Serra Canseven

Psk. Serra Canseven

Kocaeli

Yüz yüze ve online psikolojik danışmanlık, yetişkin ve ergen psikolojisi, aile danışmanlığı, oyun terapisi

5.0
(2 Yorum)

Uzman Hakkında

Eğitim hayatını Psikoloji lisans Okan Üniversitesi(tam burslu), Çocuk Gelişimi önlisans Sakarya Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Öğrenci yurtlarında, anaokullarında, özel kliniklerde ve gönüllü platformlarda deneyim kazanarak hem teorik hem de uygulamalı bilgi birikimini geliştirmiştir. Alanıyla ilgili çeşitli eğitimler ve sertifika programlarına katılarak mesleki gelişimini sürdürmüştür. Rehabilitasyon merkezinde özel gereksinimli çocuklarla ve kendi merkezinde danışmanlarını kabul etmektedir.

Eğitim

  • Okan Üniversitesi Psikoloji - Lisans

Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)

  • Aile Danışmanlığı
  • Oyun Terapisi
  • Projektif ve Objektif Testler
  • Kısa Süreli ve Çözüm Odaklı Terapi
  • Bilişsel Davranışçı Terapi
  • Çocuk Resimleri Analizi
  • Masal Terapisi
  • Davranışçı Müdahale Teknikleri
  • Sanat Terapisi
  • Travma Sonrası Stres Bozukluğu
  • Çocuk Yogası

Uzmanlık Alanları

Anksiyete
Yetişkin Psikolojisi
Özgüven Problemleri
Değersizlik / Yetersizlik Hisleri
Uyum Sorunları
İletişim Problemleri
Stres
Erteleme Davranışı
İlişki Sorunları
Öğrenme Güçlüğü
Mindfulness/ Farkındalık
Uyku Bozuklukları
Çocuk ve Ergen Psikolojisi
Boşanma
Flört Şiddeti
Duygusal Yeme
Sınav Kaygısı
Kardeş Kıskançlığı
Aile İçi Şiddet
Otizm
Akran Zorbalığı
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite
Bağımlılıklar

Çalışma Ekolleri

  • Bilişsel Davranışçı Terapi
  • Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi
  • Oyun Terapisi

Cevaplar (35)

Bir yandan ailenizin yaşadığı maddi zorluklar, diğer yandan üniversite sınavı gibi önemli bir süreç… Bunların hepsini aynı anda taşımaya çalışmanız sizi hem duygusal hem de fiziksel olarak yormuş gibi görünüyor. Böyle hissetmeniz yaşadığınız koşullar düşünüldüğünde oldukça anlaşılır. Bazen hayat, elimizde olmayan nedenlerle planlarımızı ertelemek zorunda bırakabiliyor. Bu durum hayal kırıklığı yaratabilir ancak bugün yaşadığınız zorluklar geleceğinizin de böyle olacağı anlamına gelmez. Şu an iş bulamamış olmanız sizin yetersiz olduğunuzu göstermez; yaşadığınız şehirdeki imkânların sınırlı olması da bu süreçte etkili olabilir. Şu an kendinizi sadece dinlenemiyorsunuz diye değil, uzun süredir üst üste gelen sorumluluklar ve belirsizlikler nedeniyle de tükenmiş hissediyor olabilirsiniz. Bu süreçte kendinize karşı daha şefkatli olmanız çok önemli. Elinizden geleni yaptığınız hâlde kontrolünüz dışında gelişen durumlar için kendinizi suçlamamaya çalışın. Üniversiteyle birlikte yeni bir şehir, yeni fırsatlar ve yeni iş olanaklarıyla karşılaşma ihtimaliniz de var. Şu an her şey durmuş gibi hissettirse de hayat bazen beklenmedik kapılar açabiliyor. Umudunuzu tamamen kaybetmemenizi isterim. Eğer bu duygularınız uzun süredir devam ediyor, günlük yaşamınızı etkiliyor ya da kendinizi sürekli umutsuz hissediyorsanız, bu yükü tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz bir ruh sağlığı uzmanıyla paylaşmanız size iyi gelebilir. Kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bugün, şartlarım ne olursa olsun, kendim için yapabileceğim en küçük ama bana iyi gelecek şey ne?" Bazen iyileşme, büyük değişimlerden önce atılan küçük adımlarla başlar.

Devamını Oku...

