Psikolojik Destek ve İyi Oluş Platformu
Zihinsel sağlığınıza dair sorulara uzman psikologlardan yanıt alın. Psikolojik desteğin en ulaşılabilir adresindesiniz.
Soru sor
Filtrele
Kategoriler
Filtrele
Soru sor
Filtrele
Kategoriler
Hayatıma giren kişiyi neden bu kadar fazla düşünüyorum
Merhabalar, şu an benim hayatımda beni elde etmek için çaba sarf eden birisi var, hem maddi açıdan iyi hem peşimden koşan hem olgun. ve bende ondan aşırı hoşlanıyorum çünkü tam istediğim gibi birisi. Ama bir sorun var ki benim peşimden bu kadar koşma sebebi benim rahatlığım ve sakinliğim ki karakterim de bu genel olarak çevremdekiler de der. Ama gelin görün ki hoşlanmaya başladıktan sonra her ne kadar ona belli ettirmesem de aşırı düşünüyorum düşünmeden bir saniyem geçmiyor hep müzik dinliyorum onu düşünüyorum. Neden böyleyim bilmiyorum ben akışına bırakanlardan olmak istiyorum sanki böyle yapmam kendime saygısızlıkmış gibi hissediyorum, nasıl düşünmeyebilirim bilmiyorum. Daha önce hayatıma biri girmişti onun içinde aynen böyleyim ama bir farkla o benim peşimden böyle koşmuyordu ve istediğim gibi değildi böyle her açıdan. Bu adamdan nasıl anlatsam adamlık kokuyor ağırlığı duruşu insanlar arasındaki konumu duruşu beni kendine hayran bırakıyor. . off neden böyleyim düşünmek istemiyorum düşündükçe ben sanki o beni daha az düşünecek gibi hissediyorum
Alıngan biri olmayı nasıl aşarım?
Küçük yaştan beri hep alıngan biriyim. Yaş aldıkça biraz azaldı bu durum fakat halen hem özel hayatım hem de iş hayatımı etkiliyor her söylenenden kendime bir anlam çıkarıyorum neden öyle dedi niye böyle yaptı beni sevmiyorlar yada beni benim onları sevdiğimden daha az seviyorlarsa çıkıyor sonuç. Daha az umursamayı istiyorum ilişkilerim benim bu özelliğimden etkilensin istemiyorum. Daha az içselleştirmek istiyorum olayları ama nereden başlayacağımı bilemiyorum
Bir kitap ile düşüncelerim paralel ve bu düşünceler normal mi?
Açıkcası bir psikoloğun daha önce bu şekilde düşünen danışanları olduğunu zannetmiyorum. Dünyada yalnızca çok az kişinin içinde bulunduğu saçma bir durum içine hapsolmuş hissediyorum. Bu da beni yalnız hissettiriyor. Merak ediyorum; Derin düşünen yalnızca birkaç henüz karşılaşmadığım insan ve ben mi varım?Kitabın ismi;İnsanlığımı yitirirken: birkaç alıntı koymak istiyorum. Alıntılar;"Diğer insanların acısını sevgisini doğasını hiçbir şeyini anlayamıyorum. Belkide onların ızdırabı yemek yemekle dinecek türdendir. Belkide cehennemin en derin katlarındaki en aşırı işkence biçimindedir. Belki öyledir ki benim bir düzine lanetim onun yanında önemsiz kalır. Yine de durum buysa buna nasıl tahammül ediyorlar? Her gün siyaset tartışacak kadar. . İşlerin böyle olması gerektiğinden öyle eminler ki kendilerinden bir an için bile şüphe duymuyorlar mı? ""Eğer öyleyse katlanmak daha kolay olabilir. Merak ediyorum diğer insanların böyle olup olmadığını yolda yürürken veya gece yatarken ne düşündüklerini. ""Düşündükçe daha da anlayamaz hale geliyorum ve kendimi yalnızca benim tamamen farklı olduğum gibi güçlü ve korkunç, rahatsız edici düşüncelerin saldırısına uğramış buluyorum. İşte