PsikolojiKategorisi
Zihinsel ve duygusal olarak kendini daha iyi hissetmek bazen küçük farkındalıklarla mümkün. Duygularını anlamak, iç dünyanı keşfetmek ve kendine biraz alan tanımak istiyorsan doğru yerdesin.
Soru sor
Filtrele
Kategoriler
Filtrele
Soru sor
Filtrele
Kategoriler
Zihinde kaybolmak
Sık sık zihnimde kayboluyorum. Bazen nerde olduğumu ve ne yaptığımı unutuyorum, farkında olmadan gülüyorum ve yada ağlıyorum, bazende istemsizce hareketler yapıyorum, o hareketlerde zihnimde ne varsa ona göre değişiyor, gerçeklikten kopuyorum tamamen. Kendi zihnimde yaşıyorum taki biri beni dürtene kadar, hiç bir şeyin farkına varmıyorum, sonra fark ediyorum ki olan biten ne varsa kendi kafamın içindeymiş, sanki 6 yaşımdan beri uyuyormuşum ve gözlerimi 20 yaşımda açmışım. Bir çok travma yaşadım, terk edilmiş ve yalnız büyüyen bir çocuktum. Çok ağır şeyler yaşadım ve bunları atlattığımı ve yada atlatacağımı düşünüyordum ama atlatamamışım gib, bu durum benim her şeyimi çok kötü etkiledi. Yemek bile yiyemiyorum, midem hiç bir şeyi almıyor, yediğimi de ben ekstradan bir şey yapmadan geri çıkartıyorum. İki hafta içinde 9 kilo verdim işte bu kadar etkilediğini anlatmaya çalıştım. Sizce ben bu durumdan nasıl kurtulabilirim?
Sürekli açık arayan arkadaş
Merhaba ben son 1 senedir arkadaşlık romantik ilişki ve hayat konusunda fazlaca detaycı olmaya başladım. Etrafımda çok fazla insan yok ama dostum dediğim 2 kişi vardı birisi kendisinin sorunlarını dinlerken her an ulaşılabilir olurken sorun yoktu. Konu ben olunca hep bana kendi dertlerini anlatmaya başladın diyerek benimle görüşmeyi kesti. Diğer dostum dediğim insanın her anında yanında oldum tüm özel günlerinde en önde ben vardım. Ama başkalarına benim en ufak hatalarımı böyle çok büyük yanlışlarmış gibi anlatmaya başladı ve bunlar benim kulağıma geldi. Daha sonra ben ondan bir şey rica ettim bunu olay haline getirip bu anı beklemiş gibi direkt beni ortaya attı. Ben ne yapacağımı bilemedim. Resmen hayatında ondan böyle birazcık farklı muhafazakar olmayan bir hayat yaşayan biri olsun hemen o kişilerin arkadasından yaptıklarını anlatmaya başlıyor. O insanların yanlışlarını ortaya döküyor artık bu öyle bir hal almaya başladı ki ben çok iyi insanım modunda takılıyor. Ben çevremdeki insanlardan onunla olan bir ortak arkadaşımdan uzak durmak istedim çünkü ondan alıp bana getiriyor benden alıp ona götürüyor hakkımda söylediklerini duyuyorum buna rağmen o insandan iyi şekilde bahsetmeye başladı şimdi bana. Şimdi o arkadaşını sütten çıkmış ak kaşık gibi savunuyor. Sorunlu benmişim gibi göstermeye başlıyor. Arkadaşı olmayan insanlar sorunludur vs demeye başladı bana. Bunlar beni o kadar yaralıyor ki sanki böyle en ufak bir açığımı bekleyip üzerime atıp herkese arkamdan zaten o da şöyleydi böyleydi demek için zaman kolluyor gibi. Her lafının altında benimle alakalı bir ima var. Kendi etrafındaki arkadaşları iyi insanlar düzgün kişiler ama o bununla övünüp bak benim hayatımda arkadaşlarım böyle sen sorunlusun der gibi lafları imaları var. Bunu açıkça yapmıyor tabi ki. Alttan alta bana laf sokuyor. Arada böyle güzel şeyler gönderiyor bana daha sonra ima yapıyor beni deniyor mu anlamıyorum gerçekten artık insanların bu hallerinden yoruldum. Bir ilişki yaşamıştım 1 sene önce onun üzerinden açık arıyor. Belki sen haksızsındır diye. Halbuki o ilişkide ne kadar haksızlığa uğradığımı eski erkek arkadaşım bile söyledi sen bunları hak etmedin demişti. Kimseye içimi açamamaktan o kadar yoruldum ki. Sanki böyle ellerinin arkasında bıçakta bekliyorlar her an bir yanlış olsun da saplayayım diye
Özel / Yoğun İlgi ve Takıntı Arasındaki Farkı Nasıl Anlayabilirim ve Özel İlgi ve Takıntıya İlişkin İstemediğim Düşüncelerden Nasıl Kurtulabilirim ?
