Kullanıcı Yorumları
Psikolog Destekleri
Merhabalar,Öncelikle bu düşüncelerin ve hislerinle başa çıkmanın ne kadar zorlayıcı olabileceğini anlıyorum. Hissettiğin suçluluk ve kendini yargılama hali, yaşadıklarınla yüzleşme sürecinde oldukça yaygın olabilir. Kendini bu şekilde hissetmen, bu duyguların ağırlığını daha da artırabilir. Bu yüzden, sana karşı şefkatli ve anlayışlı olmanın ne kadar önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. Her insanın geçmişinde pişmanlık duyduğu ya da tekrar yaşamak istemeyeceği deneyimler olabilir. Önemli olan, bu deneyimlerden ne öğrendiğin ve kendine nasıl bir gelecek inşa etmek istediğindir. Toplumun ve kültürün etkisi altında, özellikle cinsellikle ilgili konularda kendimizi yargılamak ve suçlamak kolay olabilir. Ancak unutma ki, herkesin kendi yaşam yolu ve deneyimleri vardır; bu seni sen yapan bir parçadır. Geçmişte yaşadıkların seni tanımlamaz, bu yüzden kendine karşı daha nazik olmaya çalış. Kendini cezalandırmak yerine, bu deneyimlerden çıkardığın derslere odaklanmayı deneyebilirsin. Kendini suçlamak yerine, kendine karşı şefkatli olmayı öğrenmek önemli bir adım olabilir. Şu anda yaşadığın şeyin temelinde bilişsel çarpıtmalar var gibi görünüyor. Yani, geçmiş yaşantılarını olduğundan çok daha ağır ve olumsuz değerlendiriyor ve bunların hayatındaki her şeyi mahvettiğini düşünüyorsun. Oysa, düşüncelerimiz her zaman gerçeği yansıtmaz. Şimdi bazı temel noktaları ele alalım:Kendini bu kadar suçlu hissetmene sebep olan şey ne? Bu duygu sana gerçekten mi ait, yoksa çevrenin, toplumun, dinî baskının ya da insanların söylediklerinin bir etkisi mi var? Eğer büyürken sana “cinsellik kötüdür”, “bir kadın asla böyle bir şey yapmamalı” gibi mesajlar verildiyse, şu an yaşadığın suçluluk tamamen öğrenilmiş olabilir. Peki, bu mesajlar ne kadar doğru? Bir insanın yaptığı hatalar ya da geçmişte yaşadığı şeyler onun tüm geleceğini belirler mi?Şu anki düşüncelerinde bir bilişsel çarpıtma var:• “Bunları yaptığım için artık hiçbir şeyi hak etmiyorum. ”• “İnsanlar benim hakkımda sürekli konuşuyor. ”• “Adım çıkmış gibi hissediyorum. ”Bu düşünceler gerçek mi, yoksa beynin sana sürekli en kötü senaryoyu mu gösteriyor? İnsanlar gerçekten sürekli seni mi konuşuyor, yoksa senin zihninde mi bu düşünceler dönüp duruyor? Çoğu zaman insanlar kendi hayatlarına odaklanır ve bizim hakkımızda düşündüğümüz kadar fazla düşünmezler. Geçmişi değiştiremeyiz ama ona bakış açımızı değiştirebiliriz. Şimdi kendine şunu sor:• Eğer bir arkadaşın aynı durumu yaşasa ona ne söylerdin?