Merve  Akdikmen

Uzm. Kl. Psk. Merve Akdikmen

İstanbul

Online terapi, BDT, Şema terapi

4.9
(10 Yorum)

Uzman Hakkında

.Ben Klinik Psikolog Merve Akdikmen. Lisans eğitimimi Nişantaşı Üniversitesi Psikoloji bölümünde tam burslu olarak tamamladım, ardından Kent Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji alanında yüksek lisans yaptım. Eğitimim süresince çocuk, ergen ve yetişkinlerle çalışma fırsatı buldum.

Psikolojik değerlendirme testleri, oyun terapisi, bilişsel davranışçı terapi, şema terapi ve travma terapisi gibi alanlarda çeşitli eğitimler aldım. Çalışmalarımda bireyin yaşam öyküsünü anlamayı, empatik bir bağ kurmayı ve güvenli bir terapötik alan oluşturmayı öncelik olarak görüyorum.

Şu anda online olarak ağırlıklı olarak yetişkin bireylerle çalışıyor, ayrıca aile danışmanlığı ve ergen alanında seanslar yürütüyorum.

Eğitim

  • Nişantaşı üniversitesi - Lisans
  • Kent üniversitesi - Yüksek Lisans

Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)

  • Bilişssel davranışcı terapi
  • Kısa süreli çözüm odaklı terapi
  • Oyun terapisi
  • Şema terapi
  • Çocuk BDT
  • Moxo Dikkat testi
  • Wiscr zeka testi
  • Aile Danışmanlığı
  • Şema terapi
  • Çocuk BDT
  • Moxo Dikkat testi
  • Wiscr zeka testi
  • Aile Danışmanlığı

Uzmanlık Alanları

Duygudurum Bozuklukları
Çocuk Psikolojisi
Çocuk ve Ergen Psikolojisi
Duygusal Yeme
Sınav Kaygısı
Varoluşsal Kaygılar
Borderline Kişilik Bozukluğu
Aile ve Çift Terapisi
Cinsel Terapi

Çalışma Ekolleri

  • Bdt
  • Şema terapi

Cevaplar (38)

Merhaba,Anlattıklarınızdan, çok uzun süredir kendi içinizde büyük bir yük taşıdığınız anlaşılıyor. Bu kadar küçük yaştan beri farklı uzmanlara gitmek, farklı ilaçlar denemek ve yine de istediğiniz rahatlamayı bulamamak insanı derinden yıpratır. Bahsettiğiniz “hiçbir şeyin uzun süre iyi gelmemesi”, “düşünce bombardımanı”, içinizde sürekli bir huzursuzluk, yorgunluk. .. Zihninizin içinde sanki hiç durmayan bir alarm sesi çalıyormuş gibi yorumladım. Ve bu alarmı susturmak, kendinize bir alan açmak için defalarca denemenize rağmen, o beklediğiniz rahatlama bir türlü gelmemiş. Ne kadar yorucu olmalı. .. Beni etkileyen bir başka şey de, ne kadar çok hayalinize, arzunuza rağmen elinizi kaldırmanın bile bazen bu kadar imkansız gelmesi. Sanki kocaman bir yolun kenarında durmuş, yola çıkmaya heveslisiniz; ama vücudunuz, zihniniz kilitlenmiş gibi. .. Böyle zamanlarda, yapılacaklar listesinin bile insana ağırlık gibi geldiği anlar olur—yapamadıkça, insan kendiyle daha da savaşır hale geliyor. İşin tuhaf yanı, hiçbir şey yapmamak da huzur vermiyor, hatta belki daha çok üzüyor; bir kısır döngü gibi. Sanırım, bu döngüde boğulmak istemiyorsunuz, ama bir çıkış kapısı da görememişsiniz şimdilik. Şunu söylemem önemli:Bu hislerin sizde olması, sizde bir eksiklik olduğu anlamına gelmiyor. Bu hisler, sisteminizin çok uzun süredir alarmda olduğunu, yorulduğunu ve desteğe ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Mutlu olamama, huzur hissedememe, karar verememe, adım atamama…Bunlar genellikle:Uzun süreli kaygı ve depresyon yüklenmesi,Geçmişte yeterince güvenli bir temel duygusal destek alamama,Sürekli alarmda olan bir sinir sistemi gibi durumlardan kaynaklanabilir. Yani güçsüzlükten değil; tükenmiş bir sinir sisteminden bahsediyoruz. Kafanızdaki düşünce bombardımanını biraz hafifletmek, enerji bulmak zor—bunu biliyorum. Çok minik, sizi zorlamayacak bir egzersiz paylaşmak isterim: Her sabah veya akşam, sadece üç dakika boyunca nefesinize odaklanarak oturun. Hiçbir şey çözülmese dahi, sadece nefesinize bakmaya çalışmak. .. Belki ilk başta saçma gibi, boşa giden bir vakitmiş gibi bile gelebilir; ama zihin bir süre sonra hafiften sakinleşmeye başlar. Belki de o kısa anlarda, içinizdeki huzursuzluğu bir nebze hafifletecek bir kıpırtı yakalarsınız. Küçük adımlar, bazen büyük zincirleri gevşetebilir. 🌿Şunu bilmenizi isterim:Siz aslında pes etmemişsiniz. Bunca zamandır değişmeyen şey, siz değil… size uygun yöntem bulunamamış olması olabilir. Tüm bu tablo, “çözümsüz” bir durum olduğuna işaret etmiyor. Sadece şu ana kadar yaşadığınız yaklaşımlar sizin ihtiyacınıza tam denk düşmemiş olabilir. Eğer isterseniz, bu kez benimle birlikte bu süreci yeniden ve daha farklı bir yerden denemek için bir terapi sürecine başlamak konusunda size destek olabilirim. Hazır hissettiğinizde, yanınızda olmaktan memnuniyet duyarım. Sevgiler🌸

