Psk. Melisa Sude Kav
Mersin
Bilişsel Davranışcı Terapi, ACT, Şema Terapi
Uzman Hakkında
2024 yılında İstanbul Kent Üniversitesi Psikoloji bölümünden Onur derecesiyle mezun oldum. İzmir Psikoloji Enstitüsünün düzenlediği Bilişsel Davranışçı Terapi, ACT ( Kabul ve Karalılık Terapisi ) ve Şema Terapi Uygulayıcı eğitimlerimi tamamladım. Şu an da Mersin Üniversitesi Aile Eğitimi ve Çift Danışmanlığında Yüksek Lisans yapmaktayım.
Eğitim
- İstanbul Kent Üniversitesi - Lisans
- Mersin Üniversitesi - Yüksek Lisans
Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)
- DIR101 Floortime
- İstanbul Kent Üniversitesi Terapi Odadına Hazırlık Normatif Olmayan Çift İlişkisi semineri
- Gipdermersin Bireye Dokunan Ekoller semineri
Uzmanlık Alanları
Çalışma Ekolleri
- Bilişsel Davranışcı Terapi
- ACT
- Şema Terapi
Cevaplar (118)
Merhaba sevgili danışan,Yazdıklarınızdan anlıyorum ki sizin “ yeme” davranışıyla olan ilişkiniz sadece bir açlıktan dolayı olmadığını eski bir alışkanlığınızı devam ettirme isteği yani özlem duygusuyla açıklanabilir. Çabalıyorum derken aslında o kelimenin altında yatan yorgunluğu anlayabiliyorum. Bu durum aslında yokuşu tırmanırken ayakkabınıza sürekli taşların takılması gibi o zorluklar karşısında sürekli çabalamanız ve tekrar başa dönmeniz. Bir gün istikrarlı diğer gün tökezlemek cümlesi aslında kontrolü tutarım sandığınız yerde birden elinizdekilerin kayıp gitmesi gibi. . sanki içinizde bir taraf sürekli şu gün düzgün gidersem yarın da devam edebilirim belki diye pazarlık yapıyor. Belki de anda olmak karşınıza çıkan başka durumları da görmeniz size daha farklı bir bakış açısı sunacaktır. Zayıflarsam hallolacak her şey ifadeniz belki de asıl ağır gelen terazide rakam değil aynada bakan gözlerin aradığı onay duygudur. Daha güzel olursam daha çok sevilirim bu ses ne zamandan beri var? Geçmişten gelen bir ses olabilir mi? Yemek yeme isteği bazen açlığı susturmak için değil de içte bir yaraya merhem olsun diye ortaya çıkar. Peki siz hiç düşündünüz mü neyi gerçekten iyileştirmek istiyorsunuz? Neye ihtiyaçınız var? Çünkü bazen yediğiniz tek lokma fazlalık değil de altta yatan bir kırgınlık sitem hissi olabilir. Siz bedeninizi küçültmek yerine ruhunuzda yer açmayı deneyebilirsiniz. ,Kendinizi anlamanız ve şefkat göstermeniz çok önemli bu süreçte 🌸 başka yardım almak istediğiniz bir nokta varsa tekrar bana yazabilirsiniz. Psikolog Melisa Sude Kav
Merhaba sevgili danışan,Anlattıklarınızın sizi ne kadar yorduğunu ve duygularınızın da karmaşıklığını anlayabiliyorum Aynı anda hem öfkelenip hem de sonrasında kendinizi suçlu hissetmeniz insanı doğal olarak çok yorar. Bazen kişi öfke hissettiğinde bunu altında yatan görülmeyen bir ihtiyacın varlığı işaret ediyor olabilir. Siz öfkelendiğinizde ise zihninize şu geliyor gibi gözüküyor yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla önemsenmiyorum , anlaşılmıyorum duygusu di mi? Bu duygular genelde tekrarlayan ilişki deneyimlerinden öğrenilir örneğin çocukluğunuzda duygunuzu ifade ettiğinizde yeterince karşılık bulamadıysanız Kendinizi savunduğunuzda suçlu hissettirildiyseniz veya Aile içinde hep “idare eden”, “alttan alan” rolündeyseniz zamanla bu inancı geliştirerek bugünkü ilişkilerinize yansıyor olabilir. Sizinde bahsettiğiniz nişanlılık sürecinizde yaşadığınız kaygı gibi. .peki bu süreçte sizi en çok kaygılandıran düşünce ne? Ya da Kaybetme mi, yanlış yapma mı, yetersiz kalma mı hangi duygular daha baskın? Size bir duygu ayırma egzersiz önermek istiyorum öfke duygusu geldiğinde kendinize şu soruyu sormayı deneyin. Şu an neyi kaybetmekten korkuyorum? ve şu an neye ihtiyacım var? Diğer bir konu ise Suçluluk duygusu her zaman gerçek bir hatadan kaynaklanmaz. Bazen suçluluk, kişinin çocuklukta öğrendiği bir ilişkiyi koruma stratejisidir. Örneğin suçlu olursam terk edilmem. Bu nedenle bugün biriyle sınır koyduğunda, haklı olsan bile yoğun bir suçluluk hissedebilirsin. Bu yüzden Bu senin zayıflığın değildir aslında o dönem işe yarayan ama bugün yoran bir becerinin devamıdır. Umarım yazdıklarım size fayda sağlamıştır. Başka bir sorunuz varsa tekrar soru sorabilirsiniz. Psikolog Melisa Sude Kav
