Uzm. Kl. Psk. Merve Akdikmen 
İstanbul
Online terapi, BDT, Şema terapi
Uzman Hakkında
.Ben Klinik Psikolog Merve Akdikmen. Lisans eğitimimi Nişantaşı Üniversitesi Psikoloji bölümünde tam burslu olarak tamamladım, ardından Kent Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji alanında yüksek lisans yaptım. Eğitimim süresince çocuk, ergen ve yetişkinlerle çalışma fırsatı buldum.
Psikolojik değerlendirme testleri, oyun terapisi, bilişsel davranışçı terapi, şema terapi ve travma terapisi gibi alanlarda çeşitli eğitimler aldım. Çalışmalarımda bireyin yaşam öyküsünü anlamayı, empatik bir bağ kurmayı ve güvenli bir terapötik alan oluşturmayı öncelik olarak görüyorum.
Şu anda online olarak ağırlıklı olarak yetişkin bireylerle çalışıyor, ayrıca aile danışmanlığı ve ergen alanında seanslar yürütüyorum.
Eğitim
- Nişantaşı üniversitesi - Lisans
- Kent üniversitesi - Yüksek Lisans
Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)
- Bilişssel davranışcı terapi
- Kısa süreli çözüm odaklı terapi
- Oyun terapisi
- Şema terapi
- Çocuk BDT
- Moxo Dikkat testi
- Wiscr zeka testi
- Aile Danışmanlığı
- Şema terapi
- Çocuk BDT
- Moxo Dikkat testi
- Wiscr zeka testi
- Aile Danışmanlığı
Uzmanlık Alanları
Çalışma Ekolleri
- Bdt
- Şema terapi
Cevaplar (48)
Merhaba, Sorununuzu çok net ve farkındalıkla tarif ediyorsunuz. Bu, değişim için en önemli ilk adım. Siz zayıf ya da iradesiz değilsiniz sadece şu an sınır kuramamanın bedelini ödeyen bir yerdesiniz. Öncelikle sorununuzu netleştirelim. Bunlar tesadüf değil, aynı kökten besleniyorEvli bir adamla ilişki, iş yerinde susmak, sevilmek uğruna kendinden vazgeçmekBunlar ayrı problemler değil, aynı psikolojik organizasyonun farklı alanlardaki yansımalarıdır. Temel tema şu:Kaybedilmemek için ben yok oluyorum. Bu hem ilişkide hem işte aynı şekilde çalışıyor. İlişkide:Eğer onu zorlarsam, sınır koyarsam, talep edersem beni bırakır. İşte: Eğer ses çıkarırsam, sorun olur, sevilmem, dışlanırım. Bu nedenle susmak, katlanmak, beklemek sizin için bir hayatta kalma stratejisi olmuş. Siz borderline bireyim demişsiniz. Burada bunu etiket gibi değil, işleyiş biçimi olarak ele almak çok önemli. Evli bir adamın boşanmaması, sizin için sadece bir gerçeklik değil; değer görmeme ve yetersizlik şemasını tetikleyen bir travma gibi çalışıyor. Ayrılıklar ölüm gibi yaşanıyor, barışmalar yeniden doğuş gibi geliyor. Bu yüzden döngü bağımlılık benzeri bir yapı kazanıyor. Bu ilişki sevgi değil, regülasyon sağlıyor Yani sizi sakinleştiriyor, tutuyor, sonra tekrar yaralıyor. Kendinize şu kelimeyi sıklıkla söylemenizi istiyorum:Sevilmek için kendimden vazgeçmek zorunda değilim. Bu cümle size şu an yalan gibi gelebilir. Çok normal ama zihinsel sınır buradan başlar. Bunu bolca tekrarlamak küçük bir adım atmak gibi. Ve kendinize şu soruyu yönlendirinben bu ilişkiyi sevgi için mi sürdürüyorum, yoksa yalnız kalmamak için mi? Bu soruya yanıt bulmaya çalısın. Son olarak…Siz sevgiye muhtaç biri değilsiniz. Siz sadece kendini korumayı öğrenememiş birisiniz. Ve bu öğrenilir. Eğer bu noktada ben artık böyle yaşamak istemiyorum ama nasıl değişeceğimi de bilmiyorum diyorsanız, bu terapiye başlamak için yeterli bir nedendir. Buradan tek başınıza çıkmak zorunda değilsiniz. Eğer isterseniz bu süreci birlikte, güvenli bir alanda ele alıp seans planlaması yapabiliriz. Sevgiler 🌸