Merhaba,Son zamanlarda kafamda “takıntılıyım” , " takıntım " , " saplantım " “takıntılarım var” " saplantım var " şeklinde istemediğim düşünceler geçiyor ve bu durum beni oldukça rahatsız ediyor. Özellikle psikolojiye yönelik çok yoğun bir ilgim var; yeni şeyler öğrenmeyi ve öğrendiklerimi paylaşmayı seviyorum. Psikolojiye olan bu yoğun ilgim nedeniyle Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık okumayı düşünüyorum. Psikolojinin yanı sıra felsefe, İngilizce-Türkçe çeviri, etimoloji, biyoloji ve sinir bilimi gibi alanlara da yoğun ilgi duyuyorum. Ancak son zamanlarda okuduğum psikoloji sitelerinde bu ilgi alanlarımın “takıntı” ya da “saplantı” " obsesyon " olarak nitelendirildiğini öğrendim ve bundan dolayı aklıma “takıntılıyım”, “saplantım var” " takıntılarım var " " takıntım " gibi düşünceler geliyor. Bu düşünceler yüzünden kötü bir insan olduğumu bile düşünüyorum. Oysa bu yoğun ilgilerimin beni yaratıcılık ve İngilizce becerilerim açısından geliştirdiğini ve mutlu ettiğini biliyorum. Fakat “takıntılıyım” , “saplantım var” " takıntım " diye düşündüğüm anlar çok zorlayıcı oluyor. Aklıma gelen istenmeyen düşüncelerle nasıl başa çıkabileceğim ve özel ilgi ile takıntı arasındaki farkı nasıl daha iyi anlayabileceğim konusunda desteklerinizi ve önerilerinizi rica ediyorum. Şimdiden teşekkür ederim cevabınız için.
Elimde olmayan şeylere kafa yorup üzülmeyi nasıl bırakabilirim ve nasıl iyi bir partner olabilirim
Elimde olmayan şeyler için çok fazla düşünürüm , asla çözülmeyecek ve geçmeyecek gibi düşünürüm o olay beni sonsuza kadar mutsuz edebilir eğer içimde çözemezsin ki genelde de çözemiyorum zaten . Bağımsız olaylar yüzünden streslenip partnerime de iyi davranamıyorum kendime iyi gelemediğim için ona da iyi gelemiyorum yani . Onu mutlu etmek , ona karşı daha anlayışlı birisi olmak istiyorum .