• Ona da “Sen hiçbir şeyi hak etmiyorsun” mu derdin, yoksa “Herkes hata yapabilir, önemli olan şu an nasıl biri olduğun” mu derdin?İnsanların ne düşündüğünü çok fazla önemsemek, özgüvenini ve kendine olan saygını etkileyebilir. Ancak unutma ki, herkes kendi hayatıyla meşgul ve çoğu zaman düşündüğümüz kadar başkalarının hayatına odaklanmıyorlar. Kendi hayatını, kendi doğruların ve değerlerin üzerinden şekillendirmek, dışarıdan gelen sesleri daha az önemsemeni sağlayabilir. İnsanların düşüncelerinin seni bu kadar etkilemesine izin vermemek, iç huzurunu bulmana yardımcı olabilir. Kendine karşı daha nazik ve hoşgörülü olmayı öğrenmek zaman alabilir. Bu süreçte, kendi düşüncelerini ve duygularını anlamaya çalışmak, onları kabul etmek ve onları yargılamadan gözlemlemek önemlidir. Düşüncelerini ve duygularını yazmak, onları daha iyi anlamana yardımcı olabilir. Yazmak, duygularını dışa vurmanın ve onları daha net görmenin bir yolu olabilir. Başkalarının düşüncelerine fazla önem vermek, seni en çok yoran şeylerden biri olabilir. Şunu unutma: Başkalarının senin hakkında ne düşündüğünü kontrol edemezsin. Ama kendi hayatını nasıl yaşayacağını seçebilirsin. Bazen insanlar dedikodu yapabilir, konuşabilir, ama bu senin hayatını mahvetmelerine izin vermen gerektiği anlamına gelmez. Bir süre sonra yeni dedikodular çıkar ve insanlar başka şeylerle ilgilenir. Unutma ki, senin değerini, başkalarının ne düşündüğü ya da geçmişte yaşadıkların belirlemez. Sen, kendi değerini kendin belirleyebilirsin. Özgüvenini yeniden inşa etmek zaman alabilir, ancak bu süreçte kendine karşı nazik ve sabırlı olmayı önemse. Kendini suçlamak yerine, geçmişteki deneyimlerinden ders alarak gelecekte daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam kurabilirsin. Unutma, sen değerlisin ve kendine inanmayı hak ediyorsun. 🌟Eğer bu düşüncelerle tek başına baş etmekte zorlanıyorsan, profesyonel bir destek almak (bir terapist, özellikle BDT yaklaşımı uygulayan biri) sana çok yardımcı olabilir. Sorunuz sizin için bir cevap olabildiyse, puanlayabilir ve görüşünüzü bizimle paylaşabilirsiniz. Bizlere sorularını yöneltmek isteyen başka arkadaşlarınız varsa onların da yararlanmasını sağlayabilirsiniz. Sağlıklı günler dilerim. Sevgiyle kalın. Psikolog Gönül Tanır DurmazGeri bildirimlerin bizim için çok değerli! Deneyimlerin doğrultusunda görüşlerini paylaşarak uygulamamızı daha iyi hale getirmemize yardımcı olabilirsin. Anketi doldurmak için;https://docs. google. com/forms/d/e/1FAIpQLScxgWm4W9JcJtslbdesSlSdkSgL8ss0XHesoYlNPxlhkBG6FA/viewform?usp=previewTeşekkür ederiz!
