Simge Akgül

Psk. Simge Akgül

Balıkesir

Online Danışmanlık, İlişki Danışmanlığı, Yetişkin Danışmanlığı, Ebeveyn Danışmanlığı, Dikkat ve Hiperaktivite Bozuklukları

0.0
(0 Yorum)

Uzman Hakkında

Ben Psikolog Simge Akgül. Kadir Has Üniversitesi Psikoloji (İngilizce) bölümünden onur derecesiyle mezun oldum. Üniversite yıllarımda insan davranışının derinliklerini, duyguların yaşamımızdaki yönlendirici gücünü ve her bireyin iç dünyasının kendine özgü dilini anlamaya yoğunlaştım. Mesleki yolculuğumun önemli bir dönüm noktası, Berlin’deki International Psychoanalytic University’de yaptığım çalışmalar oldu. Burada psikanalitik kuram, kişilik gelişimi ve çocuk-ergen psikolojisi üzerine uygulamalı eğitimler aldım; gözlem ve vaka temelli süreçlerde aktif olarak yer aldım. Bu deneyim, insanın içsel dünyasına bütüncül bir bakış geliştirmemi sağladı. Almanya’da kazandığım bu deneyimin ardından, mesleki denkliğimi de Almanya’dan alarak uluslararası düzeyde yetkinliğimi belgeleme fırsatı buldum.

Ayrıca IMDAT Project – Mental Health Association bünyesinde, 81 ilden seçilen temsilci psikologlardan biri olarak Balıkesir il temsilcisi görevini üstlendim. Bu süreçte, alanında uzman isimlerden eğitimler alarak gönüllü psikolojik destek hizmetleri verdim.

BDT ve ACT ekolleri ağırlıklı olarak, yetişkin/ergen/çocuk alanında hizmet veriyorum.

Eğitim

  • Kadir has üniversitesi - Lisans

Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)

  • İmdat eğitim kapsamında 500+ saat eğitim

Uzmanlık Alanları

Anksiyete
Sosyal Kaygı
Bipolar Bozukluk
Sınav Kaygısı
Zaman Yönetimi
Akran Zorbalığı
Dürtü Kontrol(Bozukluğu)
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite
İnternet Bağımlılığı
Çift Terapisi
Borderline Kişilik Bozukluğu
Aile ve Çift Terapisi

Çalışma Ekolleri

  • Bdt, act

Cevaplar (12)

Merhaba, bu durumun sizi hem kırgın hem de ikilemde bırakması çok anlaşılır. Bir yandan kardeşinizle yakın ve sıcak bir bağ kurmak istiyorsunuz, diğer yandan tekrar eden davranışlar sizi uzaklaşmaya itiyor. Özellikle hamilelik sürecinde duygusal olarak daha hassas olabileceğiniz bir dönemde bu tür çatışmaların daha yoğun yaşanması da oldukça doğal. Anlattıklarınıza baktığımızda burada tekrar eden bir ilişki döngüsü dikkat çekiyor: Başlangıçta iyi giden bir iletişim, ardından kardeşinizin ani tepkileri ve saygısız davranışları, sonrasında sizin sınır koymaya çalışmanız ve bunun hızla büyüyen bir kavgaya dönüşmesi. Bu döngü zamanla sizde hem kırgınlık hem de “nasıl olsa yine aynı olacak” beklentisi oluşturmuş gibi görünüyor. Ayrıca kardeşinizin size karşı davranışlarının sizin o anki halinize göre değişmesi (iyi görünürken daha olumlu, düşük enerjideyken daha sert olması) onun kendi duygularını düzenlemekte zorlandığını ve bunu size yansıttığını düşündürebilir. Ancak bu, maruz kaldığınız saygısızlığı kabul etmeniz gerektiği anlamına gelmez. Burada önemli olan nokta, ilişkinizde sınırların net olmaması ve her seferinde aynı döngünün tekrar etmesi. Siz çoğu zaman “idare eden” tarafta kalmışsınız; fakat bu durum karşı tarafta davranış değişikliği yaratmamış. Aksine, sınırların esnek olması bu tutumun sürmesine zemin hazırlamış olabilir. Bu noktada deneyebileceğiniz birkaç yaklaşım olabilir: • Kardeşinizle sakin bir zamanda, tartışma yokken konuşmayı denemeniz • Davranışlarını değil, sizin nasıl etkilendiğinizi anlatmanız (“Bu şekilde konuşulduğunda kırılıyorum ve uzaklaşmak istiyorum” gibi) • En önemlisi, net sınırlar koymanız: Saygısız bir üslup başladığında konuşmayı sonlandırmak ve ortamdan uzaklaşmak gibi • Bu sınırları koyduktan sonra tutarlı olmak (her seferinde aynı tepkiyi vermek)Şu an onunla konuşmak istememeniz de aslında bir tür kendinizi koruma çabası olabilir. Bu tamamen anlaşılır bir durum. Ancak uzun vadede ilişkiyi sürdürebilmek için ya bu sınırların yeniden yapılandırılması ya da ilişkinin mesafesinin daha gerçekçi bir noktaya çekilmesi gerekebilir. Duygusal olarak çok yıpranıyorsanız danışmanlık almayı düşünebilirsiniz, Hem sınırlarınızı nasıl koruyacağınızı hem de ilişkiyi yapılandırmanın üzerine düşünmenin size iyi geleceğini düşünüyorum.