bu anda aklıma soytarılığım geldi. Bu benim insanlara son yaklaşma çabamdı. Dehşete kapılmış halde insanlarla etkileşimimin beceriksizliğine dayanamayarak farkında olmadan başarılı bir soytarıya dönüştüğümü farkettim. " (soytarılıktan kasıt insanlarla iletişim kurmak için yaptığı fakat istemediği türlü davranışlar. Örn: beden dersinde uzun atlama yaptığı sırada bilerek yere düşerek ve insanları güldürerek iletişim kurma çabası) "Ayrıca Setçan, arkadaşlarını bile odama getiriyordu, onları güldürüp eğlendiriyordum. Onlar döndüklerinde Setçan arkalarından kötü şeyler söylüyordu. O kişinin kötü olduğunu ve dikkat etmem gerektiğini. O halde neden odama getiriyordu ki?" (anlatılmak istenenin insanların bilinçsizce iki yüzlü oluşu olduğunu düşünüyorum) "Horikinin sözlerine ufacık bile dikkat etmedim, biraz manyak olduğunu düşündüm ve şüphesiz çizdiği resimler de korkunçtu. Buna karşın iş eğlenmeye geldiği vakit faydalı bir arkadaş olabilirdi. Farklı görünsek de ikimiz de insan dünyasının işleme şeklinden kopuktuk ikimizinde kafası karışıktı diye aynıydık. Bizi ayıran temel fark benimkinden farklı olarak onun soytarılığının tamamen bilinçsiz olmasıydı. Kendi trajik dünyasından tamamen habersiz olmasıydı. Sadece eğleniyorduk ve birlikte şehirde dolaşırken vakit geçiriyorduk. O sadece dışarı çıkıp iyi vakit geçirilebilecek biri diyordum kendime. Onu küçümseyip ve Tokyo'da onunla gezerken arkadaşlığımızdan bile utanırdım. ""Dürüst olmak gerekirse kendi halime bırakılsam trene ayak bastığımda kondüktörlerden bile utanırdım. Lokantalarda tabağımı almak için pusuya yatan garsonlardan bile korkardım. İş parayı ödemeye geldiği zaman indirim istemek şöyle dursun çoğu zaman paranın üstünü almayı dahi unuturdum. Tokyo'da tek başıma gezmem imkansızdı, evde tembellik edip zaman geçirmemin asıl sebebi buydu. ""Doğam gereği suskun biri olsamda sanki büyük bir zaferin yada korkunç bir yenilginin ucundaymış gibi çaresizce soytarılığıma devam etmek zorunda kalırdım. Ancak o manyak horiki farkına varmadan soyatılığı üstlenirdi ve böylece neredeyse hiç konuşmama gerek kalmazdı ara sıra " aaa öyle mi" filanları araya eklemem yeterliydi""R-S isimli yere üye olan insanlar devasa önemli bir şeye iştirak ediyormuş gibi oldukça ciddi olurlardı. 2. Sınıf dedektif romanlarında olduğu gibi öyle önemsiz görevleri öyle ciddiyetle ifa ederlerdi ki hayret ederdim. Yine de bu işleri tehlikeli veya önemliymiş gibi göstermekte hiç zorluk çekmezdim. "Kitabın son sözünde yazanlar;"Yozo karakteri bize insan türünün diline hiç mi hiç inanmadığını söylüyor. Hayatı karşılıklı olarak kandırılıp, hiçbir şeyin farkında olmadan bütün insanların geçirdiğine inanıyor. Yozo 'ciddi olduğumda görmezden geliniyorum ve yalnızca üçkağıtçılık yaptığımda kelimelerim insanlara doğruluk hissi taşıyor gibi geldiğinden' bahsediyor. Yozo, anlaşılmanın dehşeti ve ihtiyacı arasında karşı konulamaz bir yalan söyleme güdüsü arasında sıkışıp kalmış halde ezilip büzülüyor"Kitaptan alıntılar yaptığıma göre kendimi daha iyi ifade edebilirim sanırım;Tıpkı bu kitaptaki karakter gibi olduğumu söyleyebilirim. Yüzüm