Psk. Büşra Nur Arslan
Türkiye, Zonguldak
Online Psikoterapi, Yetişkin-Ergen
Uzman Hakkında
Psikoloji lisans eğitimimi tamamladıktan sonra klinik ve akademik alanda deneyim kazanarak mesleki gelişimimi sürdürmekteyim. TÜBİTAK 2209-A kapsamında yürütülen bir araştırma projesinde yer aldım ve çalışmamı ulusal bir kongrede sundum. Klinik görüşmelerde danışanın ihtiyaçlarını merkeze alan, psikodinamik yönelimli ve eklektik bir yaklaşım benimsemekteyim. Etik ilkelere bağlı, analitik ve bütüncül bir bakış açısıyla çalışmayı hedeflemekteyim.
Eğitim
- Ondokuz Mayıs Üniversitesi - Lisans
Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)
- Ulusal Pozitif Psikoloji Kongresi
- 3. Uluslararası Mardin Bilimsel Araştırmalar ve İnovasyon Kongresi
Uzmanlık Alanları
Çalışma Ekolleri
- Bütüncül (Eklektik) Psikoterapi
Cevaplar (18)
Sevgili danışan, önce şunu netleştirmek iyi olabilir psikoterapi seansları danışanın kendini güvende ve odakta hissedebileceği bir alan olmalıdır. Seans süresi baştan belirlenir (örneğin 50 dakika) ve bu süre mümkün olduğunca korunur. Aynı şekilde seans sırasında terapistin dikkatinin danışanda olması beklenir. Elbette istisnai durumlar olabilir ancak bunların sık tekrar etmesi danışanda bölünmüşlük ve değersizlik hissi yaratabilir. Burada önemli olan sizin bu süreçte nasıl hissettiğinizdir. Çünkü terapi sizin en şeffaf olduğunuz ve hassas noktalarınızı paylaştığınız çok değerli bir alan sunar ve temelde terapist ve danışan arasındaki terapötik bağa dayanır. Çoğu zaman da terapide ilerlemenin önemli bir parçası bu tür rahatsızlıkları ifade edebilmekten geçer. Nasıl dile getirebileceğinize gelirsek bunu suçlayıcı olmadan ama net bir şekilde ifade etmek mümkün. Örneğin şöyle bir çerçeve kullanabilirsiniz “seans süresi bazen daha erken bittiğinde ya da bölündüğünde kendimi biraz huzursuz hissediyorum. Hem maddi hem de süreç açısından bu benim için önemli. Bunu sizinle paylaşmak istedim. ” Terapistiniz bu geri bildirimi duymaya açık olacaktır çünkü psikoterapi ilişkisi karşılıklı güven ve açıklık üzerine kurulur. Seans sıklığını üç haftada bire düşürme isteğiniz de seans sırasında yaşadığınız deneyimler sonucu olduğunu düşündürttü bana . Bunu da benzer şekilde açıkça söyleyebilirsiniz. Örneğin “şu an hem maddi hem de süreç açısından seans aralıklarını biraz açmayı düşünüyorum. ”Şunu fark etmiş olmanız çok değerli siz terapi süreci boyunca bir hizmet satın alıyorsunuz ve orada odak her zaman sizsiniz ve siz olmalısınız. Terapi sürecini başlatmayı talep ettiğiniz gibi istediğiniz zaman da bırakma yetkisine sahipsiniz. Eğer bu konuyla ilgili nasıl ifade edeceğinizi daha da netleştirmek ya da yaşadığınız sürece dair başka bir şeyi paylaşmak isterseniz yeni soru kısmından her zaman bize ulaşabilirsiniz. Cevabımın faydalı olmasını umuyor, sağlıklı günler diliyorum. Sevgilerimle, Psikolog Büşra Arslan
Sevgili danışan, paylaştığınız durumdan yalnız bir ilişki karmaşası değil daha derinde görülme, tutulma ve güvende hissetme ihtiyacının uzun zamandır tam karşılanmadığını hissediyorum. “Babamın yokluğu var” dediğin yer çok önemli bir kapı aslında. Çünkü çocuklukta eksik kalan o bağ çoğu zaman yetişkinlikte ilişkilerde kendini hissettirmeye devam eder ki sen bunun farkındasın sanırım. Bu durum aslında bir eksiklikten çok içeride hala temas bekleyen bir yer gibi düşünülebilir. Kendini savunmaya çalışırken gözlerinin dolması da burada anlam kazanıyor. Sanki bir tarafın konuşmak istiyor ama başka bir tarafın anlaşılmazsam kaygısı ile geri çekiliyor. O anda bedenin devreye girip ağlamaya başlıyor olabilir. Bu kontrol edemediğin bir zayıflık değildir yıllardır taşınan bir duygunun dışavurumu olabilir. İlişkilerine