Devamını Oku...

Merhabalar,Bu yaşadıklarınızın sizi hem güvensiz hem de öfkeli hissettirmesi çok anlaşılır görünüyor. İlişkinin erken döneminde yaşanan o kırılma (ayrılık sürecindeki durum) sonrasında affetmiş olsanız bile, böyle anlarda o duygunun tekrar tetiklenmesi oldukça doğal. İlişkilerde güven bir kez sarsıldığında, sonrasında gelen benzer çağrışımlar (mesaj, ima, üçüncü kişiler) zihinde “acaba yine mi?” düşüncesini hızlıca harekete geçirebilir. Bu da olayın kendisinden daha yoğun bir tepki vermenize neden olabilir. Burada dikkat çeken nokta şu: Şu anki olayda partnerinizin verdiği yanıt aslında sınır koyan bir ifade (“benim sevgilime bu mesajları atıp ne diyorsun?”). Yani davranış düzeyinde sizi koruyan bir tutum var; fakat sizin için mesele sadece bu an değil, geçmişte kırılan güvenin hâlâ tam olarak onarılmamış olması gibi görünüyor. Tartışma sırasında yaşananlar da bu döngüyü güçlendirmiş olabilir. Siz anlaşılmak ve ciddiye alınmak isterken, o da suçlandığını ve dinlenmediğini hissetmiş olabilir. Bu tarz anlarda sesin yükselmesi ve karşılıklı geri çekilmeler, asıl konuşulması gereken duygunun (kırgınlık, güvensizlik, korku) geri planda kalmasına neden olur. Şu noktada kendinize şu soruyu sormanız önemli olabilir: “Benim içimde hâlâ onarılmamış olan ne?” Çünkü şu an yaşadığınız yoğun tepki, yalnızca dün akşamki olayla değil, geçmişteki kırılmanın bugüne taşınmasıyla da ilgili olabilir. İlişkiyi daha sağlıklı değerlendirebilmek için sakin bir anda, suçlayıcı olmadan şu çerçevede bir konuşma denemeniz faydalı olabilir: • Olan olaydan çok, bunun sizde ne hissettirdiğini anlatmanız • Güven ihtiyacınızı açıkça ifade etmeniz • Geleceğe dair beklentilerinizi (örneğin aileyle tanışma konusu) netleştirmenizEğer bu güvensizlik hissi devam ederse ya da sık sık benzer tartışmalar yaşanırsa, bir uzman desteği almak hem sizin duygularınızı düzenlemeniz hem de ilişkiyi daha sağlıklı değerlendirebilmeniz açısından oldukça destekleyici olabilir.

Devamını Oku...

