Psk. Büşra Nur Arslan
Türkiye, Zonguldak
Online Psikoterapi, Yetişkin-Ergen
Uzman Hakkında
Psikoloji lisans eğitimimi tamamladıktan sonra klinik ve akademik alanda deneyim kazanarak mesleki gelişimimi sürdürmekteyim. TÜBİTAK 2209-A kapsamında yürütülen bir araştırma projesinde yer aldım ve çalışmamı ulusal bir kongrede sundum. Klinik görüşmelerde danışanın ihtiyaçlarını merkeze alan, psikodinamik yönelimli ve eklektik bir yaklaşım benimsemekteyim. Etik ilkelere bağlı, analitik ve bütüncül bir bakış açısıyla çalışmayı hedeflemekteyim.
Eğitim
- Ondokuz Mayıs Üniversitesi - Lisans
Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)
- Ulusal Pozitif Psikoloji Kongresi
- 3. Uluslararası Mardin Bilimsel Araştırmalar ve İnovasyon Kongresi
Uzmanlık Alanları
Çalışma Ekolleri
- Bütüncül (Eklektik) Psikoterapi
Cevaplar (3)
Sevgili danışan, yaşadığın durum basitçe “düzensiz bir insanım” diye adlandırılamayabilir. Sebepleri arasında da daha çok öz düzenleme, zamanla ilişki ve sorumluluk alma biçimiyle ilgili bir zorlanma olabiliyor. Çantan, odan, telefonun ve hayatının dağınık olması aslında zihnin karmaşıklığına işaret edebilir. Plan yapmak aslında aklımızda yer edinen görevleri kronolojik ve önem sırasına göre düzenleyip zihnin yükünü hafifletmek içindir. Çünkü zihnimiz bu karmaşıklığın ve sorumluluk ağının içinde sıkışıp kalabilir. Beynimiz neyi, ne zaman, nasıl ve neden yapacağını bilmek ister. Plan yapıp uygulayamamak ise irade eksikliğinden değil, ertelemenin sağladığı kısa süreli rahatlamaya bağımlı olmaktan kaynaklanır. Günümüz dünyasının dikkat dağıtıcı etmenleri tüm hayatımızı ele almışken bu noktada yalnız olmadığınızı hatırlatmak isterim. Beyin “şu an yapma, sonra yaparsın” dediğinde geçici bir konfor sunar. Siz de bu konforu mantıklı gerekçelerle desteklersiniz “Bugün yapamadın ama haklısın. ” Bu bahaneler kötü değildir; suçluluk duygusunu bastırmak için gelişmiş otomatik savunmalardır. Ancak her seferinde bu savunmaya teslim olmak, uzun vadede sizi daha düzensiz, daha yorgun ve kendine olan güveni daha düşük biri hâline getirir. Dakik ve düzenli olmaksa katı bir program insanı olmak demek değildir. Ki bu insanın doğasında çok mümkün değildir. Gün içerisinde duygu düşünce ve davranışlarımız sürekli dalgalanma içerisindeyken saati saatine bir program gerçekçi olmayacaktır. Bu yüzden zihin ilk fırsatta kaçar ve “kafama göre yaşarım” devreye girer. Bunun yerine çok daha uygulanabilir küçük hedeflerle başlamak yerinde olacaktır. Kendiniz için oluşturduğunuz o küçük çerçeve zamanla adım adım büyüyüp sizi istediğiniz hayat düzenine yaklaştıracaktır. Asıl mesele, canın istediğinde bile bu küçük çerçeveyi koruyabilmektir. Buradan çıkış, hayatı baştan düzene sokmaya çalışmak değil kontrol edilebilir küçük alanlar yaratmaktır. Yarın tüm gününü planlamak yerine sadece ilk yarım saatini belirlemek gibi. Genellikle yanlış bilinen durumlardan biri de düzen, motivasyon geldikten sonra oluşmaz. Tam tersi düzenli davranış tekrarlandıkça ortaya çıkar. Bunu da bahsettiğimiz küçük görevlendirmelerle kendinize olan güveniniz arttıkça kazanabilirsiniz. Hatırlatmak isterim ki bu bir karakter meselesi değil, öğrenilebilir bir beceridir. Ve evet, şu an zorlanmanız çok anlaşılır. Ama bu noktada kalmak zorunda değilsiniz. Size bu yolda başarılar diliyorum. Herhangi bir durumda bana sorularınızı iletebilirsiniz. Cevabımın faydalı olmasını umuyor, sağlıklı günler diliyorum. Sevgilerimle, Psikolog Büşra Arslan
