Psk. Melisa Sude Kav
Mersin
Bilişsel Davranışcı Terapi, ACT, Şema Terapi
Uzman Hakkında
2024 yılında İstanbul Kent Üniversitesi Psikoloji bölümünden Onur derecesiyle mezun oldum. İzmir Psikoloji Enstitüsünün düzenlediği Bilişsel Davranışçı Terapi, ACT ( Kabul ve Karalılık Terapisi ) ve Şema Terapi Uygulayıcı eğitimlerimi tamamladım. Şu an da Mersin Üniversitesi Aile Eğitimi ve Çift Danışmanlığında Yüksek Lisans yapmaktayım.
Eğitim
- İstanbul Kent Üniversitesi - Lisans
- Mersin Üniversitesi - Yüksek Lisans
Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)
- DIR101 Floortime
- İstanbul Kent Üniversitesi Terapi Odadına Hazırlık Normatif Olmayan Çift İlişkisi semineri
- Gipdermersin Bireye Dokunan Ekoller semineri
Uzmanlık Alanları
Çalışma Ekolleri
- Bilişsel Davranışcı Terapi
- ACT
- Şema Terapi
Cevaplar (152)
merhaba sevgili danışan,Anlattığınız durum çoğu zaman karşımıza çıkan zihnin sürekli bir sonraki görevi düşünmesi bununla beraber hızla dönen bu döngü ile ilişkilendirilebilir. Burada aslında asıl amaç zihnin yavaş düşünmesini sağlamak değil de şimdi bunu biter bir sonrakine hemen geç uyarısını fark edip anda kalabilmektir. Dediğiniz gibi kahvaltı yaparken ne çalışmanız gerektiğini çalışırken namaz kılmanız gerektiğiniz düşünmeniz sürekli bir yetişme modunda olduğunuzu gösteriyor. Gerçekte yetişmeye gerek duyulacak bir ortam olmasa dahi beden ve zihninizin sürekli buna ihtiyaç duyması da bu durumu açıklıyor. Kendinize bu durumda sürekli yüklenmek yerine döngüyü fark edip gerekirse bir psikolojik destek almanız süreci daha iyi atlatmanızı sağlayacaktır. Zihine sürekli düşünce geldiğinde peşinde gitmemeyi öğrenmek o düşünceyi durdurmaktan daha yararlı olacaktır. Belki de önemli olan nokta boş kaldığınızda mutluca bir şey yapmanız gerekmiyor. Dinlenmek üretmediğiniz bir işi tamamladığınızda zamanlarınızda değerli olduğunu unutmayın. Bir işi bitirir bitirmez diğerine geçmek yerine kendinize 2-3 dklık molalar vermeyi deneyebilirsiniz. Bu sayede zihin anda kalmaya odaklanabilir. Kendinize şu soruyu da sorabilirsiniz : “Şu anda gerçekten yetişmem gereken bir şey mi var, yoksa zihnim bana sürekli yetişmem gerektiğini mi söylüyor?” Bu durumu fark etmek de büyük yarar sağlayacaktır. Unutmayın yavaşlamak ya da duraksamak zaman kaybı değildir içinde bulunduğunuz hayatı gerçekten yaşayabilmektir. Sorularıma geri dönüşünüzü yorumla da sağlayabilirsiniz. Psikolog Melisa Sude Kav
merhaba sevgili danışan,İlişkilerinde zaman içersinde değişebileceğini unutmamalısınız başlarda gelen yakınlık ilgi derecesi azalabilir veya tam terdi bir durumda olabilir. Burada soğudum kelimesi dikkat çeken bir nokta partnerinizi eski haline getirmeye çalışmak yerine ilişkinizde neyin değiştiğini anlamak size ilerleme sağlayacaktır. Cümleleriniz de bana kötü davrandığında benim ona daha iyi davrandığımı söyledi tarzında bir ifade kullanmışsınız bu da partnerizle aslında döngü içerisine girdiğinizi gösterir. Siz uzaklaşıp trip attığınızda karşı tarafın ilgisi artıyor böylece partneriniz ilgi gösterdiğinde de rahatlıyorsunuz. Karşı taraf geri çekildiğindede siz daha çok çabalıyorsunuz. İlişkilerde alma verme dengesi eşit olmalıdır. Bu eşitsizlik bozulduğunda çok veren taraf daha çok çaba sarf edip tükenmesine sebep olabilir. Sizde sürekli karşı tarafın ilgisini kazanmaya çalışmak yalvarmak yerine biraz geri çekilip sorumluluğu tek başınıza taşımayı bırakmalısınız. Partnerinize şu tarzda cümleler kurabilirsiniz. Seni eski haline döndürmeye çalışmak istemiyorum. Fakat aramızdaki uzaklığın beni üzdüğünü bilmeni istiyorum . Bu ilişkiyi gerçekten sürdürmek istiyorsan ikimizin de emek vermesi gerektiğini düşünüyorum. Tarzında daha sonrasında ise sözlerinden çok davranışlarına bakmalısınız. Sizi sevdiğini söylediği halde ilgili davranmıyor yakınlık göstermiyorsa bu söyledikleriyle de çeliştiğinin bir göstergesidir. Yani burada amacınız onun peşinden koşmak değil de ikimizinde karşılıklı emek verdiği bir ilişki ortaya koymak olmalıdır. Kendinize şu soruyu sormanız da önemli “Ben bu ilişkide şu an kendimi nasıl hissediyorum” Psikolog Melisa Sude Kav