İşlerim hep ters gidiyor
İşlerim hiçbir zaman benim istediğim gibi gitmiyor hep bi terslik çıkıyor tam bu sefer oldu diyorum olmuyor ailem bile fark etti yani işlerimin ters gittiğini mesela dersler kazanmam için sadece rakam gerekli sayı bile değil böyle hep sınırda kalıyor puanım ve gerçekten moralim bozuluyor tamam diyorum başka çıkış yolu arıyorum bu sefer orada da aynı şey oluyor hep çok az eksik kalıyor başarmam için. Ya da girdiğim ortamda birinin dışlanması gerekiyorsa o kişi hep ben oluyorum. Daha önceden kötü bir şekilde reddedildim ya da o da var. Ortaokulda baya dışlanmıştım ,ortaokuldaki öğretmenimin bende bıraktığı travmalar var ve bunlar başarı odaklı travmalar beni herkesin içinde aşağıladıği anlar aklıma geliyor belki de başarıyı bu kadar takıntı yapmam bu hoca yüzündendir. Her ne sebeple olursa olsun canımı gerçekten çok sıkıyor sadece birkaç puancıkla bir şeyleri kaçırmak üstüne üstlük tekrar denememe rağmen yine birkaç puanla kaçırmak acaba bunun arkasında dikkat eksikliği olabilir mi diye düşünmeye başladım. Genel olarak istediğim gibi gitmiyor işlerim acaba hepsini kendi elimle mi bozuyorum yoksa gerçekten böyle mi olması gerekiyor bilmiyorum. Napmalıyım? İşlerim hep benim istemediğim şekilde mi olacak bu kadar düzeltmeye çalışmama rağmen
Karşı cinsle küçüklüğümden beri iletişimde iyi değilim sebebi ne olabilir
Merhaba ben 22 yaşında bir erkeğim dediğim gibi daha öncesinde de kızlar ile iletişimim hep zayıftı bir türlü onlarla doğru bir seviyede konuşmadım lisede veya sonrasında hep bir kız arkadaşım olsun diye uğraştım ama hiç bir zaman olması gereken ortamı yıkalıyamadım bir kızla iletişime geçmek ve sevgili olmak benim için hep çok uç bir seviye olarak gelmiştir bir kaç defa bunun için denedim ama işte sosyal medya ile ama yine gerçekte yapamadığım sanalda yapmak aptalca geldi zaten burada da çok ileriye gidemedim. Liseye kadar Van’da eğitim gördüm diğer arkadaşlarım tarafından da küçüken hep dışlandım olaya maddi durumlarda girince hep bu durumlarda uzak kalmış oldum dediğim gibi maddi yetersizlikler iyi olmadığı için okulu bırakmak zorunda kaldım yaklaşık 4 senedir İstanbul da yaşıyoruz aile ile birlikte aileye çok bağlı birisiyim belkide dışardan aldığım umursamaz tavırlardan dolayıdır herhangi bir arkadaşımda yok çünkü çalışıyorum ve kendime ayıracak zamanım kalmıyor sosyal anksiyetede var o yüzden çalışıyorum bir yerlere gidince hiç bir şey yapmıyorum bir ruh gibi kalıyorum ama aileye hiç öyle değilim kızlarla konuşunca ellim ayağım titriyor yüzlerine bakamıyorum korku basıyor ama aileye hiç öyle değil vandayken 3 tane erkek dostum vardı İstanbul’a gelince onlardanda uzak kaldım tek başıma gidip bir cafe de oturup çay bile içemem tutuluyorum nasıl olacak nasıl yaparım diye spora gitmek istiyorum korkudan onuda yapamıyorum kendi vücudumdanda nefret ediyorum hep çok çirkinmişim çok kötüymüş gibi geliyor insanları giyimine bakıyorum kendiki mi karşılaştırıyorum lütfen biri yardım edebilirim çünkü bu durum hayatımı çok etkiliyor bende mutlu olmak kız arkadaşımla gezmek bir yerlere gitmek arkadaşlar edinmek sosyleleşmek istiyorum
