Melisa Sude  Kav

Psk. Melisa Sude Kav

Mersin

Bilişsel Davranışcı Terapi, ACT, Şema Terapi

4.5
(24 Yorum)

Uzman Hakkında

2024 yılında İstanbul Kent Üniversitesi Psikoloji bölümünden Onur derecesiyle mezun oldum. İzmir Psikoloji Enstitüsünün düzenlediği Bilişsel Davranışçı Terapi, ACT ( Kabul ve Karalılık Terapisi ) ve Şema Terapi Uygulayıcı eğitimlerimi tamamladım. Şu an da Mersin Üniversitesi Aile Eğitimi ve Çift Danışmanlığında Yüksek Lisans yapmaktayım.

Eğitim

  • İstanbul Kent Üniversitesi - Lisans
  • Mersin Üniversitesi - Yüksek Lisans

Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)

  • DIR101 Floortime
  • İstanbul Kent Üniversitesi Terapi Odadına Hazırlık Normatif Olmayan Çift İlişkisi semineri
  • Gipdermersin Bireye Dokunan Ekoller semineri

Uzmanlık Alanları

Depresyon
Yetişkin Psikolojisi
Çocuk Psikolojisi
Şema Terapi
Duygudurum Bozuklukları
Çift Terapisi
Aile ve Çift Terapisi

Çalışma Ekolleri

  • Bilişsel Davranışcı Terapi
  • ACT
  • Şema Terapi

Cevaplar (150)

merhaba sevgili danışan,Hissettiğiniz şeyler sizi gerçekten değersiz ya da yetersiz biri olduğunuz kanısına çıkarmaz. Aslında kendi halkımızda çoğu düşündüğümüz şey çevremizdeki insanların yaptığı eleştirilerden ve geçmiş yaşantımızdaki deneyimlerimizden meydana gelir. Özellikle de bu duruma sürekli maruz kalıyorsanız eleştirilmek kıyaslanmak gibi bi süre sonra kendi iç sesinizin de eleştirel hale gelmesinin neden olabilir. Süreç içersinde amacımız insanların sizin hakkında söylediklerinden hiç etkilenmemeniz değil onların söylediklerini kendi değerinizle ölçmemeniz konusunda farkındalık kazanmak. Birinin sizi yetersi olarak görmesi sizi yetersiz biri yapmaz Bu kişi bunu dedi demek ki ben beceriksizim yerine Bu onun benim hakkımdaki düşüncesi; benim kim olduğumu tek başına belirlemez bakış açısını kazanmak. Kendinizi sevme konusu da gerçekleşmesi gereken bir hedef olarak görmek yerine kendinize adil ve şefkatli davranmayı deneyebilmekle başlayabilirsiniz. Bir şeyi yapamadığınız noktalarda genellemek yerine şu konuda evt zorlanıyorum ama bu diğer konularda da zorlanacağım yapamayacağım anlamına gelmez. Unutmayın ki özgüven hiç hata yapmamak veya herkes tarafından eleştirilmek demek değil bunlar yapıldığında da kendi değerini bilerek korumaktır. Eğer bu düşünceler günlük hayatınızı etkiliyor değersizlik ve yetersizlik hisleriyle sıkışıp kalıyorsanız bir uzmandan yardım almanız size daha yarar sağlayacaktır. Sizi etkileyen düşünce biçimleri üzerinde çalışıp bu kalıpları değiştirerek farkındalık kazanmak bu süreçteki ilk adımınız olabilir. Tekrar soru sormak isterseniz soru oluşturabilirsiniz Psikolog Melisa Sude Kav

Devamını Oku...

merhaba sevgili danışan,İlk olarak yaşadığınız durum sizden kaynaklı bir zayıflık ya da yetersizlik olmadığını bilmenizi isterim Çocukluk döneminde sürekli eleştirilere maruz kalmanız ileriki yaşamınızda kişinin kendini başkalarının gözünden sürekli değerlendirmesine neden olabilir Acaba beni nasıl görüyorlar sorusu zihini çok sık meşgul eder. Bundan dolayı da aslında bu sosyal ortamlarda yaşadığınız kaygının anlaşılabilir bir geçmişi var. Babanızın sizi sürekli eleştirmesinin değişmesini beklemek yerine sizin kendi içinizde oluşturduğunuz eleştirel sesi fark etmeniz size daha yarar sağlayacaktır. Sosyal kaygıdan kaçınmak kısa sürede rahatlama sağlasa da uzun sürede bu kaygının artmasına neden olabilir. Bir anda kalabalık ortamlara girmeye çalışmak yerine yavaş yavaş kısa adımlarla sosyal ortamlara ilerlemeniz daha sağlıklı olacaktır. Bu durumu fark edip 3 - 4 aydır çabalamanız durumun değiştirebilir olduğu bilinçinde olmanız da çok kıymetli. İyileşme sürecinde unutmamalısınız ki kaygı artık hiç hayatımda yok düşüncesi doğru değildir. Kaygı her zaman olacak fakat bununla baş edebilmeyi öğrenmek sabit tutabilmek burda önemlidir. Bunun dışında yaşadığınız kaygı durumu günlük hayatınızı etkilemesi (okul uyku ve sosyal ilişkilerinizi gibi ) nedeniyle psikolojik bir destek almanız süreci daha sağlıklı ilerlemesini sağlayacaktır. Bu süreçte kendinize yüklenip neden hala böyleyim diye sormak yerine şu an kaygılanıyorum ama bu geçici bir durum yaklaşımı geliştirmeye çalışmayı deneyebilirsiniz. Kaygıyı hayatınızı yönlendirmesini izin vermemek burda asıl amaç aslında tamamen ortadan kaldırmak değil. Başka bir sorunuz varsa tekrar soru oluşturabilirsiniz. Psikolog Melisa Sude Kav

