Psk. Simge Akgül
Balıkesir
Online Danışmanlık, İlişki Danışmanlığı, Yetişkin Danışmanlığı, Ebeveyn Danışmanlığı, Dikkat ve Hiperaktivite Bozuklukları
Uzman Hakkında
Ben Psikolog Simge Akgül. Kadir Has Üniversitesi Psikoloji (İngilizce) bölümünden onur derecesiyle mezun oldum. Üniversite yıllarımda insan davranışının derinliklerini, duyguların yaşamımızdaki yönlendirici gücünü ve her bireyin iç dünyasının kendine özgü dilini anlamaya yoğunlaştım. Mesleki yolculuğumun önemli bir dönüm noktası, Berlin’deki International Psychoanalytic University’de yaptığım çalışmalar oldu. Burada psikanalitik kuram, kişilik gelişimi ve çocuk-ergen psikolojisi üzerine uygulamalı eğitimler aldım; gözlem ve vaka temelli süreçlerde aktif olarak yer aldım. Bu deneyim, insanın içsel dünyasına bütüncül bir bakış geliştirmemi sağladı. Almanya’da kazandığım bu deneyimin ardından, mesleki denkliğimi de Almanya’dan alarak uluslararası düzeyde yetkinliğimi belgeleme fırsatı buldum.
Ayrıca IMDAT Project – Mental Health Association bünyesinde, 81 ilden seçilen temsilci psikologlardan biri olarak Balıkesir il temsilcisi görevini üstlendim. Bu süreçte, alanında uzman isimlerden eğitimler alarak gönüllü psikolojik destek hizmetleri verdim.
BDT ve ACT ekolleri ağırlıklı olarak, yetişkin/ergen/çocuk alanında hizmet veriyorum.
Eğitim
- Kadir has üniversitesi - Lisans
Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)
- İmdat eğitim kapsamında 500+ saat eğitim
Uzmanlık Alanları
Çalışma Ekolleri
- Bdt, act
Cevaplar (18)
Merhaba, yazdıklarınız ilişkinin içinde uzun süredir anlaşılma ve görülme ihtiyacınızın karşılanmaması nedeniyle duygusal olarak yorulduğunuzu düşündürüyor. Öncelikle şunu söylemek önemli; sevgi, ilgi görmek ve özel hissetmek istemek “fazla hassas olmak” anlamına gelmez. Bunlar yakın ilişkilerde oldukça doğal duygusal ihtiyaçlardır. Burada dikkat çeken noktalardan biri, sizin sevgi ve ilgiyi daha görünür şekilde hissetmeye ihtiyaç duymanız; nişanlınızın ise daha içe dönük ve duygularını göstermekte zorlanan bir yapıda olması gibi görünüyor. İki kişinin sevgi gösterme biçimi farklı olduğunda, taraflardan biri “ilgilenilmiyorum”, diğeri ise “üzerime geliniyor” hissi yaşayabiliyor. Bu durum çoğu zaman sevgisizlikten çok iletişim biçimindeki farklılıktan kaynaklanabiliyor. Ancak sizi yoran kısmın sadece onun davranışı değil, ihtiyaçlarınızı doğrudan ifade etmek yerine daha çok ima ederek anlatmaya çalışmanız olduğu da anlaşılıyor. İmalar bazen karşı taraf tarafından fark edilmeyebilir ya da tam olarak anlaşılmayabilir. Özellikle “Ben özel günlerde hatırlanmak ve küçük jestlerle değerli hissetmek istiyorum” gibi net ve yargılamayan ifadeler, ilişkinin iletişim tarafını güçlendirebilir. Diğer taraftan sürekli beklentiyi