Merhaba Sevgili Danışan🌻Paylaştığınız durumun sizi nasıl etkilediğini anlamaya çalışmak ve bu konuda çözüm aramak, oldukça önemli bir adım. Bu alışkanlığınızın size hem kısa süreli bir rahatlama sağladığını hem de sonrasında pişmanlık ve endişe yarattığını ifade etmişsiniz. Bu döngü, sizi hem fiziksel hem de duygusal olarak yıpratabilir. Ancak bu durumla başa çıkmak için atabileceğiniz adımlar var. Gelin, birlikte bu durumu daha detaylı ele alalım. Stresli veya yoğun anlarda saçlarınızı koparma davranışınız, duygusal bir rahatlama yöntemi olabilir. Bunun, vücudunuzdaki “pisliklerden arınma” hissiyle bağlantılı olduğunu söylemişsiniz. Bu düşünce ve eylem, zamanla alışkanlık haline gelerek bir döngü yaratmış olabilir. Bu döngüyü anlamak, ilk adımda çok değerlidir. Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:Bu davranışı genellikle ne zaman yapıyorum?Hangi duygular bu isteği tetikliyor?Bu farkındalık, davranışınızın temelinde yatan duygusal nedenlere ulaşmanızı kolaylaştırabilir. Bu alışkanlığı kontrol altına almak ve zamanla azaltmak için şu yöntemleri deneyebilirsiniz:Stresli hissettiğinizde ellerinizi başka bir işle oyalamak faydalı olabilir. Örneğin:Bir stres topu sıkmak,Çizim yapmak ya da karalamalar yapmak,Yumuşak bir oyuncak veya dokusu hoşunuza giden bir kumaşla oynayabilirsiniz. Bu gibi alternatifler, saç koparma dürtünüzü başka bir yere yönlendirmenize yardımcı olabilir. Saçlarınızı koparma isteği geldiğinde bir süre durup hislerinize odaklanabilirsiniz. Nefes egzersizleri bu süreçte oldukça etkili olabilir. Örneğin, 4 saniye boyunca nefes alıp 4 saniye tutarak ve ardından 4 saniyede yavaşça vererek bedeninizi sakinleştirebilirsiniz. Saç koparma davranışınızın hangi durumlarda arttığını gözlemleyin. Ders çalışırken veya stresli anlarda yoğunlaştığını belirtmişsiniz. Bu anları tespit ederek, stresle baş etmek için daha sağlıklı yöntemler geliştirebilirsiniz. Örneğin, ders çalışmaya başlamadan önce kısa bir meditasyon veya rahatlama egzersizi yapabilirsiniz. Kendinizi arınmış hissetmek istediğinizde, duş almak, ellerinizi yıkamak ya da rahatlatıcı bir kokuya sahip bir krem sürmek gibi alternatif yollar deneyebilirsiniz. Bu, hem saç koparma davranışını azaltabilir hem de size rahatlama sağlayabilir. Davranışlarınızı bir anda tamamen değiştirmek zor olabilir, bu oldukça doğal. Bunun yerine, küçük ve yönetilebilir hedefler belirlemek daha etkili olacaktır. Örneğin, ilk etapta saçlarınızı kopardığınız süreyi kısaltmaya çalışabilir ya da yalnızca bir gün boyunca saçınıza dokunmamak için kendinize bir hedef koyabilirsiniz. Bu süreçte sabırlı olmak ve her küçük başarıyı takdir etmek çok önemlidir. Eğer bu davranış sizin günlük hayatınızı etkiliyor ya da kontrol etmekte zorlanıyorsanız, bir uzmandan destek almayı düşünebilirsiniz. Bir psikologla çalışmak, bu davranışın altında yatan duygusal nedenleri daha derinlemesine anlamanıza ve etkili yöntemler geliştirebilmenize yardımcı olabilir. Unutmayın, bu süreçte yalnız değilsiniz ve bu davranışla başa çıkmak mümkündür. Küçük adımlarla başladığınızda, zamanla bu alışkanlığı yönetme konusunda daha güçlü hissedeceksiniz. Kendinize zaman tanıyın ve bu süreçte elde ettiğiniz her küçük başarıyı kutlayın. Hayatta her bir zorluk, sizi kendinizi tanımaya ve daha güçlü bir birey olmaya bir adım daha