz yoğun bir zihinsel yükle karşılaşmanız ve yataktan kalkmakta güçlük çekmeniz zihniniz güne başlarken maruz kaldığı bilişsel yükten kaynaklıdır. Zihin henüz uyku duyumundan uyanıklığa geçerken ki süreçte geçmiş anıları hatırlaması ve gelecek kaygıları da buna eklenince zihin hangisine odaklanacağını doğal olarak şaşırır. Bu durum aynı zamanda plan yapma sürdürememe unutmama gibi bilişsel süreçleri de doğrudan etkiler. Bu yüzden akademik veya günlük işlerde yaşanan başarısızlıklar bir beceri eksikliği değil, zihinsel kapasitenizin o an ki aşırı düşünmesinde işgal edilmesinin doğal bir sonucudur. Psikoloji de bu duruma ilk olarak kabul ve kararlılık yaklaşımı eşlik eder yani bu düşünceleri durdurmaya çalışmak yerine zihninize bir izleyici gibi yaklaşarak bakmayı deneyebilirsiniz. Düşünceler geldikçe onları durdurmaya çalışmak zihinsel çabayı artırır; bunun yerine duyusal odaklanma tekniklerini denemek size daha yarar sağlayacaktır. Mesela sabah uyandığınızda zihniniz düşüncelerle meşgul olmadan hemen soğuk suyla yüzü yıkamak, odada ki nesnelere odaklanarak saymak gibi fiziksel duyularınızı harekete geçirebilirsiniz. Ayrıca günlük işlevselliğinizi de etkilemesinden kaynaklı psikolojik bir destek almanız size yardımcı olacaktır. .Psikolog Melisa Sude Kav
merhaba sevgili danışan,Yazdıklarınızdan anlaşılıyor ki yoğun kaygı yaşamanız sizde birçok olumsuz durumu da beraberinde getirmiş. Örneğin bir şey olacakmış hissi terleme daralma bayılacak gibi olma sürekli düşünmeniz ve beraberinde gelen yorgunluk hissi aslında bedenin ve zihnin sürekli olarak alarm şeklinde çalıştığını gösterir. Bu alarm sistemi gerçek bir tehlike olmasa bile beyin tehlike varmış gibi algılar. Bu zihninizde yaşadığınız döngüde en zorlayıcı olan noktalarda biri de kaçınmadır. O hissin tekrar geleceğini düşündükçe o ortamdan uzaklaşmak sürekli tetikte olma durumu veya düşünceyi bastırmak kısa sürede rahatlama sağlasa da uzun vade de beyin şunu algılayabilir demek ki gerçekten tehlikeliydi. Bu sayede de kaygı döngüsü sürekli olarak tekrar eder. İlk hedefimiz aslında düşünceleri kontrol etmekten çok onları yönetebilmeye çalışmak Kaygı geldiğinde önce kendine “Şu an kaygı yaşıyorum, bu his çok rahatsız edici ama geçici. ” diyebilmek Bulunduğunuz ana odaklanarak etrafınızdaki duyduğunuz gördüğünüz şeylere dikkatinizi yönlendirmeniz sinir sisteminizin eski haline dönmesini sağlayacaktır. Bu yaşadığınız durumun 10-15 gündür devam etmesi günlük yaşamınızı etkilemesi sizi yorgun hissettirmesi nedeniyle profesyonel bir destek almanızı öneririm Unutmayın Yardım istemek, durumun daha da kötüleşmesini beklemekten çok daha etkili bir adımdır. Yaşadığınız bu hissler sizi yorsa da bu durumun sürekli devam edeceği anlamına gelmez. Doğru yöntem ve tekniklerle yaşadığınız kaygı şiddeti düşebilir. .Psikolog Melisa Sude Kav