yalnızca sizin taşıyor gibi hissetmeniz zamanla ilişkide duygusal yük oluşturabilir. Bu nedenle önemli olan şey; yalnızca onun değişmesi değil, iki tarafın da birbirinin duygusal ihtiyaçlarını anlayabilmeye ne kadar açık olduğudur. Kendinizi suçlamak ya da “fazla mı hassasım?” diye düşünmek yerine, ilişkinin içinde duygusal ihtiyaçlarınızın ne kadar karşılandığına ve bu konular konuşulduğunda nasıl bir iletişim kurabildiğinize odaklanmanız daha sağlıklı olabilir. Eğer bu döngü sık tekrar ediyor ve konuşmalara rağmen kırgınlıklar devam ediyorsa, çift terapisi ya da bireysel psikolojik destek süreci iletişim örüntülerinizi daha sağlıklı değerlendirmenize yardımcı olabilir. Aklınıza takılan başka bir durum olursa yeniden yazabilirsiniz 🌿
Merhabalar,Yaşadığınız durumun sizi hem zihinsel hem fiziksel olarak yorduğu açıkça gözüküyor. . Özellikle bir yandan heyecan hissetmeniz, bir yandan da bunun “yanlış” olabileceğini düşünüp yoğun şekilde sorgulamanız bedeninizde de stres tepkileri oluşturabiliyor. Mide ağrıları bazen kaygı, belirsizlik ve iç çatışmaların fiziksel yansıması olarak ortaya çıkabiliyor. Birine karşı ilgi duymanız ya da heyecan hissetmeniz sizi kötü biri yapmaz. Duygular çoğu zaman kontrol ederek seçebildiğimiz şeyler değildir. Asıl zorlayıcı olan kısım, hislerle birlikte gelen düşünceler, olası sonuçlar ve kendinizi suçlama eğilimi oluyor. Şu an sizde de “bir yanım istiyor ama bir yanım rahatsız oluyor” şeklinde bir iç çatışma var gibi görünüyor. Bahsettiğiniz kişinin çevresiyle ilgili duyduklarınız da kafanızın karışmasına neden olmuş olabilir. Böyle durumlarda insanlar bazen yalnızca heyecana odaklanıp bazı işaretleri görmezden gelmek isteyebiliyor, bazen de en kötü senaryoya kendini hazırlayıp kaygıyı büyütebiliyor. Bu nedenle duygularınızı bastırmadan ama acele karar vermeden gözlemlemek daha sağlıklı olabilir. “Ben neden böyle kişilere çekiliyorum?” sorunuz da oldukça önemli. Bazen bize yoğun duygu hissettiren kişiler daha çekici gelebiliyor; bu her zaman o kişinin daha sağlıklı ya da daha uygun olduğu anlamına gelmeyebiliyor. Güven veren kişiler daha sakin hissettirdiği için “heyecan” kısmı daha azmış gibi algılanabiliyor. Bu da birçok insanın yaşadığı bir durumdur. Şu an kendinizi suçlamak yerine, bu kişinin sizde tam olarak neyi tetiklediğini anlamaya çalışmanız daha faydalı olabilir. İlgi görmek mi, merak mı, ulaşılmazlık hissi mi, heyecan mı… Bunları fark etmek seçimlerinizi daha net değerlendirmenizi sağlayabilir. Eğer bu kaygılar günlük yaşamınızı, bedeninizi ya da düşünce yoğunluğunuzu uzun süredir etkilemeye devam ediyorsa bir psikolog desteği almak da süreci anlamlandırmanız açısından faydalı olabilir. Aklınıza takılan başka detaylar olursa yeniden paylaşabilirsiniz.
