Aytaç YILDIRIMÇAKAR

Kl. Psk. Aytaç YILDIRIMÇAKAR

TÜRKİYE , İSTANBUL/ ŞİŞLİ

Yüz yüze ve yurt dışı-yurtiçi online hizmet veriyorum . BDT /RDDT, Kısa Süreli Çözüm Odaklı T. Psikodinamik T. Objektif Çocuk Testleri Minnesto Çok Yönlü Kişilik Envanteri (MMPI)

4.5
(3 Yorum)

Uzman Hakkında

Ben Klinik Psikolog Aytaç YILDIRIMÇAKAR, Klinik psikoloji yüksek lisans eğitimimi İstanbul Rumeli üniversitesinde 2021 yılında tamamladım.  7 yıldır danışan görüyorum. Çocuk - Ergen , Yetişkin ve Çift danışanlarla çalışıyorum. Farklı yaş gruplarındaki bireylerle etkili bir şekilde çalışarak ihtiyaçlarına uygun  yöntemleri uyguluyorum. Amacım, bireylerin ruhsal sağlıklarını geliştirmek ve yaşam kalitelerini artırmaktır. Ruh sağlığının önemine olan inancım, benim bu alanda sürekli Kendimi geliştirmemi ve güncel kalmamı sağlıyor. Klinik psikolog olarak hedefim, danışanlarımın kendilerini keşfetmelerine, içsel potansiyellerini ortaya çıkarmalarına ve daha sağlıklı bir yaşam sürmelerine yardımcı olmaktır.

Eğitim

  • Atatürk Üniversitesi - Lisans
  • İst . Rumeli Üniversitesi - Yüksek Lisans

Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)

  • BDT/RDDT
  • BDT süpervizyon
  • Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi
  • Aile Danışmanlığı
  • psikeist. - Psikanalitik Bakış
  • 41.SEPI kongresi
  • Mindfulness
  • Oyun Terapisi

Uzmanlık Alanları

Depresyon
Yas
Obsesif Kompulsif Bozukluk
Anksiyete
Tükenmişlik
Ergen Psikolojisi
Özgüven Problemleri
Değersizlik / Yetersizlik Hisleri
Uyum Sorunları
Erteleme Davranışı
Sosyal Kaygı
Cinsel Problemler
İlişki Sorunları
Öğrenme Güçlüğü
Mindfulness/ Farkındalık
Çocuk ve Ergen Psikolojisi
Boşanma
Evlilik ve Evlilik Öncesi Konular
Flört Şiddeti
Aldatılma
Duygusal Yeme
Sınav Kaygısı
Kardeş Kıskançlığı
Zaman Yönetimi
Antisosyal Kişilik
İntihar Düşüncesi
Aile İçi Şiddet
Otizm
Akran Zorbalığı
Dikkat Eksikliği
Dürtü Kontrol(Bozukluğu)
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite
İnternet Bağımlılığı
Çift Terapisi
Oyun Bağımlılığı
Borderline Kişilik Bozukluğu
Aile ve Çift Terapisi

Çalışma Ekolleri

  • BDT/RDDT
  • Psikodinamik
  • Oyun Terapisi

Cevaplar (20)

Merhaba Yaşadığınız durum hem sizin hem de anneniz için oldukça zorlayıcı görünüyor. Annenizin küçük yaştan beri süren yalnız kalma korkusu, travmatik bir deneyimle başlamış olabilir ve babanızın vefatıyla bu durumun tekrar tetiklenmiş olması çok anlaşılır. 2 kişi değil 3 kişi olma isteği gibi düşünceler de aslında yalnız kalma kaygısının bir yansıması olabilir. Bu noktada annenizin profesyonel destek alması gerçekten önemli bir adım. Ancak söylediğiniz gibi özel seans ücretleri her zaman sürdürülebilir olmayabilir. Bu nedenle şunu bilmeniz önemli: devlet hastanelerinde ve ruh sağlığı merkezlerinde (MHRS üzerinden randevu alarak) psikiyatri ve bazı durumlarda psikolog desteği ücretsiz olarak alınabiliyor. Psikiyatrist değerlendirmesi sonrası uygun görülürse terapiye yönlendirme de yapılabilir. Bunun dışında, özellikle sizin için çok faydalı olabilecek alternatifler de var. Yeşilay Danışmanlık Merkezleri (YEDAM) ücretsiz psikolojik destek sunar. Her ne kadar daha çok bağımlılık alanında bilinse de, psikolojik destek ihtiyacı olan kişiler için de danışmanlık hizmeti verebiliyorlar. Aynı şekilde birçok belediyenin psikolojik danışmanlık merkezleri de ücretsiz ya da çok düşük ücretli destek sağlar. İlçenizdeki belediyeyi arayıp psikolojik danışmanlık hizmeti olup olmadığını mutlaka sorabilirsiniz. Bu süreçte sizin rolünüz de çok kıymetli. Annenizi yalnız bırakmamaya çalışmanız, onu anlamanız ve destek olmanız çok değerli ama tüm yükü tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz. Profesyonel destek bu noktada hem anneniz hem de sizin için rahatlatıcı olacaktır. Özetle; doğru yoldasınız ama bunu daha sürdürülebilir hale getirmek için devlet hastaneleri, Yeşilay ve belediye desteklerini mutlaka değerlendirin. Bu süreç zaman alabilir ama doğru destekle annenizin kaygılarında azalma görmek mümkün.