yaklaştırır. Bazı davranışların kökeninde duygusal ya da zihinsel süreçler yer alır ve bu süreçler üzerinde çalışmak, uzun vadede size büyük bir fark yaratabilir. Örneğin, kendinizi daha rahatlatılmış hissetmek için geliştirdiğiniz bir çizim rutini ya da hoşlandığınız bir etkinlikle uğraşmak hem stresi azaltabilir hem de sizi mutlu edebilir. Unutmayın, bu alışkanlıklarınız sizi tanımlamaz. Siz, bu alışkanlığın ötesinde, her yeni gün kendinizi yeniden inşa etme gücüne sahipsiniz. Bu süreçte sabırlı ve kendinize karşı şefkatli olmayı unutmayın. Hedeflerinize ulaşmak için atacağınız her küçük adım büyük bir değişimin başlangıcı olabilir. Umarım cevabım faydalı olmuştur. Değerlendirilmesini istediğiniz farklı bir soru veya aklınıza takılanları sorabilirsiniz. 🌺Sevgiler,Psikolog Betül Canbel
Merhabalar Sevgili Danışan,Yaşadığın durumda, sosyal ilişkilerde zorluk yaşamanın ve yalnız hissetmenin yorucu bir deneyim olabileceğini anlıyorum. Kendini sıkışmış, yalnız veya dışlanmış hissettiğinde, bu durum oldukça bunaltıcı olabilir. Ancak unutmamalısın, bu duygular zamanla değişebilir ve sosyal ilişkiler konusunda daha fazla tatmin sağlayacak adımlar atabilirsin. Birlikte daha detaylı bakalım istiyorum. Sosyal bağlar kurmak için önce “kendini tanıman“ çok önemlidir. Kendi iç dünyanda nelerin seni huzurlu hissettirdiğini, nelerin seni mutlu ettiğini keşfetmek, başkalarıyla daha sağlıklı ve anlamlı ilişkiler kurmana yardımcı olacaktır. Bu süreçte, kendinle ilgili daha fazla şey öğrenmek için hangi aktiviteler seni gerçekten mutlu eder? sorusuna cevap arayabilirsin. Kendinle daha fazla vakit geçirmeye çalışmak, içsel bir denge oluşturmanı sağlar. Bir diğer önemli soru da, sosyal etkileşimde seni en çok zorlayan şeyin ne olduğunu anlamaktır. Kendini sosyal ortamlarda rahat hissetmene engel olan şey nedir? Çevrendeki insanlarla iletişim kurmak mı zor? Yalnız hissetmek mi seni engelliyor? Ya da belki de cesaret eksikliği mi var? Bunu anlaman, çözüm yollarını daha etkili bir şekilde bulmanı sağlar. Sosyal olmak, tek seferde büyük bir değişim yapmayı gerektirmez. Küçük ama anlamlı adımlar atmak seni daha fazla sosyal hale getirebilir. Örneğin, günlük hayatta tanıdığın birine selam vermek ya da küçük bir sohbet başlatmak, bir başlangıç olabilir. Sence, günlük rutininde insanların içine daha fazla dahil olmak için hangi basit adımları atabilirsin?Bir adım daha atmak gerekirse, seni rahatlatacak sosyal gruplara katılmayı düşünebilirsin. İlgi alanlarına yönelik etkinliklere katılmak, insanlarla ortak noktalar bulmak, seni daha rahat ve doğal hissettirebilir. Peki, hangi tür etkinlikler senin ilgi alanlarına hitap eder? Spor, sanat, ya da farklı kültürel aktiviteler olabilir mi?Sosyal ilişkilerde kendini daha rahat hissetmek, bazen sadece özgüven ile ilgili olabilir. Kendini rahat ifade edebilmek, başkalarına daha kolay açılabilmek ve sosyal bağlar kurarken kendini daha güçlü hissedebilmek için özgüvenini geliştirmen önemlidir. Kendine güvenmek, her etkileşimde daha güçlü durmanı sağlar. Sosyal ortamlarda kendine güvenini artırmak için neler yapabileceğini düşünüyorsun? Kendi güçlü yönlerini nasıl hatırlayabilirsin?