Zamanından sonra gelen pişmanlık mıdır kaybetme korkusu mu
Merhaba ben 1 sene önce bir ilişki yaşadım o zamanlar için fedakarlık yapıp hatalar için anlayış gösterip zaman verebiliyordum. Ama bu zamanı öyle bir kullandı ki hata üzerine hata haptı. Ben değişmesini beklediğim konularda kendinden asla ödün vermek istemedi. Ama benim almam gereken bir sorumluluk olduğunda bunu bekledi tabi ki. İlişkide uyumlu olan taraf bendim. Tabi ki alma verme dengesi şaştı. En sonunda mesafe koyarak tepkimi gösterdim. Tabi ki anlayış yerine tepki gösterince ben de zaten senin şöyle huylarından rahatsızım bu seni kötü biri yapmaz ama benim şu beklentilerim de karşılanmıyor vs diyerek ayrıldı benden o gün kendisi de ben de çok ağladık. Üzerinden 1 sene geçti bu 1 senede kendimle kaldım öyle çok düşündüm öyle çok analiz ettim ki yaşadığım şeyleri ona neden bağlandığımı her şeyi anladım. 1 sene sonra benim ona dönüp yine aynı fedakarlıkları yapmamı bekliyor. 1 sene sonra gelen kişinin pişman değil kaybetme korkusuyla hareket ettiği düşüncesindeyim. Çünkü 1 sene boyunca gezdi tozdu ona fedakarlık yapacak kimseyi bulamadı 1 sene sonra baktı ki ben dönmüyorum o zaman anladı ki benim çabalamam lazım. Ama ben artık ne fedakarlık yapmak istiyorum ne de yaşadıklarımdan sonra ona güvenebilirim. Yanlış düşünüyor da olabilirim. Ama 1 sene boyunca gerçekten pişman olmuş zamana bırakmış desem bile bir şekilde kendini hatırlatırdı diye düşünüyorum. O sadece biraz daha kendine göre birilerini bulabilir miyim kriterlerim belki birine uyar diye bekledi bence. Çünkü hatalarını affeden o fedakarlıkları yapan kişi nasıl olsa ben dönsem o hemen kapı açık bekler düşündü. Ya da çabalamak zor geldi. Kafam çok karışık. Bu kadar şeyi tek başıma atlattıktan sonra gelen özür bana çok samimiyetsiz geliyor. Yardımınıza ihtiyacım var
Birine takıntılı olmayı nasıl aşabilirim
Sürekli aynı kişiye gıcık olma sinir olma söylediği şeylere cevap verememe sonra bu konuları ister istemez eşime yansıtma ver tatışma konu yani direk görümcem ve bazen gece uyuyamama ağlama bana bunu yaptı öyle dedi düşnceler ister istemez yani kısaca çok darin ve düşünceli biriyim çok hassasım sizce ben ne yapmalıyım kendim başara bilirmiyim bu takıntıyı bana yardmcı olursanz çok sevinirim
Kendime nasıl geri döneceğim
Merhaba 1 sene önce bir ayrılık yaşadım uzun süredir mutsuzdum bu ilişki o zamanlar bana çok iyi gelmişti onu çok merkeze koymuştum. O gidince hayatım bitti demedim elbette ama bana o kadar çok haksızlık yapıldı ki bunları hazmedemedim. O benden ayrıldı ama şu an öğrendiğim kadarıyla çok pişman tabi geri dönemiyor çünkü geri dönerse benden fedakarlık yapmamı bekleyecek ben de ondan. Ama o da bunu çok iyi biliyor ki ben geri dönersem bu fedakarlık ve beraberinde bana yapılan haksızlıkları da kabul ettim döndüm sanacak bu yüzden benim dönmemi bekliyor. Ona sunduğum bu konforu özlüyor aslında. Çünkü biri birini seviyorsa kazanmak ister kaybetmemek için değil kazanmak için çabalar. Siz ne düşünüyorsunuz bilmek