devamlı olarak durgun bir halde ve buna karşı koyamıyorum. Bu sebepten dolayı insanlar bir şeyim olduğunu zannediyor. Bende bir süre sonra, doğru söylediğimde insanların benim yalan söylediğimi zannettiğini anladığımda, onlara istedikleri şeyleri vermeye başladım. İçten içe yalan söylemenin saçma olduğunun farkındayım fakat insanlar doğrularıma birtakım sebeplerden inanmadığında yalan söylemeye başladım. Güncel olarak yalan söyleyen bir insan değilim fakat insanlar bazen öyle empatiden yoksun geliyorlar ki, anlaşılmadığım durumlarda yalan söylüyorum. Açıkçası söylemek zorunda kalıyorum. Çünkü doğruları söylediğimde tıpkı yozo karakteri gibi yalnızlaşıyorum ve bir soytarı kimliğine bürünmem gerekiyor. Merak ettiğim, bir başkası bu soytarı rolünü eline aldığında ben durumu fark edebiliyorken neden insanlar benim soytarılığımı fark edemiyor? Yalnızca bu da değil niçin doğruları söylediğimde insanlar beni soytarı zannediyor. "sadece dışarı çıkıp iyi vakit geçirilebilecek biri diyordum kendime. Onu küçümseyip ve Tokyo'da onunla gezerken arkadaşlığımızdan bile utanırdım. . O sadece dışarı çıkıp iyi vakit geçirilebilecek biri diyordum kendime. Onu küçümseyip ve Tokyo'da onunla gezerken arkadaşlığımızdan bile utanırdım. "bu dizelerde olduğu gibi benimde içten içe bu cümleleri kurduğum arkadaşlıklarım oldu. Merak ediyorum insanlar birbirlerine bilinçsizce bu şekilde bakarken nasıl hiçbir şey yokmuş gibi hayatlarına devam edebiliyorlar? Bir an için olsun bilinçsiz bir insanın hayatını bilinçli olarak yaşamaya çalıştığımda kendimden iğreniyorum. Fakat hayat bu sanırım, sanırım insanlar bu şekilde iletişim kuruyor. Peki soruyorum insanlar için bu ızdırap yemek yiyerek geçebilen türden mi yoksa her gece yatmadan takındıkları maskelerden onlar da iğreniyor mu? Yada yalnızca bir şeylerin farkında olup isyankar bir dille tüm bunları düşünen yalnızca ben miyim. Bir düzine lanete kurban gittiğini düşünen yozo gibi. .. "R-S isimli yere üye olan insanlar. .. " bu dizelerde bahsedildiği gibi insanlar birçok konuda devasa önemli bir iş gerçekleştiriyormuş gibi davranıyor. Dışarıdan gözlemlediğimde ise insanların önemli birşeyleri gerçekleştiriyor gibi hissetmeyi istediklerini fark ediyorum. Herkes hayatında bunu bir kez olsun yapmıştır değil mi. . Peki bu bir düzine lanetin etkisinde olduğumu düşünen ben, bu şekilde sahte davranmaya çalıştığımda niçin kendimden iğreniyorum. Yapıma ters olduğunu düşünüyorum. "Ayrıca Setçan arkadaşlarını. . " bu dizelerde ise insanların iki yüzlülüğünü görüyorum. Herkes illaki bu tarz insanlarla her şeye rağmen arkadaşlık kuruyordur değil mi? Ben kendimi bu tarz bir durumda da iğrenç hissediyorum. Pekala. . İnsanlarla iletişim kurmak için bazı şeylere katlanmamız gerekiyor değil mi? Bunlar hayatın gerçekleri gibi sanki. Kimi yerde ağızını büzmen ve hiçbir şeyin farkında değilmiş gibi davranman gerekir diye düşünüyorum. Veya bazı durumlarda insanlar sırf konu kalmadığında o sessizliği doldurmak için konuşurlar veya yalan söylerler ve bu normaldir. En azından deneyimlediğim kadarıyla bunları yaparlar. Herş ey iletişim