İyi bir sosyal insan olmak, sadece konuşmak değil, aynı zamanda dinlemek ve empati kurmayı da beraberinde getirir. Karşındaki kişiye gerçekten ilgi göstermek, onun söylediklerine değer vermek, ilişkilerini derinleştirir. İnsanlar kendilerini dinleyen ve anlamaya çalışan kişilerle daha iyi bağ kurar. Peki, karşındaki kişinin bakış açısını anlamaya çalışarak daha sağlıklı iletişim kurmak, sana nasıl bir fayda sağlar? Empatinin gücünden faydalanarak, ilişkilerindeki bağları daha derin hale getirebilirsin. Ev işleri ve günlük rutinler seni çok yorsa da, bazen sosyal ilişkiler için zamanı önceliklendirmek önemlidir. Zamanını nasıl kullandığını gözden geçirebilir misin? Ev işlerine ayırdığın zaman kadar, ruhsal sağlığını da destekleyecek sosyal zaman dilimlerine ihtiyacın olduğunu unutma. Bu şekilde sosyal etkinlikler için yer açmak, seni daha rahat hissettirebilir. Sosyal becerilerini geliştirmede önemli bir adım da sağlıklı iletişim kurmaktır. Bu, duygusal olarak açık olmak, kendini ifade edebilmek ve karşındaki insanı anlamaya çalışmaktır. Kendini ifade etmekte zorlandığın durumlar oluyor mu? Bu durumlar sana nasıl hissettiriyor?Unutmamalısın ki, kendini keşfetmek ve sosyal bağlar kurmak, kişisel bir yolculuktur. Bu süreçte, her bir adım sana büyüme ve gelişme fırsatı sunabilir. Eğer mümkünse, bir psikologla çalışmayı da düşünebilirsin. Adım adım ilerleme ile sana yol gösterici olabilir. Sevgiyle,Psikolog İrem Bor
Psikolog Ekibimiz
Betül Canbel
Psikolog
Gönül Tanır Durmaz
Psikolog
İrem Bor
Psikolog
Ezgi Aydın
Psikolog
Fatma Gizem Bitgen
Psikolog
Şimal Aleyna Hız
Psikolog
Aysel Kacak
Psikolog
Ayşe Tuba Aksakallı
Psikolog
Melisa Sude KAV
Psikolog
Nuray Halaç
Psikolog
Sena Keşkek
Psikolog
Berrak Kibaroğlu
Psikolog
Psikoloğa neden yazılı soru sormalıyım?
Yazılı olarak soru sormak, kullanıcıların kimliklerini gizli tutmalarına olanak tanır. Bu, özellikle hassas veya kişisel konuları paylaşırken, bireylerin kendilerini daha rahat hissetmelerine yardımcı olabilir.
Yazılı iletişim, kullanıcıların düşüncelerini ve duygularını ifade etmeden önce düşünmek için zamanları olduğu anlamına gelir. Bu, karmaşık veya derin konuları ele alırken, duygularını ve düşüncelerini daha net bir şekilde ifade etmelerine yardımcı olabilir.
Yazılı sorular, kullanıcıların herhangi bir yerden ve herhangi bir zamanda psikolojik destek arayabilmesi için büyük bir esneklik sunar. Bu, yoğun çalışma saatleri olan veya uzak bölgelerde yaşayan kişiler için özellikle yararlı olabilir.
Yüz yüze danışmanlık, bazı kullanıcılar için yüksek stresli olabilir. Yazılı olarak soru sormak, bu tür bir baskı olmadan, kendi hızlarında ilerlemelerine izin verir.
Herkes rahatlıkla konuşma seanslarına katılabilecek bir durumda olmayabilir; engelli bireyler, dil bariyeri olanlar veya konuşma bozukluğu yaşayanlar için yazılı soru sormak daha erişilebilir bir alternatif sunabilir.
Psikologlar, yazılı sorulara verilen cevapları hazırlarken daha fazla kaynak ve bilgiye başvurabilir, böylece daha detaylı ve kapsamlı geri dönüşler sunabilirler.
Yazılı olarak soru sormak, bireylerin kendi düşüncelerini ve duygularını derinlemesine keşfetmelerine ve ifade etmelerine yardımcı olur. Bu süreç, kendi kendine farkındalık ve kişisel büyüme için değerli bir fırsat sunabilir.
Kullanıcılar, günün herhangi bir saatinde, kendi uygun oldukları zaman diliminde sorularını yazabilirler. Bu, özellikle zaman kısıtlaması olan veya değişken programlara sahip bireyler için önemli bir avantajdır.