merhaba sevgili danışan,Hissettiğiniz şeyler sizi gerçekten değersiz ya da yetersiz biri olduğunuz kanısına çıkarmaz. Aslında kendi halkımızda çoğu düşündüğümüz şey çevremizdeki insanların yaptığı eleştirilerden ve geçmiş yaşantımızdaki deneyimlerimizden meydana gelir. Özellikle de bu duruma sürekli maruz kalıyorsanız eleştirilmek kıyaslanmak gibi bi süre sonra kendi iç sesinizin de eleştirel hale gelmesinin neden olabilir. Süreç içersinde amacımız insanların sizin hakkında söylediklerinden hiç etkilenmemeniz değil onların söylediklerini kendi değerinizle ölçmemeniz konusunda farkındalık kazanmak. Birinin sizi yetersi olarak görmesi sizi yetersiz biri yapmaz Bu kişi bunu dedi demek ki ben beceriksizim yerine Bu onun benim hakkımdaki düşüncesi; benim kim olduğumu tek başına belirlemez bakış açısını kazanmak. Kendinizi sevme konusu da gerçekleşmesi gereken bir hedef olarak görmek yerine kendinize adil ve şefkatli davranmayı deneyebilmekle başlayabilirsiniz. Bir şeyi yapamadığınız noktalarda genellemek yerine şu konuda evt zorlanıyorum ama bu diğer konularda da zorlanacağım yapamayacağım anlamına gelmez. Unutmayın ki özgüven hiç hata yapmamak veya herkes tarafından eleştirilmek demek değil bunlar yapıldığında da kendi değerini bilerek korumaktır. Eğer bu düşünceler günlük hayatınızı etkiliyor değersizlik ve yetersizlik hisleriyle sıkışıp kalıyorsanız bir uzmandan yardım almanız size daha yarar sağlayacaktır. Sizi etkileyen düşünce biçimleri üzerinde çalışıp bu kalıpları değiştirerek farkındalık kazanmak bu süreçteki ilk adımınız olabilir. Tekrar soru sormak isterseniz soru oluşturabilirsiniz Psikolog Melisa Sude Kav
merhaba sevgili danışan,İlk olarak yaşadığınız durum sizden kaynaklı bir zayıflık ya da yetersizlik olmadığını bilmenizi isterim Çocukluk döneminde sürekli eleştirilere maruz kalmanız ileriki yaşamınızda kişinin kendini başkalarının gözünden sürekli değerlendirmesine neden olabilir Acaba beni nasıl görüyorlar sorusu zihini çok sık meşgul eder. Bundan dolayı da aslında bu sosyal ortamlarda yaşadığınız kaygının anlaşılabilir bir geçmişi var. Babanızın sizi sürekli eleştirmesinin değişmesini beklemek yerine sizin kendi içinizde oluşturduğunuz eleştirel sesi fark etmeniz size daha yarar sağlayacaktır. Sosyal kaygıdan kaçınmak kısa sürede rahatlama sağlasa da uzun sürede bu kaygının artmasına neden olabilir. Bir anda kalabalık ortamlara girmeye çalışmak yerine yavaş yavaş kısa adımlarla sosyal ortamlara ilerlemeniz daha sağlıklı olacaktır. Bu durumu fark edip 3 - 4 aydır çabalamanız durumun değiştirebilir olduğu bilinçinde olmanız da çok kıymetli. İyileşme sürecinde unutmamalısınız ki kaygı artık hiç hayatımda yok düşüncesi doğru değildir. Kaygı her zaman olacak fakat bununla baş edebilmeyi öğrenmek sabit tutabilmek burda önemlidir. Bunun dışında yaşadığınız kaygı durumu günlük hayatınızı etkilemesi (okul uyku ve sosyal ilişkilerinizi gibi ) nedeniyle psikolojik bir destek almanız süreci daha sağlıklı ilerlemesini sağlayacaktır. Bu süreçte kendinize yüklenip neden hala böyleyim diye sormak yerine şu an kaygılanıyorum ama bu geçici bir durum yaklaşımı geliştirmeye çalışmayı deneyebilirsiniz. Kaygıyı hayatınızı yönlendirmesini izin vermemek burda asıl amaç aslında tamamen ortadan kaldırmak değil. Başka bir sorunuz varsa tekrar soru oluşturabilirsiniz. Psikolog Melisa Sude Kav