Merhaba, anlattıklarınızdan, uzun süredir hem ilişki içinde hem de sosyal çevre içerisinde kendinizi yalnız, anlaşılmamış ve değersiz hissettiğinizi anladım. Özellikle kaygı bozukluğu nedeniyle zaten zorlanan bir süreçten geçerken; partnerinizin sizi yeterince savunmaması, çevresindeki insanların eleştirel ve dışlayıcı tavırlarıyla karşılaşmanız duygusal olarak daha fazla yıpranmanıza neden olmuş olabilir. Sürekli kendinizi açıklamak zorunda kalmanız ve buna rağmen haksız hissettirilmeniz zamanla kişinin kendisini sorgulamasına yol açabilir. İlişkilerde kişinin yalnızca partneriyle değil, partnerinin yanında nasıl hissettiğiyle de ilgili önemli bir denge vardır. Bir ilişkide anlaşılmak, yanında güvende hissetmek ve gerektiğinde destek görmek temel duygusal ihtiyaçlar arasındadır. Anlattığınız durumda ise sık sık yalnız bırakılmış, eleştirilmiş ve kendi duygularınızı ifade ettiğinizde yanlış anlaşılmış gibi görünüyorsunuz. Bu durum zamanla “Acaba sorun bende mi?” düşüncesini güçlendirebilir. Ancak bir kişinin sessiz, içine dönük ya da sosyal açıdan çekingen olması; değersiz, sevilmeye layık olmayan ya da haksız olduğu anlamına gelmez. Aynı zamanda sürekli eleştirilmek ve grup içinde dışlanmış hissetmek kaygııyı daha da artırabilir. Özellikle kendinizi savunmakta zorlandığınız anlarda insanların üzerinize gelmesi, özgüveninizi zedelemiş olabilir. Bu nedenle şu an yaşadığınız yoğun sorgulama hali yalnızca ilişkinin bitmesiyle değil; uzun süre boyunca duygusal olarak baskı altında hissetmenizle de bağlantılı olabilir. Bu süreçte kendinizi tamamen suçlamak yerine, ilişkide hangi ihtiyaçlarınızın karşılanmadığını fark etmeye çalışmanız daha sağlıklı olabilir. Kendinizi sürekli eleştiren insanların yanında kalmak yerine, sınırlarınızı koruyabileceğiniz ilişkilere yönelmeniz önemli olacaktr. Eğer kaygı düzeyiniz günlük yaşamınızı etkiliyorsa ve yalnızlık hissiniz giderek artıyorsa bir psikolog desteği almak hem özgüveninizi yeniden toparlamanıza hem de ilişkilerde kendinizi daha güçlü ifade edebilmenize yardımcı olabilir. İsterseniz aklınıza takılan başka durumları da paylaşabilirsiniz. 🌿
Merhabalar, yaşadığınız kırgınlığın ve hayal kırıklığının sizde çok yoğun bir duygusal yük oluşturduğu anlaşılıyor. Güvendiğiniz bir kişinin tekrar tekrar hata yapması, ardından yaşananların bu şekilde sonlanması; hem öfke, hem üzüntü hem de değersizlik hissini aynı anda yaşamanıza neden olabilir. Özellikle ilişkinin sizin için anlamlı olması ve ortak anıların hâlâ zihninizde canlı kalması, bu süreci daha da zorlaştırabiliyor. Şu an yaşadığınız ağlama krizleri, mide bulantısı, baş dönmesi, kalp sıkışması gibi belirtiler yoğun stres ve duygusal yük altında görülebilen tepkiler arasında yer alır. Ayrılık sonrası zihnin sürekli aynı olayları düşünmeye dönmesi de oldukça yaygındır. Ancak bu döngü uzadığında hem ruhsal hem fiziksel olarak sizi yormaya başlayabilir. Bu nedenle şu an kendinizi sürekli onun ne yaptığına, kimi eklediğine ya da ne hissettiğine odaklamak yerine; kendi duygularınızı düzenlemeye alan açmanız önemli olacaktır. Bu süreçte kendinizi suçlamadan, duygularınızı bastırmadan ama aynı zamanda sürekli tetiklenmenize neden olacak davranışlardan biraz uzak durmanız faydalı olabilir. Sosyal medya kontrolünü azaltmak, günlük rutininizi tamamen bırakmamak, uyku ve beslenmeye dikkat etmek ve güvendiğiniz biriyle konuşmak duygusal yoğunluğu bir miktar hafifletebilir. Eğer bu yoğunluk uzun süre devam eder, günlük yaşamınızı belirgin şekilde etkilemeye başlar ya da fiziksel belirtileriniz artarsa bir psikolog desteği almanız süreci daha sağlıklı geçirmenize yardımcı olabilir, yada beraber de yönetebiliriz süreci. Aklınıza takılan başka bir durum olursa yeniden soru sorabilirsiniz.