baktığımızda ise bir yanda bitmemiş bir bağ (eski sevgiliden bahsediyorum) diğer yanda sana değer veren ama içinde karşılık bulmayan bir ilişki. Burada zor olan şey şu sevilmek ile sevmek aynı anda denk gelmeyince insan arada kalır. Ve çoğu zaman yalnız kalma korkusu kalbin sesinin önüne geçer. Ben kendi psikoterapi seanslarımda genellikle kişiyi sorularıyla yüzleştirmeyi tercih ederim. Belki şu soruyu kendine dürüstçe sorman önemli olabilir ben bu ilişkide kalırsam, kendime neyi yapmış oluyorum? Çünkü bazen insan zorlandığı bir ilişkide kalır ama o ilişkinin içinde yavaş yavaş kendine yabancılaşır. Eski sevgiliyi unutamamak da aslında sadece o kişiyi özlemekle ilgili olmayabilir. Bazen o ilişkide hissettiğin bir duygu, bir bağ, bir tamamlanma hissi ve zihin onu öylece yarım bırakmak istemez. Yani mesele kişi değil onun sende bıraktığı iz olabilir. Özgüven konusuna gelirsek, özgüven çoğu zaman yanlış anlaşıldığı gibi kendimi sevmeliyim diyerek bir anda oluşmaz. Daha çok kendini ifade edebilmek, sınır koyabilmek ve duygularını küçümsemeden kabul edebilmek. Sen şu an tam da bu eşiğe gelmiş olabilirisin. Sana küçük ama derin bir yerden dokunabilecek bir şey bırakmak isterim zorlandığın bir anda özellikle ağlamak geldiğinde kendine içinden şu cümleyi söylemeyi deneyebilirsin “Şu an zorlanıyorum ve bu duygum (o an hangi duyguyu hissediyorsan) geçerli. ” Bunu sadece o anlarda kısa bir farkındalık ve ara verme olarak kullanman yeterli. Ve son olarak senin hikâyende yalnız kalırım korkusu çok güçlü duruyor. Ama bazen insanın gerçekten kendini bulabilmesi için bir süre kendisiyle kalabilmesi gerekir. Bu yalnızlık cezalandırıcı değil iyileştirici de olabilir. Bu yazdıkların, yüzeyde görünenin çok daha derininde bir şeylerin çalıştığını gösteriyor ki bunları fark etmeye başlamışsın. Eğer bu konunun içinde biraz daha kalmak, özellikle ilişkilerindeki bu döngüyü daha derin anlamak istersen, yeni soru kısmından her zaman yazabilirsin. Buradayız. Cevabımın faydalı olmasını umuyor, sağlıklı günler diliyorum. Sevgilerimle, Psikolog Büşra Arslan
Sevgili danışan, İlişkilerde yaşadığınız hayal kırıklıkları ve aileden gelen bazı dinamiklerin sizi ne kadar yorduğunu anlıyorum yazdıklarınızdan. Kendi yolunuzu çizmek için önemli adımlar atmışsınız ama bu süreçte yalnız kalmak ve “acaba neyi yanlış yapıyorum?” düşüncesiyle kalmak oldukça zorlayıcı olabilir. Şema terapi üzerinden bir bakış açısı istemişsiniz eğer okumadıysanız Hayatı Yeniden Keşfedin kitaıbı okumanızı tavsiye ederim. Şema terapi çerçevesinde yazılmış bir kendine yardım kitabı. Anlattıklarınıza gelecek olursak bazı tekrar eden örüntülere işaret ediyor olabilir. Özellikle çocuklukta annenizin daha fedakar, uyum sağlayan babanızın daha geri planda, sorumluluk almayan bir yerde olması ilişkilerde nasıl konumlandığınızı etkileyebilir. Bazen kişi fark etmeden ya “uyum sağlayan, alttan alan taraf” olur ya da bunun tam tersine geçerek daha sert sınırlar koyar. Siz de “çok uyum sağladım, sonra tam tersine döndüm” derken aslında bu iki uç arasında gidip gelmiş olabileceğinizi ifade ediyorsunuz. Şema dilinde bu durum çoğu zaman kendini feda etme,onay arama ya da duygusal ihtiyaçların karşılanmaması gibi alanlarla ilişkili olabilir. Yani kişi, sevilmek veya kabul görmek için kendi ihtiyaçlarını geri plana atabilir. Ama bu uzun vadede birikir ve bir noktadan sonra artık ben de varım diyerek daha keskin bir duruşa geçebilir. Dışarıdan bakıldığında bu değişim bencillik gibi etiketlenebilir oysa aslında bu bir denge kurma çabasıdır. İlişkilerinizde benzer şekilde sizi başta etkileyen ama sonrasında hayal kırıklığı yaratan kişilerle karşılaşmanız da tesadüf