kurmak ve yalnız kalmamak için. Bir toplumda beraber yaşayabilmek için. Sanırım tüm bunlara katlanamayan bir yapım var. Doğal olduğum zaman iletişim kuramıyor hatta haftalarca evde durmak zorunda kalıyorum. Yapmacık bir insan olduğumda ise iletişim kurmak daha kolay fakat kendimden iğrenir hale geliyorum. Peki ben ne yapacağım? Ve tüm bunların farkında olup toplumda kendine yer bulamamış bir insan yalnız ben mi varım? yani yozo'nun dediği gibi "Düşündükçe daha da anlayamaz hale geliyorum ve kendimi yalnızca benim tamamen farklı olduğum gibi güçlü ve korkunç, rahatsız edici düşüncelerin saldırısına uğramış buluyorum". . Özetle; herkesin birbirini kandırıp durduğunu ve bu şekilde iletişim kurmanın normal olduğunu düşündüklerini düşündüğüm için, basit ve yüzeysel konuların Yalnızca çevremde konuşulmasından dolayı benim gibi 'derin düşünen' birkaç insana rastlamadığım için dünyada ilginç bir lanete kurban gittiğimi düşünüyorum. Aradığım cevap ise insan ilişkilerini yanlış anlayıp anlamadığım ve bu serzenişlerimin normal olup olmadığı :)Ek not: hale hazırda ve birkaç senedir terapi alıyorum, tüm bunları terapistime de soracağım elbet. Yalnızca merakıma yenik düştüm ve ilginç olabilecek bir cevap için yazmak istedim. Biliyorum bu kadar uzun bir metne ve kafa karışıklığına cevap vermek de zor olacaktır, yine de eğer sorum onaylandıysa ve okuyan olduysa teşekkürler.
Sevgilimden ayrılmalı mıyım?
Sevgilim şu an maddi sıkıntılar çekiyor kredi borcu var ve benden destek istiyor arkadaşlarım ayrıl bu sahtekar dolandırıcı tarzı şeyler söylediler doğru mu ayrılmak mantıklı mı, onu seviyorum ve değer veriyorum ama bu durum beni de strese soktu ne yapmalıyım doğru kişi mi yoksa yanlış mı menfaat çıkar ilişkisi mi yoksa onun kötü gününde yanında olmak mi gerek destek olmak gerekiyor mu sizce
Kendimi nasıl daha iyi hissederim?
6 ay önce annemin beyninde büyük bir tümör tespit edildi ve alındı 4 aylık zor bir süreç geçirdikten sonra durumun tekrarladığını öğrendik ve annem acilen tekrar ameliyata alındı. Bu 6 aylık süreçte ben hayatımdan, özgürlüğümden ve türlü şeylerden fedakarlık ettim. İşe girmedim. Dışarı çıkmak için bile evde birilerinin kalmasına ihtiyacım var. Abim çalışıyor ve izin günlerinde anneme bakabiliyor. O evde olunca dışarı çıkabiliyorum. Ama kendisi evin kirasını faturalarını ödediği için benim evde yattığımı ve evde kaldığım için ev işlerini yemeği mecburen yapmam gerektiğini düşünüyor. Bu cümleleri bana kendimi çok değersiz hissettirdi. Kendimi değersiz hissediyorum. Erkek kardeşim ise izin günleri ve çalıştığı günlerin gecesi de dahil evde durmaz arkadaşları ile çıkar. Evde durmayı teklif dahi etmez. Anlayışsızlığı beni çok üzüyor. Annem ise her zaman onları düşünüyor. "Yemekleri hazır mı? Onlar yorgundur sen yap. Bugün abinin dışarı çıkma sırası. Kalk sen yap". Beni en çok yaralayan durumda bu sanırım. Eskiden çok pozitif, hayat enerjisi yüksek, etrafa neşe saçardım. Şimdi ise kimse bu halimi görmüyor. Günden güne mutsuz hissediyorum. Nasıl eski enerjimi kazanır ve daha iyi hissederim?
duygularımı kontrol edebilmek için ne yapabilirim?