Devamını Oku...

Merhaba,Yaşadığınız durumun sizi bu kadar yoğun etkilemesi çok anlaşılır. Burada mesele sadece eşinizin Instagram’da başka kadınlara bakıp bakmaması değil; sizin bu durum karşısında kendinizi nasıl hissettiğiniz ve eşinizin bu duygularınıza nasıl karşılık verdiğidir. Anlattıklarınıza göre siz bu durumdan rahatsızlık duyuyorsunuz, ama eşiniz bunu küçümseyip “denk geldi” diyerek geçiştiriyor ve hatta sizi hatalı gibi hissettiren bir tavır alıyor. Bu da doğal olarak güvensizlik ve kafa karışıklığı yaratıyor. Güven duygusu, bir ilişkide en temel yapı taşlarından biridir ve bu tür durumlarda sözlerden çok davranışlar belirleyicidir. Eğer eşinizin açıklamaları sizi ikna etmiyorsa, burada önemli olan “gerçekten ne oldu”dan çok “siz neden güvende hissetmiyorsunuz” sorusudur. Ayrıca şifre değiştirme gibi bir hamle, sorunu çözmekten çok mesafe ve şüpheyi artırabilir. Bu durum sizin kaygınızı daha da yükseltmiş gibi görünüyor. Kendinizi suçlamanız gereken bir durum yok. Rahatsız olduğunuz bir şeyi dile getirmek, kontrol etmek ya da abartmak değildir; bu, ilişkinizde bir ihtiyacınızı ifade etmektir. Ancak bu noktada tartışmayı büyütmek yerine, daha sakin bir zamanda açık bir iletişim kurmak önemli olabilir. “Bu durum beni değersiz hissettiriyor ve güvenimi zedeliyor” gibi kendi duygunuza odaklanan bir ifade, karşı tarafın savunmaya geçmesini azaltabilir. Eğer bu tür durumlar tekrarlanıyorsa ve eşiniz sizin duygularınızı görmezden gelmeye devam ediyorsa, bu artık bir güven problemi haline gelir ve daha ciddi şekilde ele alınmalıdır. Gerekirse çift terapisi gibi bir destek de düşünülebilir. Son olarak, kafayı yiyeceğim noktasına gelmiş olmanız, bu durumun sizi ne kadar zorladığını gösteriyor. Böyle anlarda biraz geri çekilip, kendinizi regüle etmek (nefes egzersizi, ortam değiştirme, güvendiğiniz biriyle konuşma) çok önemli. Çünkü sağlıklı kararlar, yoğun duyguların ortasında değil, biraz sakinleştiğinizde alınır. Önce kendinizi koruyun, sonra ilişkiye nasıl devam edeceğinize bakın. Kl. Psk. Aytaç yıldırımçakar

Devamını Oku...