Yalnızca eşinizin kumar bağımlılığıyla değil; yalanlarla, maddi kayıplarla, güvenin zedelenmesiyle ve çocuklarınızın geleceğine dair duyduğunuz kaygıyla da mücadele ettiğinizi görüyorum. Bu süreçte tükenmiş, öfkeli ve umutsuz hissetmeniz oldukça anlaşılır. Kumar bağımlılığı yalnızca irade eksikliği değildir; profesyonel destek gerektiren bir bağımlılıktır. Ancak iyileşmenin ilk şartı, kişinin gerçekten değişmeyi istemesi ve bunun sorumluluğunu almasıdır. Sadece "Ben bağımlıyım. " demek yeterli değildir. Bu farkındalığın davranış değişikliğiyle desteklenmesi gerekir. Yardım teklif edildiğinde bunu kabul etmesi, tedavi sürecine düzenli devam etmesi ve güveni yeniden inşa edecek adımlar atması önemlidir. Bu yükü tek başınıza taşımaya çalışmayın. Aile büyüklerinin de bu sürecin ciddiyetini görmesi ve ortak bir tutum sergilemesi önemlidir. Bir taraf "Boşan. ", diğer taraf "Üstüne gitme. " dediğinde siz arada yalnız kalıyorsunuz. Oysa bağımlılıkla mücadelede tutarlı, net ve destekleyici bir aile yaklaşımı çok daha etkilidir. Bir diğer önemli nokta ise çocuklarınız. Çocuklar sadece maddi olarak değil, duygusal olarak da güvenli bir ortamda büyümeyi hak ederler. Sürekli çatışmanın, öfkenin, belirsizliğin ve güvensizliğin olduğu bir ev ortamı onları da etkiler. Bu nedenle karar verirken kendinize şu soruyu sormanızı öneririm: "Çocuklarım nasıl bir aile ortamında büyümeyi hak ediyor?"Eşiniz ailesini kaybetmek istemiyorsa, bunu yalnızca sözleriyle değil davranışlarıyla göstermelidir. Yardım elini uzatanları reddetmek yerine o eli tutmalı, tedavi sürecine gönüllü olarak katılmalı ve güveni yeniden kazanmak için sorumluluk almalıdır. Güven, verilen sözlerle değil; zaman içinde tutarlı davranışlarla yeniden inşa edilir. Sizin göreviniz eşinizi kurtarmak değildir. Sizin sorumluluğunuz önce kendi ruh sağlığınızı ve çocuklarınızın güvenliğini korumaktır. Eşiniz değişmeyi seçerse bu süreçte yanında olabilirsiniz; ancak değişmeyi seçmeyen birinin sorumluluğunu tek başınıza üstlenmeniz ne sizi iyileştirir ne de onu. Lütfen bu süreçte siz de bireysel psikolojik destek almaktan çekinmeyin. Çünkü uzun süredir yaşadığınız bu stres, yalnızca eşinizi değil sizi de derinden etkilemiş görünüyor. Kendinizi ve çocuklarınızı korumak, bu süreçte atabileceğiniz en kıymetli adımlardan biri olacaktır.

Devamını Oku...

Öncelikle yaşadığınız duyguların sizi yorması çok anlaşılır. Burada sizi en çok zorlayan şey sadece kıskançlık değil; yaptığınız fedakârlığın karşılığını göremediğinizi hissetmeniz gibi görünüyor. Siz tesettüre kendi isteğinizden çok eşinizin isteği doğrultusunda girmişsiniz. Bu nedenle zihninizde istemeden bir "Ben onun için bir şeyden vazgeçtim, o da benim için aynı özeni göstermeli. " beklentisi oluşmuş. Aslında yaşadığınız kırgınlığın temelinde de bu karşılıklılık ihtiyacı var. Fedakârlık, kişi kendi değerleri ve isteği doğrultusunda yaptığında huzur verebilir. Ancak sadece karşı taraf mutlu olsun diye yapıldığında, zamanla "Ben ne kazandım?" sorusu ortaya çıkabilir. Bu da hem mutsuzluk hem de öfke yaratabilir. Çünkü insan, karşılık beklemeden sürekli veren tarafta olduğunda bir süre sonra tükenmeye başlar. Bir diğer nokta ise kendinizi dışarıdaki kadınlarla kıyaslamanız. Oysa sizin değerinizi belirleyen şey açık ya da kapalı olmanız değildir. Kendinizi eskiden özgüvenli hissetmenizin nedeni sadece giyim tarzınız değil, kendinizi olduğunuz gibi kabul edebilmenizdi. Şu an ise özgüveninizi dış görünüşten çok, eşinizin bakıp bakmayacağı düşüncesine bağlamış görünüyorsunuz. Bu da sizi sürekli tetikte tutuyor. Şunu da kendinize sormanızı isterim: Eğer eşiniz sizden kapanmanızı istemeseydi, yine tesettürü seçer miydiniz? Bu sorunun doğru ya da yanlış bir cevabı yok. Ancak cevabınız, bugün yaşadığınız huzursuzluğun kaynağını anlamanıza yardımcı olabilir. Çünkü kişinin hayatındaki önemli kararların mümkün olduğunca kendi isteği ve değerleriyle uyumlu olması, ruhsal iyi oluş açısından oldukça önemlidir. Eşinizin sevgisi ve varlığı dış görünüşünüzün değişmesine bağlıysa, burada ilişkinizi gözden geçirmelisiniz. Her zaman kıyaslama hissedeceğiniz insanlar olacaktır ancak birinin sevgisini ve sadakatini kazanmak için sürekli bir yarışta hissetmek yorucu ve yıpratıcıdır. Belki de şu anda kendinize sormanız gereken en önemli soru şu olabilir: "Ben bugün nasıl yaşarsam kendimi daha huzurlu ve daha kendim gibi hissederim?" Çünkü hayatınızı yalnızca bir başkasını memnun etmek için yaşadığınızda zamanla kendinizden uzaklaşabilirsiniz. Sağlıklı bir ilişkide her iki tarafın da birbirinin isteklerine değer vermesi kadar, kişinin kendi ihtiyaçlarını ve mutluluğunu da önemsemesi gerekir. Kendinizi suçlamayın. Kendinizin farkında, ilişki dengenizi tartabilecek ve kendi kararlarınızı verebilecek bir kadınsınız. Hissettiğiniz duygular size yanlış olduğunuzu değil, karşılanmamış ihtiyaçlarınız olduğunu gösteriyor. Bu ihtiyaçları fark etmek ve eşinizle yargılamadan, "Ben böyle hissediyorum. " diliyle paylaşabilmek ilişkiniz için de oldukça kıymetli olacaktır. Partnerinize güvenmeyi seçmenin yanı sıra onunda size güven verme sorumluluğu vardır. Ben düşünmemeliyim, ben güvenmeliyim, ben görmezden gelebilmeliyim fikirlerinin yanına; 'güvenim kazanılmaya çalışılıyor mu, bu ilişkide bana ne kadar saygı duyuluyor?' sorgulaması da eklemeniz gerekiyor. Unutmayın; gerçek mutluluk yalnızca eşinizi mutlu etmeye çalışmaktan değil, sizin de kendi hayatınızda kendinizi huzurlu, değerli ve özgür hissedebilmenizden geçer.