Merhaba sevgili danışan,Yazdıklarınızdan anlıyorum ki düşünceleriniz arasında kalmaktan o kadar yorulmuşsunuz ki artık bu yükü taşıyamayacak hale gelmişsiniz. Hafızanızın kıyısında bir şeyler kaybolmuş gibi mi? Kitapların sayfalarındaki satırlar birbirine karışıyor gibi zihninizdeki o yorucu sesler bir türlü dinmiyor gibi değil mi? Belki bazen geçmişteki sizle şu an ki sizi kıyaslıyorsunuz o eski siz ne kadar uzak görünüyor hayat neşeniz mutluluğunuz. .Şimdiki aynadaki yansımanızda o kişiyi arıyor veya özlüyor olabilir. insan bazen bir fotoğraf karesine bakar gibi bakar kendine; ne zaman ve nerede kendini kaybetmişti tam olarak hangi gün? Aklına Sorular gelip gidebiliyor. .Peki çevrenizdeki kişiler bu yaşadığınız ağırlığı hissediyor mu? İnsan kendi içinde açıp kapadığı odaların anahtarlarını bulamaz bazen ne yapsa boşunaymış gibi hisseder. Unutmayın hissettiğiniz duygularında bir sesi var onlar sizce neye benziyor sizin için neyi ifade ediyor? Bir yakınınıza içinizdekileri anlatmak isteseniz kelimeler bir anda ağzınızdan dökülür müydü yoksa anlatamaz mıydınız? Gerçekten anlatmak isteseniz kime ve neyi anlatmak isterdiniz Bazen belki de bu anlarda yapılacak şey kötü hissettiğiniz duygulardan kaçmak yerine anlamlandırmaya çalışmanız. Psikiyatriye gidip ilaç kullandığınızı fakat sonrasında bıraktığınızı söylemişsiniz bu konuyu doktorunuza danışmanızı tavsiye ederim. Tükenmiş olduğunuzu da belirtmişsiniz bu düşünce en çok hangi zamanda aklınıza geliyor ya da böyle hissediyorsunuz? Küçük ama düzenli iyileştirici adımlar işe yarayabilir örneğin Günde 10 dakika durmakBir kişiye zihninizdekileri anlatmakKendinizle temas kurmanız iyileşmenin başlangıcı olabilir. Psikolog Melisa Sude Kav
Merhaba sevgili danışan, Günümüzün çok güzel geçtiği bir anda bazen içimizi bir huzursuzluk kaygı kaplayabiliyor nedenini anlayamasakta olumsuz duygulara kapılabiliyoruz. Doktora gidip anlatsak da bir türlü içimiz rahatlamıyor sizin de yazdığınız cümlelerde bunu hissedebiliyorum. O içinizdeki huzursuzluk duygusu her an tetikte gibi bekliyor kalbinize miydeniz gibi fiziksel semptomlar ortaya çıkarabiliyor. Sağlık anksiyetesinin temelinde aslında otomatik düşünceler vardır örneğin ya ciddi bir hastalığım varsa bu düşünce aslında gerçek değildir sadece kaygının ortaya çıkardığı senaryodur. Ama zihin bu düşünceyi tehlike olarak algıladığı için bedensel olarak alarm gösterir. Bu noktada kendinize bu düşüncelerle savaşmak yerine sorgulamayı deneyebilirsiniz Mesela Daha önce benzer belirtilerle kaç kez korktum ve sonuç ne oldu? En kötü ihtimal gerçekleşse bile, bununla nasıl baş edebilirim? gibi. .Bir süre sonra o düşüncenin gerçek sanma alışkanlığını yitirdiğini fark edeceksiniz. Bazen bir sessizlik durup dinlenmek bile insana iyi gelebilir. Eğer ki doktorunuz bir şey yok desede içinizdeki huzursuzluk geçmiyorsa belki de bazen sadece sessizce durmak başka bir şeye odaklanmak belki de o ağır yükü bir kenara bırakmanın bir yoludur. Doğru olanı bulmaya çalışmaktan ziyade duygularınıza alan açıp fark edebilmek size daha iyi geleceğini düşünüyorum. Unutmayın bazı ağrılar kelimelere dökülmemiş endişelerin, içe atılmış cümlelerin bedene yansıması olabilir. Bunu fark etmek gerekirse psikolojik destek almak bu ağrıların hafiflemesine yardımcı olabilir. Tekrar bir sorunuz varsa soru oluşturabilirsiniz Psikolog Melisa Sude Kav