Devamını Oku...

MerhabaYaşadığınız süreci adım adım değerlendirdiğimizde, aslında çok anlaşılır bir örüntü görüyoruz. Büyük ve olumlu bir yaşam olayı – sizin için anlamı yüksek bir atama – ilk anda yoğun bir sevinç yaratmış, fakat hemen ardından zihniniz bu değişimi “tehdit algısıyla” karşılamaya başlamış. Bu, yüksek kaygı düzeyine sahip kişilerde ve özellikle çocukluk döneminde güvensizlik, ani duygusal değişimler veya zorbalık yaşamış bireylerde oldukça sık gördüğümüz bir durumdur. Kısacası insanın en mutlu anında içini bir huzursuzluk kaplaması gerçekten şaşırtıcı gelebilir, ama aslında zannettiğimizden daha tanıdık bir deneyim. Bunu okurken, sanki yeni başlangıçlar beraberinde eski yaraları da tetiklemiş gibi hissettim. Bazen güzel bir gelişme, geçmişte bastırılmış ya da çözülmemiş duyguları da yüzeye çıkarabiliyor. Görünürde sebep yokken birden eski hatıraların akla gelmesi, sanki bedeniniz ve zihniniz "artık yeni bir döneme girdiğimde eski yükleri de gözden çıkarmalıyım" demek ister gibi. Kimi zaman sevincin peşine kaygı takılır çünkü hayatta ilk defa bir şeyler iyi giderken onları elden kaçırma korkusu da arkasından gelebiliyor. Bu tablo, kendinizi suçlamanız gereken bir şey değil; aksine bedeninizin ve zihninizin size “burada bakılması gereken bir şey var” diye işaret vermesi. Bu düşüncelerin tekrar etmesi, farklı temalara sıçraması, geçmiş anıların canlanması ve ağlama krizleri yaşamanız; tümü daha derin bir duygusal yükün yüzeye çıktığını gösteriyor. Güzel olan şu ki: bunlar çalışıldığında, hem kaygının hem de geçmiş izlerin etkisi çok ciddi şekilde hafifleyebiliyor. Belki de , “hak etme" duygusunu, biraz da geçmişten gelen çocukluk deneyimlerinizin gölgesinde değerlendiriyorsunuz. Küçükken haksızlığa uğramak, ister istemez dünyayı kaygıyla izlemeyi öğretiyor insana. Şimdi içinizde kıvranan huzursuzluğun kökeninde, "güzel şeyler uzun sürmez" ya da "iyi olarak kalamam" gibi eski inançlar olabilir. Bunlar zamanla değişebilir, yani şu anki hisleriniz değişmeyecek ya da hep böyle kalacak diye bir şey yok. Şu an sizin için küçük de olsa işe yarayabilecek bir egzersiz var aklımda: Her gün bir 5-10 dakika kendinizle ilgili şunu yazmayı deneyin – "Bugün bana iyi gelen, bana ait olan ne oldu?" En minik örnekleri bile yazabilirsiniz. Bir bakmışsınız, o geçmişten taşıdığınız yüklerin arasında kendinize ait, sıcak küçük köşeler bulmaya başlamışsınız. Bu noktada size iyi gelecek olan şey, bu duygu dalgalanmalarını yalnız taşımamanız. Tüm bu süreci güvenli bir ortamda, adım adım ele alabileceğimiz bir terapi sürecine başlamanız sizin için çok destekleyici olur. Çünkü hem kaygı döngünüzü çözmek, hem geçmişten taşıdığınız izleri düzenlemek hem de bu “iyi bir şey olduğunda bozulacak hissi”ni dönüştürmek terapiyle oldukça mümkün. Süreci birlikte ilerletmek isteseniz benimle iletişime geçebilirsiniz, sevgiler 🌸

Devamını Oku...