Sevgili danışan, yaşadığınız durum birçok kişinin yaşadığı, bazen dile dökemediği bir gerçek. Hayattaki geçiş dönemlerinde zorlanmanız, bununla nasıl başa çıkacağınızı bilememeniz oldukça normal. Siz aslında bu süreçte çok kez kendinize yardımcı olmuşsunuz. Araştırmak, okumak, eğitimler almak kişiyi içinde bulunduğu durumu anlamlandırmasına yardımcı olabilir. Ancak tam tersi şekilde de etki edebilir. Siz araştırdıkça, kendinize düşüncelerine odaklandıkça ve bu döngüden çıkamadıkça aynı oranda kaygınız da artmış görünüyor. Ailenizde bir psikopatoloji aramanız gibi. Hayatınızda bu duruma dair kanıtlar arayarak kaygınızı beslemiş oluyorsunuz. Bu şekilde de kendinizi yetersiz ve çaresiz hissetmişsiniz. Sizin de ifade ettiğiniz gibi zihnin geviş getirmesi yani ruminasyon, zihnin bir döngü şeklinde aynı şeyleri düşünmesidir. Bu durum aslında sorunları çözmeye çalışmanın ve kontrol isteğinin aşırı halidir. Bu bir bozukluk değildir. Fazla sorumluluk, fazla empati, uzun süreli yalnızlık sonucu ortaya çıkabilir. Anlıyorum ki her şeyi aynı anda anlatmak istemeniz de uzun süre sizinle kalmış bu hisleri artık bırakmak istemenizden. Size önerim yaşadığınız durumu acele etmeden, adım adım ele almak. Öncelikle kendinize ve duygularınıza alan açmak. Onları ötelemeden, onlardan kaçmaya yok etmeye çalışmadan kabul ederek başlamak. Sonrasında ise bir uzmana danışmak olabilir. Ben bir psikolog olarak burada bir sorun değil omuzlarına alması gerekenden fazla yük almış birini görüyorum. Aradığınız ışık ise kaybedilmiş değil sadece bir yerlerde unutulmuş ve sizi bekliyor olabilir. Cevabımın faydalı olmasını umuyor, sağlıklı günler diliyorum. Sevgilerimle, Psikolog Büşra Arslan
Sevgili danışan, öncelikle sizi içgörünüz ve farkındalığınız için tebrik etmek istiyorum çünkü çıktığınız yolda bu, tek başına bile çok önemli bir adım. Size yaşadığınız durumlar için birkaç önerim olacak. Kendinizi yoğun duygularınız üzerinden suçlu hissetmek ve kaygı yaratmak yerine kendinizde şu cümleyi telkin edebilirsiniz “şu an yoğun hissediyorum ve bunu yönetebilirim” . Neden üzgün olduğunuzu bilmediğinizi düşündüğünüzde ise “tek kelime ile ne hissediyorum, bu duygunun şiddeti 0-10 arasında nedir? “ bu sorulara 1-2dk zaman ayırmanız duygu farkındalığınıza katkı sağlayacaktır. Bu şekilde yaşadığınız deneyim belirsiz olmaktan çıkıp kağıt üzerinde somut olarak analiz edebileceğiniz hale gelir. Bu uygulamayı ani duygular yaşadığınızda da uygulayabilirsiniz. Anlık yükselmelerinizde ayaklarınızın yere bastığını hissetmek aldığınız nefesi kontrol etmek sizin anda kalmanıza yardımcı olacaktır. Bu şekilde kendinizi duygulara kapılmış ve sürüklenmiş halde bulmaktan alabilirsiniz. Her şeyi anlatma isteği genellikle bir paylaşım arzusundan çok anlaşılmak, görülmek ve sevildiğinden emin olmak ihtiyaçlarına karşılık gelebilir. Böyle durumlarda şu an anlatmaya mı sakinleşmeye mi ihtiyacım var diye kendinize sorabilirsiniz. Eğer paylaşma isteği hala varsa suçluluk hissetmeden partneriniz ile paylaşabilirsiniz. Özdeğer ise başlı başına bir çalışma konusu. Anlattıklarınızdan anlıyorum ki özgüveniniz duygu dalgalanmalarınız ile aynı doğrultuda dalgalanıyor. Bunun için öncelikle öz değeriniz duygularınızdan bağımsız inşa edilmeli. “Bugün kendim için ne yaptım?”. Mesela bu platformda sorununuzu paylaştınız. Çözmek için zaman emek harcadınız ve bu yolda ilerlemeye devam edeceksiniz. Cevabımın faydalı olmasını umuyor, sağlıklı günler diliyorum. Sevgilerimle, Psikolog Büşra Arslan