Devamını Oku...

Uzun zamandır kendinizi hem ait hissedemediğiniz hem de sürekli mücadele etmek zorunda kaldığınız bir sürecin içinde olduğunuzu görüyorum. Kendi evinizde kalamamak, ailenizle yaşadığınız sorunlar ve ilişkinizde güveninizi sarsan olaylar üst üste geldiğinde ne yapacağınızı bilememeniz oldukça anlaşılabilir bir durumdur. Mesajınızda dikkatimi çeken en önemli cümle ise şu oldu: "Ben istiyor muyum bilmiyorum. " Şu an belki de en çok üzerinde durmanız gereken nokta bu. Çevrenizde birçok kişi sizden bir karar vermenizi bekliyor olabilir; ancak bu kararın içinde sizin isteğiniz, ihtiyaçlarınız ve duygularınız da yer almalıdır. Hızla ve başkalarını memnun etmek adına verdiğiniz her cevap, attığınız her adım ömür boyu sizi zorlayacak bir yaşama sürükleyebilir. Şuan sonucu ne olursa olsun yüzleşmek ilerde sizi daha istemediğiniz bir durumdan kurtarabilir. Kendinize şu soruları sormanızı isterim:Bu ilişki bana kendimi nasıl hissettiriyor?Bu kişiyle kendimi güvende ve değerli hissediyor muyum?Bu kararı gerçekten ben mi istiyorum, yoksa şartlar ve çevrem beni buna mı yönlendiriyor?Eğer üzerimde hiçbir baskı olmasaydı yine aynı kararı verir miydim?Erkek arkadaşınızın başka kişilerle görüşmesi güven duygunuzu zedelemiş görünüyor. Güvenin sarsıldığı bir ilişkide, yalnızca emek vermiş olmak o ilişkiyi sürdürmek için yeterli bir neden olmak zorunda değildir. Bazen verdiğimiz emek nedeniyle ayrılmayı daha zor bulabiliriz; ancak sağlıklı bir karar verebilmek için geçmişte ne kadar emek verdiğinizden çok, bugünün size nasıl hissettirdiğine odaklanmanız daha faydalı olacaktır. Verdiğiniz emek ve fedakarlık arttıkça karşılıksız kalması zamanla sizi daha çok yıpratabilir. Aynı zamanda şu an hem aile baskısı hem de ilişki baskısı altında olduğunuz için karar vermek daha da güçleşebilir. Böyle dönemlerde kendinize zaman tanımak, önemli kararları yalnızca baskı altında hissettiğiniz için vermemek oldukça kıymetlidir. Evlilik, nişan veya söz gibi hayatı etkileyen kararlar, kendinizi hazır hissetmeden ve gerçekten istemeden alınmamalıdır. Emin olmadığınız bu durum yalnızca sizden kaynaklı değil ve aldığınız hiçbir karar yalnızca sizin sorumluluğunuzda değildir. Bu süreçte mümkün olduğunca odağınızı "Herkesi nasıl memnun ederim?" sorusundan "Ben nasıl bir hayat istiyorum?" sorusuna çevirmeye çalışın. Çünkü uzun vadede yaşayacağınız hayat, sizin vereceğiniz kararlarla şekillenecek. Yaşadığınız belirsizlikler elbette kolay değil. Ancak unutmayın ki şu an her şeyi çözmek zorunda değilsiniz. Öncelikle kendi duygularınızı anlamaya, ne istediğinizi fark etmeye ve kendi ihtiyaçlarınıza kulak vermeye çalışmanız, atacağınız sonraki adımların daha sağlıklı olmasını sağlayacaktır.

Devamını Oku...