Merhaba. Öncelikle bu hissettiğiniz şey “abartı” değil. Zamanında sizi zorbalığa uğratmış, tehditkâr davranmış biriyle yeniden aynı ortamda bulunmak bedeninize gerçek bir tehlike sinyali gibi geliyor. Yani şu anda yaşadığınız; kalp çarpıntısı, düşüncelerin hızlanması, tetikte olma hâli, ağlama isteği… bunların hepsi travmatik bir etkileşimin doğal fizyolojik yanıtları. Bunu yaşayan biri “zayıf” değildir;Nerede yaralandıysa orada hassas olur. Kalp çarpıntısı, ellerde titreme, aşırı düşünme, “bir şey derse ne yapacağım?” kaygısı…Bunlar panik atağa gidiş sinyalleri değil;tetiklenmiş sinir sisteminin normal yanıtlarıdır. Beyin eski anıyı açıyor, “tehlike var” diye alarm veriyor. Bunu fark etmek bile belirtileri düşürür. O kişiyle olan sınır koyma stratejilerinizi netleştirmeye ihtiyacınız var. Kısa göz temasları kısa cevaplar gibi. .O anlarda, nefesinizi unuttuğunuzu, başınızın döndüğünü ya da sanki vücudunuzun kontrolünü yitiriyormuş gibi olduğunuzu söylerseniz şaşırmam. Böyle zamanlarda minik bir egzersizi deneyebilirsiniz: Bedeninizi ve zihninizi aynı ana, şimdiki ana getirmek için nefesinizi kullanmak. Bir düşünün, çaktırmadan, burnunuzdan derin bir nefes alın ve nefesinizi 4 saniyede verin. Bunu 5 kez yavaşça yapın. Kalp atışınız biraz olsun yavaşlayabilir. Biraz daha kontrollü hissedebilirsiniz. Belki de bu, size birkaç dakikalık bir duraklama alanı sunar. İlaç gerekip gerekmediğine ancak bir psikiyatrist karar verebilir. Ama anlattığınız belirtiler çoğu zaman travmatik tetiklenme + kaygı karışımıdır; çoğu kişi doğru stratejilerle ve psikolojik destekle bunu çok rahat yönetebilir. Şu an yaptığınız şey çok kıymetli: Kaçmak yerine, bu durumu nasıl yöneteceğinizi öğrenmeye çalışıyorsunuz. Eğer bu durum giderek yönetilemez hâle gelirse, tek basınıza mücadele etmek zorunda değilsiniz bir profesyonelle konuşmayı düşünebilirsiniz. Özellikle panik atak başlangıcı hissiyle baş etmekte zorlanıyorsanız, terapi işe yarayabiliyor. Birlikte ilerlemeyi düşünürseniz size destek olmayı isterim. Sevgiler 🌸

Devamını Oku...