Merhaba,Yazdıklarınızdan şunu net biçimde anlıyorum: asıl zorlayan şey yalnızca yalan söylemiş olabilir mi? sorusundan daha ziyade yalan ihtimalinin sizde yarattığı yoğun güvensizlik ve tehdit duygusu. Sizin için yalan, ilişkiyi temelden sarsan, affedilmesi zor bir kırılma noktası gibi duruyor. Bu yüzden zihniniz sürekli tetikte en küçük tutarsızlık bile alarm veriyor. Şu an yaşadığınız şeyin büyük bir kısmı kanıttan çok his düzeyinde ilerliyor gibi görünüyor. Bazı ipuçları bulmuş olmanız elbette kafanızı karıştırmış olabilir bunu küçümsemiyorum. Ancak zihniniz şu an eğer bir yalan varsa bu benim için tehdit ve her şeyi didiklemeliyim şeklinde çalışıyor olabilir. Ve bu haldeyken:Doğru olan da şüpheli görünür ve net olmayan her şey yalan gibi algılanabilir. Bana yapacağı en büyük kötülük yalan söylemek olur cümleniz çok kritik. Bunun üzerine değinmek istiyorum biraz sanki yalan sizin için sadece bir davranış değilterk edilme, değersiz hissetme, aptal yerine konma gibi daha derin bir yarayı temsil ediyor olabilirBazen kişi bugünkü ilişkide değil, geçmişte yaşadığı bir güven kırılmasını bugüne taşıyarak bu kadar tetiklenir. Bu noktada şu sorular önemli. Öncelikle Daha önce birine güvenip çok kırıldınız mı?Kandırılan taraf olmak sizin için özellikle utanç verici mi? Kontrol edemezsem başıma kötü bir şey gelecekmiş gibi mi hissediyorsunuz?Şunu çok net söylemek isterim:Bu yaşadığınız şey “abartı”, “kuruntu” ya da “fazla hassasiyet” değil. Ama aynı zamanda tek başınıza taşımanız gereken bir yük de değil. Yalan sizin için çok büyük bir tehdit gibi duruyor. Bu genellikle sadece bugünkü ilişkiyle ilgili olmaz çoğu zaman geçmişte yaşanan güven kırılmaları, kandırılmış hissetmeler ya da bir daha asla böyle acı çekmemeliyim kararları bugünü bu kadar tetikler. Bunlar fark edilip çalışılmadığında, kişi sevse bile ilişkide güvende hissedemez. Terapi tam olarak şu noktada devreye girer: bu korku nereden geliyor? Ne zaman tetikleniyor? Gerçekle kaygıyı nasıl ayırabilirsiniz? İlişkide sınırlarınızı ve güven ihtiyacınızı nasıl daha sağlıklı kurabilirsiniz?Ama en önemlisi:Bu korkunun sizi yönetmesine izin vermeden, siz onu yönetmeyi öğrenirsiniz. Şu an hissettiğiniz karmaşa, terapi için çok uygun ve anlamlı bir yer. Bir şeyler yolunda değil diyen iç sesinizi ciddiye almanız aslında güçlü bir adım. Eğer isterseniz, bu süreci birlikte ele alabiliriz. Bu korkuyla baş etmek, yalnızca ilişkiniz için değil, sizin ruhsal yükünüzü hafifletmek için de çok kıymetli olur. Sevgiler🌸.