isterim. Aradan 1 sene geçmiş pişman olmak yeni aklına gelmiş. Yapım gereği çok tepki vermeyen ya da tepkilerimi uzaklaşarak gösteren biriyim. Tepkimi koyarken bile arkama bakarım acaba gelecek mi diye gönlümü alacak mı diye. Kaybetme korkusu yüksek biriyim. Yani geçen seneye kadar böyleydi. Ayrılıktan sonra uzun süre yalnız kaldım arkadaşım bulunduğum şehirde hiç yok geçen sene hayatımda kalabalık bir arkadaş grubum vardı. Hatta bu erkek arkadaşımla tanıştıran beni bir arkadaşımdı. Onlar da benim en yakın arkadaşlarımın arkadaşıydı. Arkamdan konuşmalar mı dersiniz bir ilişkiye başladım sanki dünyanın en kötü insanıymışım gibi yargılamalar mı dersiniz tüm gözler üzerimizdeydi herkese bir açıklama yapmak zorunda gibiydim sanki. Şu an hayatımda sadece bir tanesi kaldı. Ama o da bana altan alta öyle laf sokuyor ki ben sorunluyum kimseyle ilişki yürütemiyorum gibisine. Oysaki eski ilişkimde ne haksızlıklar yaşadığımı o kadar iyi biliyor ki kendi grubunu savunur tarzda sanki benim ağzımdan bir şeyler öğrenmeye arıyor gibi. Şu an o kadar çok ihtiyacım varmış ki bu sakinliğe bazen onun bile telefonları açmak azap gibi geliyor. Bazen kendime diyorum sorunlu sensin de sen mi yürütemedin bu ilişkileri. Sonuçta herkes arkadan konuşuyor günün sonunda. Ama samimiyetsizlik beni o kadar itiyor ki. Geçen seneye göre çok şeyler değişti. Hayatımda kendim dışında kimseye tahammülüm kalmamış gibi. Zamanla bu kaos dolu arkadaşlıklar bitmek bilmeyen hatalar dolu sevgisini hep beklediğim ama bir türlü göremediğim ona göre ise beni çok sevdiğini söyleyen biri. Şimdi nereden başlayacağım hayatıma nasıl odaklanacağım yeni insan tanımaya zihnimde kalbimde nasıl yer açacağım bilmiyorum. Ruhum yaşlandı sanki. İçimdeki o çocuk heyecanı öldü gibi. İnsanlara içimi açmaktan o kadar korkuyorum ki. Bu saçma sapan arkadaşlık ettiğim insanlar yüzünden. Beni pasif görüp tüm güçleriyle üzerime geldiler. Alt tarafı birini sevdim. Tüm kalbimle sevdim. O kadar çok meraklılar ki burunlarını sokmadan duramadılar. Herkes bir şey söyledi. Bakışlar gülüşmeler samimiyetsiz arkadan dönen konuşmalar hatta bazen kendi aralarında bile tartıştılar. Bunu yapan benim en yakın arkadaşım dediğim insandı. Onlardan aldı bana getirdi benden aldı onlara götürdü. Şimdi de ben diğerleriyle artık bu iğrenç durumdan çıkmak için ayrıldıktan sonra görüşmedim. Arada ben masumum pozları yapıyor. Ben asla eskisi gibi değilim o da Altan alta hala bana laf sokma derdin de. Nefret ediyorum insanlardan. Benim içimdeki iyi tarafı öldürdüler. Lütfen bana yardımcı olun hatalarım eksiklerim neler bilmek isterim
Uzak mesafe ilişkisi Beyza -Mustafa