Merhaba, Yaşadığınız süreçte aslında duygusal olarak en çok zorlayan şey ayrılık değil, ayrılığın etrafındaki belirsizlik ve tutarsızlık olmuş gibi duruyor. Çünkü karşınızdaki kişi, bir türlü net bir duruş sergilemeyerek sizde hem umutlanma hem de hayal kırıklığı döngüsünü sürekli canlı tutmuş. Şarkılar, storyler, imalı paylaşımlar… Bunlar gerçek bir temas kurmak yerine sizi duygusal olarak bağlı tutmanın yolu haline gelmiş. Belki kendinize de sormuşsunuzdur; bir insan gerçekten bu kadar kararsız davranıyorsa, aslında neyi hissediyor, neyi istiyor? Belki de bocalayan, kendisine bile itiraf edemediği duyguları olan birisiydi karşınızdaki. Ama sonuçta belirsizliği ve pişmanlığı size, acı verici şekilde yaşatan da o… Sanki size hep yarım bıraktığı, bir türlü nezaketle tamamlayamadığı bir hikâye bıraktı gibi. Böyle hissetmek çok anlaşılır bir durum. “Olmasaydı olurdu ama bu şekilde olması, 'Haksızlık bu' dedirtiyor insana…” diye Aradığınız o son konuşma aslında sizin için bir “tamamlama” görevi görmüş. Çünkü kelimelerle değil ama tavırlarıyla size şunu göstermiş:“Ben aynı davranışları tekrar ederim. Sana netlik veremem. ”Bu fark ediş, kapanışın en sağlıklı kısmı. Şu an paylaşım yapmıyor olması, şarkı eklememesi… Bunlar artık onunla ilgili değil. Bu, sizin güçlenip “artık etkilenmek istemiyorum” dediğiniz bir aşama. Ve bu da çok doğal. Çünkü siz aslında şunu istiyorsunuz:Duygusal düzeninizin başkalarının iniş çıkışlarına bağlı olmadığı bir yer. Eğer içinizde kalan duyguların birazını bile hafifletebilecek küçük bir egzersiz ararsanız, şu yöntemi deneyebilirsiniz: Birkaç dakika ayırıp bir kâğıda, ‘Bu ilişkiden bana kalanlar’, ‘Ona verip de karşılığını alamadıklarım’ ve ‘Kendi sınırlarım nelerdi?’ başlıklı üç kısa madde yazarak kendinize dair bir tablo oluşturun. Sadece aklınıza gelenleri dökün, kimseye göstereceğiniz bir şey değil. Sonra, gözlerinizi kapatıp şöyle bir derin nefes alın ve kendinize şu soruyu sorun: “Gerçekten geri dönseydi, ben neleri değiştirmek isterdim? Neyi asla kabul etmemeliyim ki tekrar aynı duygusal kaosta kaybolmayayım?” Emin olun, siz bilirseniz, içinizde kaybolan o eski huzurun izini yeniden bulmak da mümkün olur. İsterseniz bu süreçte bireysel terapi sürecinizle birlikte, bu döngüden çıkarken hangi düşüncelerin sizi tetiklediğini ve bunları nasıl düzenleyebileceğinizi de çalışabiliriz. Sevgiler🌸

Devamını Oku...

Değerlendirmeler (10)

UserGizli Kullanıcı29 Kasım 2025 16:19

Çok iyi geldi teşekkür ederim

Cevabı görüntüle →
UserGizli Kullanıcı27 Kasım 2025 18:19

Gerçekten çok iyi yorumladınız teşekkür ederim

Cevabı görüntüle →
UserGizli Kullanıcı16 Kasım 2025 21:42

Bana bir gün iyi iyi diğer gün kötü ağrıma şu gidiyor mesela deneyelim tekrardan diyorum ben olucağını düşünmüyorum diyor şuan ben boşanmasam yarın bir gün sen kaldıramıcaksın sen boşanıcaksın diyor şuan ben kendimi hazırlamışken bu sefer tekrar ümitlenicem oldu diyecem diyor sonra sen boşanmak isticeksin bu sefer daha çok dağılıcam diyor nasıl bi karat vermek zorundayım bilmiyorum ihanete uğrayan ben çaba göstermesi gereken normalde o ama ben gösteriyorum hala çabayı çaba göstermesem ayrılacağız biliyorum bu sefer ortada çoçuğumuz var bu belirsizlikte beni bitiriyor gün içinde bazen her gün akşam yada 2 3 gün içinde bi çoçuğumuzun için konuluyoruz arıyor napıyosun diye soruyorum sadece verdiği cevap iyi diyor başka insan sorması gerekmezmi ya kendine nasılsın napıyosun diye bunuda sormuyor arıyorum bazen geçiştirmecesine konuşuyor umrunda değilmiş gibi höm arıycam diyor aramıyor mesaj atıyorum kısa cevaplar evet hayor aynen bu sefer beni istemeyeni bende istemeyeyim diyorum sürekli beni cebinde gibi hissedicek diye düşünüyorum şuan aynı hatayı yaparmı korkusu var brn naparsam yapıyim nasıl olsa benden ayrılmıyor hiç bi şekilde gene yapsam gene ayrılmaz gibi diye düşünebilirmiki öyle düşüncem var ve kendim şuan 6 aylık askerim buranında psikolojisi daha kötü değişik anlamda yani burdaykende soruyorum arkadaşlarım akşamları mutlu bi şekilde kimisi eşiyle kimisi sevgilisiyle konuşuyor gülerek eğlenerek ama ben kimseyle konuşmuyorum ama onuda anlamak istiyorum şuan çalıştığı yerdeki insanla aldattı evimde izne gittiğimde kullanılmış kondom buldum alkol şişeleri falan buldum ama şuanda napıçağımı cidden bilmiyorum

Cevabı görüntüle →
UserGizli Kullanıcı5 Kasım 2025 22:52

Çok teşekkür ederim . Ne kadar şanslı hissediyorum sizin gibi yol gösteren insanların varlığını bildikçe ve destek olduğunuz için minnettarım .

Cevabı görüntüle →