Merhaba, Anlattığınız tablo, öfke patlamasından daha cok yoğun bir duygunun regüle edilememesi ile ilgili görünüyor ve bu değiştirilebilir bir beceri alanı. Sorun, öfke anında zihninizin ve bedeninizin alarm moduna geçmesi ve bu sırada düşünme, tartma ve durma becerilerinin devre dışı kalması. Öfke anında kendinize sakin ol demek işe yaramaz. Çünkü o anda mantık devrede değildir. Ama bedensel bir durdurucu öğrenilebilir. Şunu çalışmanızı öneririm. Öfkeyi fark ettiğiniz anda haklı bile olsanız konuşmayı bırakmak. Bu bir kaçmak değil, kendini koruma davranışıdır. Ortamdan uzaklasarak şu an konusursam kırıcı olacagım daha sonra konuşcam demeyi alışkanlık haline getirebilirsiniz. Öfke genelde ikincil bir duygudur. Altında yatan, değer verilmemis hissetmek, hayal kırıklıgı, kontrol kaybı, görülmeme gibi nedenler yatabilir. Öfke geçtikten sonra kendinize şu soruları sorun:Beni bu kadar tetikleyen neydi?Hangi beklentim boşa çıktı?Bu gerçekten şu anki kişiyle mi ilgiliydi, yoksa tanıdık bir his miydi?Bu sorular öfkeyi patlamadan önce yakalama becerisini geliştirirAslında öfkelenmemek amacınız değil öfkelendiğinizde doğru şekilde öfkeyi ifade edebilme yollarını bulabilmek hedef olmalı. Bu sürecte Öfkeyi: yazarak, yürüyerek, belki yastığa vurarak boşaltmak mümkün olabilir. Amacımız kendimize zarar vermemek karşımızdakine zarar vermemek ve çevremize zarar vermemek. Bu durumun içinden tek başınıza çıkmakta zorlanıyorsanız, profesyonel bir destek ile tetikleyen nedenleri ve başa çıkma yöntemlerinizi geliştirebilirsiniz. Birlikte ilerlemeyi isterseniz seans planlaması yapabiliriz. Sevgiler 🌸
Merhaba, Yazdıklarınız çok ağır bir yükü uzun zamandır tek başınıza taşıdığınızı gösteriyor. Bunu söylerken sizi güçlü olmaya zorlamak için değil , gerçekten ne kadar yorulduğunuzu ve bunun anlaşılmaya ihtiyaç duyduğunu vurgulamak için ifade ediyorum. Öncelikle şunu netleştirmek isterim:Yaşadıklarınız bir zayıflık, ya da izin verme meselesi değildir. Bu, iyi niyetli, anlamaya çalışan birinin; sınırları belirsiz, tutarsız ve sorumluluk almayan biriyle karşılaştığında yaşadığı psikolojik yıpranma sürecidir. Süreçte size değişeceğim, çabalayacağım denmiş. Bu bir umut vaadidir ve insanlar umut üzerinden bağlanır. Siz bağlandıkça kendinizden vermişsiniz fedakarlık yapmışsınız, duygularınızdan, beklentilerinizden, hatta belki kendinizden vazgeçmişsiniz. Karşı taraf ise iş kendi sorumluluğuna geldiğinde geri çekilmiş yalanlar görünür olduğunda beklentilerim karşılanmadı diyerek ilişkiyi tersine çevirerek sonlandırmış. Sizin için en yaralayıcı olan nokta ise sanki, siz affettikçe ve anlayışlı oldukça suçlanan taraf haline gelmeniz olmuş. Bu durum ikinci bir yara yaratır. İlk yara ilişkide açılır, ikinci yara ise çevrenin izin vermeseydiniz söylemleriyle derinleşir. Bu da kişinin içine kapanmasına, kendinden şüphe etmesine ve bedensel belirtilerin artmasına neden olur. Yaşadığınız kaygı ve mide bulantısı bu bağlamda anlamlıdır. Kendimi nasıl toparlarım? sorusu için şunu söylemek isterim: Toparlanmayı büyük bir sıçrama olarak değil, küçük ama yönlü adımlar olarak düşünmek gerekir. Öncelikle, bu ilişkinin neden bittiğinden çok neden bu kadar yıpratıcı olduğunu anlamaya ihtiyaç vardır. Karşı tarafın tutarsızlığının sizin değerinizi tanımlamadığını; sizin anlayışınızın onun olgunluğunu yaratmadığını içselleştirmek önemlidir. Ayrıca, bu süreçte herkesle her şeyi paylaşmak zorunda değilsiniz. Sizi sürekli suçluluk duygusuna çeken kişilerle mesafe koymanız kendinizi koruma davranışıdır. Son olarak, siz yalnızca bir ilişkiyi değil umudu, güveni ve anlaşılırsam düzelir inancını da kaybetmiş olabilirsiniz. Buna yas tutmadan iyileşme beklemek mümkün değildir. Şu an hayatımı toparlayacak gücüm kalmadı diye hissetmeniz bir bitmişlik değil, tükenmişliktir. Tükenmişlik onarılabilir. Yaşadıklarınızı anlamlandırmaya çalışıyor olmanız, iyileşme sürecinin başladığını gösterir. Terapi sürecine başlamak kendinize verebileceğiniz en koruyucu ve iyileştirici adım olabilir. Burada atılacak her küçük adım, sadece bugünkü yükünüzü değil, gelecekte kuracağınız ilişkileri de daha güvenli ve sağlıklı kılacaktır. Terapi almayı düşünür ve benimle ilerlemeyi isterseniz size destek olabilirim, Sevgiler🌸🙏🏻