Merhabalar,İlişki konusunda aklınıza takılan ve sizi yoran kısımlar olmuş. Şunu belirtmek isterim ki sağlıklı bir ilişki doğru, açık bir iletişim ve saygı çerçevesinde ilerleyen tartışmalar ile olur. Yaş farkı ilişki yaşamakta olduğunuz hanımefendi ve sizin ile aranızda olan bir durumdur. Sizleri rahatsız etmiyor ve bu durum içerisinde anlaşabiliyor olmanız önemlidir. Belirttiğim gibi ilişki iki kişi ile yaşanan bir durum olmakla beraber yaşadığımız kültür ve toplum gereği ailelerin de zaman zaman dahil olduğunu görebiliyoruz. Bu durum belirli düzeyde gayet normal ve doğal karşılanabilmektedir. Ancak her ilişkide bireyin kendisine ait özel alanı ve belirli kırmızı çizgileri olmalıdır. Bu çizgilere her iki birey de saygı ve anlayışla yaklaşması iyi olur. Hanımefendinin tesettürlü olmaması ve bunu sizin istemeniz ancak karşılıklı bir iletişimde doğru ve kırıcı olmayan cümleler ile belirtilip kendi seçimini hanımefendiye bırakmalı ve saygı duymanız önemlidir. Yaş farkı ve çocuk konusu ikinizin özel olarak alabileceği bir karardır. İlişkide belirlenen bazı sorumluluk ve görevler iki kişi arasında oluşur ve kabul edilir. İlişkide sevgi kadar bağ da önemlidir. Bağ kurmak ilişkide birbirinizi anlamanız, zaman zaman tolerans göstermenizi ve anlayışla karşılayabilmenizi sağlar. “İçimde bu ilişkinin uzun vadede yürümeyeceğine dair bir his var demiştiniz. ” Bu his sizce neden var? Sizce niçin bu şekilde hissediyorsunuz? Bu his geldiğinde hangi duygunuz ön plana çıkıyor? Korku mu? Endişe mi?Bu gibi soruları sormanız kendinizi daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir. Evlilik konusunda daha önce yaş, çocuk gibi konular sebebiyle tereddüt ettiğinizi belirttiniz. Buna rağmen evlilik konusunda ikna ettim dediğiniz için anlıyorum ki hanımefendi için de bazı ikilemler mevcut. Şu anda suçluluk hissetmenizin nedeni kendinizden net bir şekilde emin olmamakla beraber evlilik konusunda karşı tarafı ikna edebilecek kadar ısrarcı olmanız olabilir mi? Evlilik, hayatı belirli bir düzeyde etkileyen ve değiştiren bir karardır bu konuda stres yaşamınız ve kararsız kalmanız normal bir durumdur. Evlilik ile ilgili bir kâğıda bu evlilikten beklentim neler? Bu evliliğin benim hayatıma katkıları neler olacak? Evlilikle beraber hayatımda olacak değişiklikler ve bu değişiklikleri ben ne düzeyde kabul edebilirim? Karşı tarafın benden beklentisi nedir? Gibi soruları yazıp cevaplamanız karar vermenize yardımcı olabilir. Ayrıca evliliğin artıları ve eksileri olarak maddeler halinde yazıp cevapladığınızda karar vermenize katkısı olacağını düşünüyorum. Sonda belirttiğiniz cümleden anlıyorum ki çok kararsız kalmışsınız bu durumda yukarıdaki bahsettiğim gibi sorular sizin netlik kazanmanıza kendi kararınızı doğru bir şekilde almanıza yardımcı olacaktır. İlişkinizdeki karşı taraf ile evlilik hakkında konuşmak kaçmak yerine bu durum ile yüzleşmeyi tercih etmek, hanımefendiye kararsız kaldığınız ve emin olamadığınız durumları birebir sormak, duygu ve hislerinizi onunla açık bir biçimde paylaşmak, engel olduğunu düşündüğünüz sizi rahatsız eden durumları beraber açık bir şekilde konuşmanız size iyi gelecektir. Ancak unutmayın ki bu durum sizin olduğu kadar karşı taraf içinde geçerlidir. Karşı tarafında duygularını düşüncelerini önemseyip dinlemeniz her iki tarafında birbirine anlayış ve saygıyla yaklaşması mühimdir. İyi günler diliyorum.

Devamını Oku...

Merhaba, anlattığınız durum oldukça anlaşılır ve yaşananlar ilişki odaklı OKB (ROCD) ile uyumlu görünüyor. Öncelikle belirtmek isterim ki, yaşadığınız düşünceler partnerinize olan sevginizi veya ilişkiye bağlılığınızı değiştirmiyor. Bu tip takıntılı düşünceler, kişinin ilişkisine zarar vermek için değil, zihnin olasılıkları abartması ve sürekli doğrulama arayışı içinde olmasından kaynaklanıyor. Aklınızdaki “başka biriyle daha mı mutlu olurdum?”, “partnerim rol mü yapıyor?” gibi sorular, mantıklı cevapları olmayan takıntılar ve günün büyük kısmını alması, kaygı ve panik atak tetiklemeleri, ROCD’ye özgü döngüsel düşünce örnekleridir. Bu döngüler, kişinin ilişkisinde mutlu olup olmadığını sorgulamasına yol açsa da, gerçekte partnerine olan bağlılığını azaltmaz. Düşüncelerle duygular arasında bir çelişki yaşanması, örneğin partnerinin yanında olduğu bir an hoşuna gitmemesi ama başka anları hoşuna gitmesi, normaldir. İnsanlar her zaman duygularını sabit yaşamaz; inişler ve çıkışlar doğaldır ve bu durum sevgiyi eksiltmez. Önerilerim: • Takıntılı düşünceleri fark edip “bu bir obsesyon” olarak tanımlamak ve onlarla savaşmamaya çalışmak. • Panik atak veya kaygı anlarında nefes teknikleri ve kısa mindfulness uygulamaları kullanmak. • ROCD’ye yönelik bilişsel davranışçı terapi (CBT) teknikleri ile takıntı döngülerini yönetmek. • Mevcut ilaç tedavisi devam ediyorsa, etkinliğini değerlendirmek ve gerektiğinde psikiyatrik destek ile düzenleme yapmak. Devam eden ilaç tedavinize ek olarak psikoterapi desteği almanızın, bilişsel süreçlerinizi kontrol altına almanız ve tedavi başarısını artırmanız açısından oldukça yararlı olacağını düşünüyorum.

Devamını Oku...

Değerlendirmeler (0)

No results
Henüz görüş bulunmuyor.