Merhabalar duygularımı kontrol etmekte çok zorlandığımı düşünüyorum. duygusal birisi olduğumu biliyorum ama beni zorlayan, yıpratan şeylerden bahsederken ağlamaya başlıyorum. konu fark etmeden, ağlama isteğime karşı koyamıyorum. beni kıran konularda da kendimi ifade etmekte zorlanıyorum ağlayarak ifade ediyorum. bu hem bana kötü hissettiriyor, üzüyor hem de karşımdakinin bu durumu yanlış anlama düşüncesi üzüyor. böyle durumlarda. bunu nasıl yönetebilirim nasıl aşabilirim bilmiyorum.
Eski sevgilime hayır diyemiyorum nasıl ona hayır diyebilirim
Eski sevgilim ile 2 yıldır sevgiliydik Kendisinin duygusal bir manipülatif olduğunu düşünüyorum kafasına göre beni engelliyor bir zaman sonra engeli açıyor açıklama ya da bir özür dilemiyor ve ben sürekli istemsiz olarak kendimi affetmiş buluyorum. O her gittiğinde çok ağır bir depresyon geçiriyorum yemeden içmeden bile kesiliyorum ailem ve çevrem de asla onunla olmamı istemiyor çünkü beni bir kez aldattı ona rağmen çok sevdiğim için affettim bu duruma nasıl bir çözüm bulabilirim şimdiden teşekkür ederim
Birini sevmek istiyorum nasıl yapabilirim?
Merhabalar hocam bundan 1 yıl önce sanalda birisiyle tanıştım 1 ay falan konuştuk bayağı bağlandım ona sonra ortadan kayboldu arkadaşlarımla falan da konuşuyormuş fakeymiş zaten kız unuttum ben 5 ay sonra falan kızı buldum ben bu sefer orijinal fotoğrafıyla tekrar konuşmaya başladık sonra mesajıma bakmamaya başladı ben yeni birisiyle tanıştım 3 ay falan konuştuk ama çok kavga ettik nedensiz yere sonra soğudum bundan aklıma o gelmeye başladı tekrardan ve ben onu değil de bu kızı sevmek istiyorum nasıl yapabilirim acaba
Anneme erkek arkadaşımı nasıl açıklayabilirim?
Annem erkek arkadaşımın annesini istemiyor. Biz öncesinde komşuyduk daha sonra biz taşındık. Artık ben anneme bu durumu nasıl açıklayabilirim bilmiyorum. Stres halindeyim anneme ne desem diye düşünüyorum sadece. Yoruldum artık senelerdir erkek arkadaşımı anneme açıklama yapmamak için ve ailem istemiyor diyerek reddediyordum, artık zaman geçiyor ve bunca zamandır arkamda olduğu için onunla olmak istiyorum beni gerçekten sevdiğini yürekten hissediyorum bu zaman içinde benim ilişkilerim oldu ama hiçbir zaman beni bırakmadı. Birbirimizin en ufak şeyine kadar biliriz. Anneme bir açıklama yapmalıyım. Kendimi yazarken buldum ne yapmalıyım. Ne söylemeliyim anneme. Annem hep şey der, bir çift evlendiği zaman sadece kendileri değil aileler de evleniyor. Bu zamana kadar hep mantığımla hareket ettim. Her şeyden herkesten çabuk sıkılan birisiyim. Hayatımda kimseyi onu sevdiğim kadar sevmediğim için geri döndüm. Annemi ailemi üzmemek için her şeyi yapıyorum ve eş seçimine kadar düşünüyorum. Bu durum yordu beni onları mutlu etmeye çalışırken çoğu zaman kendimi unuttuğumu fark ettim. Anneme artık bir şeyler söylemem gerekiyor. Yardımcı olur musunuz?
Aniden gelen karamsarlıktan nasıl kurtulurum?
Bazı zamanlar çok iyiyim, arkadaşlarla konuşuyorum, şakalaşıyorum ama bazı zamanlarda kendimi çok kötü hissediyorum. sanki dibe vurmuşum gibi. bazı insanların hayatlarını, yaşamlarını gördükçe hayatımda doğru düzgün yaptığım bir şey yok gibi. ne sevgilim var ne de sohbet edebileceğim dost. bu durumu nasıl aşabilirim. sanki karanlık bir tünelde ilerlemeye çalışıyor gibiyim. etrafımdaki insanlar beni sürekli sessiz sakin olarak tanımlar ama ben bunu istemiyorum.