Merhaba,Yaşadığınız süreç oldukça yorucu ve duygusal olarak yıpratıcı görünüyor. Anlattıklarınızda en çok dikkat çeken şey, hem bir ilişki sonrası kırılganlık hem de arkadaşlık çevresinde yaşanan güven problemleri ve yanlış anlaşılmalar. Bu tür durumlarda insan ister istemez “Acaba sorun bende mi?” diye sorgulamaya başlıyor; bu da oldukça anlaşılır bir tepki. Öncelikle şunu net söylemek gerekir: Bir ilişkide ya da arkadaşlıkta yaşanan problemlerin tamamı tek bir kişiden kaynaklanmaz. Sizin duygularınızı ifade etmeye çalışmanız, kırıldığınızı dile getirmeniz ya da kendinizi savunmanız “yanlış” değildir. Ancak karşı tarafın bu ifadeleri çarpıtması, başkalarına farklı aktarması ve sizi etiketlemesi sağlıklı bir iletişim biçimi değildir. Bu noktada sorun daha çok karşı tarafın iletişim tarzı ve sınır ihlalleriyle ilgili görünüyor. Diğer yandan, siz de ilişkide yoğun bağlanma ve güven ihtiyacıyla hareket etmiş olabilirsiniz. Bu da bazen karşı tarafın davranışlarını daha fazla tolere etmeye veya kendinizi açıklamak için fazla çaba harcamaya neden olabilir. Fakat herkes sizi anlamak zorunda değildir ve herkese kendinizi anlatmaya çalışmak, sizi daha da yoran bir döngüye sokabilir. Burada önemli olan, kimin haklı olduğundan çok sizin ruhsal olarak nasıl etkilendiğinizdir. Eğer bir ilişki ya da arkadaşlık size sürekli stres, kaygı ve değersizlik hissi veriyorsa, orada bir mesafe koymak sağlıklı bir adım olur. Kendinizi korumak, sınır çizmek ve gerekirse iletişimi azaltmak ya da kesmek bir “kaçış” değil, bir güç göstergesidir. Ayrıca bu süreçte kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: “Ben bu ilişkide kendim gibi olabiliyor muydum?” Eğer cevap hayırsa, zaten o ortam sizin için güvenli değildir. Özetle; bu yaşadıklarınız sizi kötü ya da sorunlu biri yapmaz. Daha çok, sınırlarınızı yeniden düzenlemeniz ve kendinizi daha sağlıklı ilişkilerde konumlandırmanız gerektiğini gösterir. Gerekirse bir uzmandan destek almak da bu süreci daha sağlıklı anlamlandırmanıza yardımcı olabilir. Kl. Psk. Aytaç YILDIRIMÇAKAR

Devamını Oku...

Merhaba ,Yaşadığınız durum oldukça yorucu ve yıpratıcı görünüyor. Anlattıklarınıza baktığımda burada ciddi bir manipülasyon ve algı yönetimi süreci var gibi duruyor. Karşı tarafın, sizinle yaşadığı şeyleri çarpıtarak başkalarına anlatması, sizi kışkırtıp sonra verdiğiniz tepkileri kullanması ve sosyal çevrede sizi kötü gösterme çabası, psikolojik olarak insanı çok zorlayan bir durumdur. Bu noktada hissettiğiniz çaresizlik ve öfke çok anlaşılır. Ancak burada en kritik nokta şu: Siz kendinizi anlatmaya çalıştıkça, o kişi bunu malzeme olarak kullanıyor gibi görünüyor. Yani sizin tepkiniz onun oyun alanını genişletiyor. Bu tür durumlarda en etkili yöntemlerden biri duygusal olarak geri çekilmek ve iletişimi minimuma indirmek (hatta mümkünse tamamen kesmek) olur. Çünkü manipülatif kişiler çoğunlukla tepkiden beslenir. Siz sustukça değil, aslında oyunun dışına çıktıkça güç kaybederler. Diğer bir önemli konu, kendinizi savunma ihtiyacı. İnsan doğal olarak doğru anlaşılmak ister. Ama herkesin sizi anlaması ya da sizin tarafınızı görmesi mümkün olmayabilir. Bu noktada herkesi ikna etmeye çalışmak yerine, sizi gerçekten tanıyan ve güvenen kişilerle bağınızı korumak daha sağlıklı olacaktır. Zamanla tutarlı davranışlarınız, sizin kim olduğunuzu zaten gösterecektir. Ayrıca sosyal medyadaki durumlar (repostlar, imalar vs. ) sizi tetikliyorsa, bir süre bu alanlardan uzaklaşmak ya da o kişiyi tamamen engellemek ruh sağlığınız için koruyucu olabilir. Özetle; bu bir “kendini anlatma” değil, “sınır koyma” meselesi. Siz kötü biri olduğunuz için değil, karşınızdaki kişi manipülatif davrandığı için bu tablo oluşuyor. Kendinizi korumak adına mesafe koymak, tepkiyi azaltmak ve enerjinizi daha sağlıklı ilişkilere yönlendirmek en güçlü adım olacak

Devamını Oku...