Danışan Betül Canbel Merhaba, Yetebilmek anlamında konuştuğumuz durumun çocukluğumdan geldiği hususunda bir görüşüm yok, yani en azından sizin belirtmiş olduğunuz durum gibi. Çünkü ben küçüklükten itibaren ailem ve çevrem tarafından sevilen ve okul olsun çevre olsun hareket olsun beğenilen bir bireydim. Ancak zamanla gerçekten bir değişim yaşadığımı şu anda hissediyorum. Buna en basit örnek çocukken çok düzenli bir insandım. Odamı, bulunduğum yerleri hep düzenli tutmaya çalışırdım. Şu anda o kadar önemsemiyorum ki ben bile hayret ediyorum kendime. Bu vermiş olduğum sadece basit bir örnekti karşılaştırma adına. Evet yaşadığım ilçenin küçük olması sosyo kültürel anlamda çok kısıtlı bir yerde buyumemin bana çok etkisi olduğunu düşünüyorum. Benim dış dünyada pasif kalmamin ve özgüven eksikliği hissetmemin en büyük etkilerinin bunlar olduğunu düşünüyorum. Evet bu uzaklık için kararı vermesi gereken Beyza ve bununla en çok yüzleşecek olan o, bunun etkisini en çok görecek olan o , ancak onun bu kararı alırken düşüneceği çok nokta var. Kendi içinde yaşayacağı savaşla mücadeleyi düşünecek ve bunu aşıp aşamayacaguni düşünecek ve illa ki bunları düşünürken benim ona ne kadar destek olabileceğimi düşünecek. Çünkü o geldiğinde benden başka hiç kimsesi olmayacak. Ve buna gerçekten çok sorumluluk yükleyecek. Beyzanin vereceği kararina etki etmek yani onun yerine düşünmek gibi görmüyorum bu yüzden ben bu durumu. Onun iradesini yok saymak anlamında düşünmüyorum bunları. Onun vereceği bu büyük kararda ben neler yapabilirim, benim nasıl ona katkım olur nasıl daha çok yanında olabilirim ki kararı verirken de göz önünde bulunduracagi en büyük etmenin ben olacağımı düşünüyorum. Evet meslek anlamında kendi işini yapmadığı zaman mutsuz olacağını biliyorum çünkü onu tanıyorum,bunu bilirken soylememk konuşmamak daha garip geliyor bana. Onun alanını daraltmaktan ziyade gerçekleri konuştuğumu düşünüyorum. İsteyip harekete geçememe durumu konusunda, aslında ben düşünürken hayaller kurarken hep güzel şeyleri hayal ediyorum. Beyza ile hep mutlu bir gelecek olarak hayeller kuruyorum. Ancak hayallerimi kurduktan sonra beni hep durduran içsel bir güdü oluyor. Beni olumsuzluğa iten sorunlarımız aklıma geliyor. Her şey sorunlu her şey promlemli olur diyorum. Bunları nasıl aşacaz , ya sonunda mutlu olamazsak diyerek karamsarlığa burunuyorum. Bunda benim geçmişim eksikliklerim bizim ilişki temellerimiz ilişkide ki eksikliklerimiz maddi manevi bütün her şey var. Maddi kısım konusunda, ben maddiyati ilişkinin önünde tutan bir birey değilim. Beyza ile olduktan sonra maddiyatim çok iyi olmaslmasindan yakinmam. Ancak hayatta temel ihtiyaç belli ihtiyaçlar geçim sıkıntısı masraflar süreç içerisinde masraflar ki bunların çoğu borç olacak daha sonrasında bir yandan borç ödemek bir yandan temel geçirmeyi sağlamak bile matematiksel olarak imkansız hale geliyor. Bundan dolayı maddi kısma takılıyorum. Evet son cümlelerde söylediklerinize çok katılıyorum. Benim önce kendimi aşmam tanımam geliştirmem gerekiyor. Bunu istiyorum ancak sadece istiyorum ve farkındayım. Değiştirmek yenilenmek için bir şey yapamıyorum yapmıyorum. Tembellikten mi içsel olarak bunalimdan mi bilmiyorum. Bu hayatta tam olarak ne istiyorum neleri başarmak istiyorum bilmiyorum. Yaşama olan inancım umudum isteğim gerçekten yok denecek kadar az . Günlük yaşıyor olarak hissediyorum kendimi. beyzayi çok istiyorum ama harekete gecemiyorum bu da benim genel olarak hayata dair yaşadığım hayatin iliskimize etkilerinden. .. ..