Devamını Oku...

merhaba sevgili danışan,Yaşadığınız durum sadece ilişkinizin bitişinden duyulan üzüntü değil de diğer yandan aranızdaki güçlü bağın alışkanlığında bitişiyle oluşan yoğun ayrılık tepkisi. Bundan dolayı kendinize sürekli olarak sorduğunuz beni sürekli aldattı iyi gelmedi neden hala onu seviyorum? diye sorgu döngüsü içerisinde olmanız gayet anlaşılır bir durum birini sevmeye devam etmeniz o kişiye tekrar dönmeniz anlamına gelmez zihnimiz çoğu zaman o kişi bize zarar verdiği halde bağ kurduğumuz için bu bağı bitirmek istemez. Özellikle ilişkinizin belirsiz olması sürekli ayrılıp barışmaların olması bu durumun bitmesini biraz daha zorlaştırır. Bunun yanı sıra sürekli olarak sosyal medyadan stalklamanız telefonunu kontrol etmeniz aranızdaki bu bağın hala aktif olduğunu gösteren davranışlardır. Bu kısır döngü şu şekilde oluyor aslında merak → kontrol etme → kısa süreli rahatlama → yeniden kaygı → tekrar kontrol etme. Özellikle de sabah ilk uyandığınızda zihniniz boşken bu duyguyu yoğun hissetmeniz kayıp duygusuyla sürekli tetikte olduğunuzu gösteriyor. Size önerim ise Telefonu sürekli kontrol etme davranışını azaltmak ve sosyal medya hesaplarını bir süreliğine sessize almak bu süreci daha kolay atlatmanızı sağlayabilir. Şu sorunun cevabı da önemli Ben gerçekten onu mu özlüyorum, yoksa onunla birlikte hissettiğim bağı, alışkanlığı, seçilme duygusunu mu özlüyorum? Şu an da aslında size yararlı olacak şey o kişiyi unutmak dan ziyade zamanla kendinizi yeniden bulabilmeniz kendinize odaklanmanızla iyileşme başlayacaktır. .Psikolog Melisa Sude Kav

Devamını Oku...

merhaba sevgili danışan, Yalnızlığınızın uzun bir süreye de yayılmasıyla zihninizde bu boşluğu doldurmak için devamlı olarak senaryolar üretmesi çalışması bir tür savunma mekanızması üretmesi gibi aslında fakat bu mekanizmayı doğru yönetebilmek gerekir yani günlük hayatınızı olumsuz etkilediğinde odaklanma sorunları yaşadığınızda işlevselliğinizi de düşmesine neden olacaktır. Sabahları uyanır uyanmaz yoğun bir zihinsel yükle karşılaşmanız ve yataktan kalkmakta güçlük çekmeniz zihniniz güne başlarken maruz kaldığı bilişsel yükten kaynaklıdır. Zihin henüz uyku duyumundan uyanıklığa geçerken ki süreçte geçmiş anıları hatırlaması ve gelecek kaygıları da buna eklenince zihin hangisine odaklanacağını doğal olarak şaşırır. Bu durum aynı zamanda plan yapma sürdürememe unutmama gibi bilişsel süreçleri de doğrudan etkiler. Bu yüzden akademik veya günlük işlerde yaşanan başarısızlıklar bir beceri eksikliği değil, zihinsel kapasitenizin o an ki aşırı düşünmesinde işgal edilmesinin doğal bir sonucudur. Psikoloji de bu duruma ilk olarak kabul ve kararlılık yaklaşımı eşlik eder yani bu düşünceleri durdurmaya çalışmak yerine zihninize bir izleyici gibi yaklaşarak bakmayı deneyebilirsiniz. Düşünceler geldikçe onları durdurmaya çalışmak zihinsel çabayı artırır; bunun yerine duyusal odaklanma tekniklerini denemek size daha yarar sağlayacaktır. Mesela sabah uyandığınızda zihniniz düşüncelerle meşgul olmadan hemen soğuk suyla yüzü yıkamak, odada ki nesnelere odaklanarak saymak gibi fiziksel duyularınızı harekete geçirebilirsiniz. Ayrıca günlük işlevselliğinizi de etkilemesinden kaynaklı psikolojik bir destek almanız size yardımcı olacaktır. .Psikolog Melisa Sude Kav

Devamını Oku...