olmayabilir. Bazen tanıdık gelen duygular ,örneğin eleştirilmek, yetememek ya da birine kendini kanıtlama ihtiyacı, farkında olmadan çekici gelebilir. Bu da kişinin benzer döngülere tekrar girmesine neden olabilir. Şu an geldiğiniz noktada ise önemli bir şey yapmışsınız: Kendi hayatınızı kurmak istediğinizi fark etmiş ve bunun için bir yön çizmişsiniz. Bu çok kıymetli. Ama eski düzenlerden çıktığımızda yeni bir düzen kurana kadar gelen o yalnızlık hissi çok tanıdıktır. Bu durum yanlış yolda olduğunuzu değil bir yol açtığınızı gösterir. Panik atak ve çalışma konusunda zorlandığınızı da söylemişsiniz. Bu noktada bu yükü tek başınıza taşımak yerine bir uzmanla çalışmak size çok iyi gelebilir. Şema terapi özellikle bu tür tekrar eden ilişki örüntülerini anlamak ve dönüştürmek için oldukça faydalı bir yaklaşım olabilir. Şunu da söylemek isterim siz aslında bencil olmaya değil kendinizi anlamaya yaklaşmışsınız. Bu süreç bazen yalnızlıkla gelir ama aynı zamanda daha gerçek ve sağlıklı bağların da önünü açar. Eğer bu konu hakkında daha derinlemesine konuşmak ya da aklınıza takılan başka bir şeyi paylaşmak isterseniz, yeni soru kısmından her zaman bize ulaşabilirsiniz. Psikolog Büşra Arslan
Sevgili danışan, sorguladığınız durumlar oldukça derin ve birçok insanın zaman zaman düşündüğü ama her zaman dile getirmediği sorular sorduğunu düşünüyorum. “Gerçek nedir?”, “Benim düşündüklerim doğru mu?”, “Başkaları beni farklı görüyorsa ben kimim?” gibi sorular insanın kendini ve dünyayı anlamaya çalıştığı çok doğal bir sürecin parçası. Önce şuradan başlayalım insan zihni dünyayı tam anlamıyla olduğu gibi değil kendi algısı ve deneyimleri üzerinden yorumlar. Yani hepimiz bir anlamda gerçekliğin bireysel bir versiyonunu yaşıyoruz ve deneyimliyoruz. Bu şu demek değil “Her şey yalan. ” Daha çok şu demek gerçeğe bakışımız, yaşadıklarımız ve inançlarımızla şekillenir. Bu yüzden bir konuya sen “mantıklı ve gerçekçi” derken bir başkası “duygusal” diyebilir. Bu senin değiştiğini değil insan olduğunu ve insanların seni kendi bakış açılarıyla yorumladığını gösterir. Kendinle ilgili söylediğin “değişmemek, gerçek olmak istiyorum” kısmı da çok kıymetli. Ama burada küçük bir nokta var gerçek olmak hiç değişmemek anlamına gelmez. İnsan zamanla öğrenir, gelişir, bazı yönleri dönüşür. Bu bir sahtecilik değil aksine insan olmanın ve öğrenip gelişmenin doğal bir parçasıdır. Asıl önemli olan değişirken kendi değerlerinle bağını kaybetmemektir. “Hiçbir zaman gerçeği tam öğrenemeyecek miyim?” soruna gelirsek, evet, bazı konularda kesin ve mutlak bir gerçeğe ulaşmak zor. Ama bu belirsizlik kötü bir şey olmak zorunda değil. İnsanlar genelde hayatlarını %100 kesin doğrularla değil kendileri için anlamlı ve tutarlı olan doğrularla yaşarlar. Peki sen kendimi nasıl hissediyorsun ve bu senin için ne ifade ediyor? Senin değerlerim neler ve nasıl biri olmak istiyorsun? Başkalarının yorumları senin özünü ne kadar tanımlıyor?Çünkü başkalarının seni farklı görmes, senin değişken ya da sahte olduğunu göstermez. Sadece herkesin seni kendi deneyimi kadar tanıyabildiğini gösterir. Kimse seni tamamen bilemez sen de kimseyi tamamen bilemezsin. Bu biraz insan olmanın doğasıyla ilgili. Şunu da fark etmek güzel sen kendini sorgulayan, anlamaya çalışan birisin. Bu bazen zihni yorabilir ama aynı zamanda derinlik kazandıran bir özelliktir. Belki de “gerçek nedir?” sorusunun yanında şu soru da sana eşlik edebilir “Ben kendi içimde bana en doğru gelen şekilde nasıl yaşayabilirim?” Bazen gerçeklik de dışarıdaki mutlak cevaplardan çok insanın kendi içinde kurduğu o dengedir. Cevabımın faydalı olmasını umuyor, sağlıklı günler diliyorum. Sevgilerimle, Psikolog Büşra Arslan